‘Milli, yerli bir teröristim’
ERK ACARER ERK ACARER

Oyları çaldırmama gayesiyle çıktığımız yolda vekilleri kaptırdık.

Oyumuzla, paramızla, pulumuzla rezil rüsva olduk.

Modemin üzerine kırlent attık, yanıp sönen yeşil ışıkları izliyoruz. Bunun için ayda 49.90 ödüyoruz. Türkiye'de her şey pakete dahil.

Ama... Zaten gazeteci 'nette' de değil sokakta güzel. Yazı işleri masasından ranzaya... Cumhuriyet'in tutuklu Genel Yönetmeni Murat Sabuncu'nun kulakları çınlasın.

Soruların peşinde koşmaya itina ediyoruz.

Türkiye çelişkiler ülkesi... Antep, çelişkilerin derinleştiği yer. Sanki Türkiye'nin enteresan bir özeti. 101 kişinin yaşamını yitirdiği Gar Katliamı’nın ilk duruşması Ankara'da görülecek. Alandan dosyaya bir nabız harekâtı. Antep'ten başlıyoruz.

Akşamüzeri, Yunus Durmaz'ın kendini patlattığı evin bulunduğu Çağlayan mahallesinde dolaşıyoruz. Bir yandan yoksulluğun izlerini sürüyoruz. Mahallede çocuklar koşturuyor. Kapı önlerinde üçerli beşerli gruplar. Kadınsız dar sokaklar, boyasız sıvalı evler... Polisin 'giremediği' yerler. Soruyoruz: "Değişen ne var?" Antep Belediye Başkanı Fatma Şahin'e nazire olsun diye verilen cevaplar: "Değişen ne olacak, aynen devam!"

'Yok' denilen IŞİD'ciler, 'Yok' denilen mahalleler için başından beri bu dosyaları takip eden avukatlardan bilgi alıyoruz. Gerçekten yok! FETÖ soruşturmasından, 'düğün patlamasından bu yana', IŞİD'le ilgili bir takibat yok. Devlet 'kendi' derdinde!

Antep'te bir Kürt mahallesi; Cinderesi. IŞİD'in az ilerisi... Sokakta iki akrep, bir TOMA! Dört bir taraf boş, insanlar evde olmasına karşın orası öyle 'burası' böyle... Önlem alınmış!

Zeugma'da izlenim yazamaz, Tahmis Kahvesi'nde değişik kahvelerden geçmişe uzanamaz, baklavanın yapılışını, iki bin yıllık tarihini anlatamazsın... Cihatçı mahallelerinde dolaşıp katliamların izlerini sürer; "İnsanlar parçalanırken neden önlem alınmadı?" diye sorar, iddianamelerden ölüm çeteleleri tutarsın.

Ortadoğu’da insan olmak, hızla Ortadoğulaşan Türkiye'de gazetecilik budur.

Bir kuplede beraber Ortadoğululaşalım. İddianame...

Ankara Katliamı‘nadan iki ay önce yakalanan IŞİD'in 'teknoloji emiri' Ersan Çelik'in ifadesinin bir bölümüne ilginç satırlar yansıyor. Türkiye'ye, 25 kiloluk bombalar yerleştirilmiş iki casus maket uçakla saldırı yapmayı düşündüklerini belirten 'teknolojik emir' "Eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?" sorusuna şu yanıtı veriyor: "Ben Suriye'ye PKK terör örgütü ile mücadele etmek amacı ile gittim. Ben Türkiye için herhangi bir eyleme katılmadım. Ben ne yaptımsa ülkem için yaptım. Basından duyduğum şehit haberleri beni bir Türk genci olarak bir şeyler yapmaya itti..."

Bir kademe sonra; "Biz vatanımıza, milletimize bağlı Atatürk milliyetçisi IŞİD'ciyiz" derler mi derler!

Mesele anlaşılıyor değil mi?

Herkes anlamış zaten... IŞİD'ci bile! Ben 'milli' ve 'yerli' teröristim diyor.

Ne çelişkiler neler neler... Antep, Türkiye'yi anlatıyor. IŞİD mahallesine polis giremiyor. E giremeyince kimseyi göremiyor. Zaten aylardır FETO operasyonlar var, IŞİD kimin umrunda.

Murat Sabuncu'nun kulakları çınlasın. Gazeteci 'net'te ya da ranzada değil sokakta güzel. Yaklaşık iki sene önce soruyor: "Kardeşim Antep'te ne oluyor?"

Cevabı bugün de aynı: "Bi şey yok abi aynen devam."

Bizi soruyorsan, 'ömrümüzün' yettiği yere kadar gazeteciliğe devam.