Mısır seçimlerine dair gözlemler
01.04.2018 09:29 BİRGÜN PAZAR
Herkes sonucu kabullenmiş gibi. Oy verenlerin çoğunluğu daha yaşlı ve geleneksel kesim. Mısır nüfusunun %61’i 30 yaş altında ve gençler oylamaya daha az ilgi gösteriyor

Cüneyt Göksu - Araştırmacı

Bir vesile ile Kahire’de iken Devlet Başkanlığı seçimlerine denk geldim, bazı izlenimlerim oldu. Mısır’da ki bu son seçim ve kampanyası bana iki konu hatırlattı.

İlki, 1980’lerin Türkiye’sinde askeri darbe sonrası yapılan seçimler. Birkaç on yıl geriye gidersek, Kenan Evren darbeyi yapmış, Devlet Başkanı olmuş, sonrasında yeni anayasa oylaması gerçekleştirmiş, ardından da Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı olmuştu.

4 Kasım 1983’te seçimlere iki gün kala TRT’de üstü kapalı bir biçimde Anavatan Partisi (ANAP) lideri Turgut Özal’ı eleştiren bir konuşma yaptı. Aslında bu hareketi ile askeri yönetimin güdümündeki Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin (MDP) oylarını artırmaktan çok askeri yönetime duyulan tepkiyle Turgut Özal’ın oylarını artırmayı hedeflemişti. Ama konunun anafikri, yaptığı darbe sonrası, demokrasiyi, insan haklarını, kazanımları, özgürlükleri askıya alan bir darbeci komutan, kendi çalıp, kendi söylediği bir seçimle cumhurbaşkanı seçildi, tasarladığı parlamenter sistemi ve siyasi partileri de ülkenin merkezine çakmıştı.

Mısır’daki seçimlerin bana hatırlattığı ikinci konu ise bir çocukluk anım. Türkiye’nin bir başka dönemiydi. İranlı yazar Samad Behrengi’nin Türkçe’ye çevrilmiş çocuk kitaplarını okuyup beynimizin şekillendiği dönemler. O yıllardan bir çizgi roman hatırlıyorum.

Hayali bir ülkede seçimler yapılmaktadır. Ülke de tek aday vardır. Her yerde aynı ve tek adayın afişleri asılı, kampanyalaları yapılmaktadır. Afişlerin bir kısmında adayın sola bakan portresi, bazılarında sağa bakan portresi vardır. Kampanya şöyle yapılmaktadır.

Oyunu sağa bakan adaya ver.

Oyunu sola bakan adaya ver.

İzlenimlerime göre Mısır’da da seçimler tam da bu şekilde yapılmakta. Her yer Sisi afişleri ile dolu, belirgin bir rekabet olmayınca sokaklarda bir heyecan da yok. Bir rakip aday var ama o da Sise’ye hayran olduğunu açıklayan bir Parti’den yapılan göstermelik bir figür, Moussa Mostafa.

Herkes sonucu kabullenmiş gibi. Oy verenlerin çoğunluğu daha yaşlı ve geleneksel kesim. Mısır nüfusunun %61’i 30 yaş altında ve gençler oylamaya daha az ilgi gösteriyor. Kahire’de bir kafede konuştuğum 19 yaşındaki Ahmad, 3 defa devalue olmuş Mısır Poundu yüzünden feci durumdaki eknonominin vurduğu gençlerden. Sadece ekonomik beklentiler içinde olduğundan oylamaya katıldığını söylüyor.

Oylamaya katılımı arttırmak için, en çok oy kullanılacak bölgelerde su ve kanalizasyon altyapısının iyileştirilmesine öncelik verileceği, boykot edenlerin 500 Mısır Poundu (yaklaşık 20 Avro) ile cezalandırılacağı açıklandı.

Sisi’nin seçileceği kesin ama katılımın yüksek çıkması, dolayısı ile gerçekten “seçilmiş” lider olduğunu kanıtlamak için uğraşılıyor. Resmi basında sıraya girmiş oy kullanmayı bekleyenler, gelin/damat olarak oy kullanan çiftler, tekerlekli iskemle ile gelenlerin fotoları göze çarpıyor. Yine bir yemekte tanıştığım 22 yaşında, ismini vermek istemeyen bir genç insana göre, oy verme istasyonlarında danslar ve şarkılar eşliğinde oy veren yaşlı insanlar tarihten hiç birşey öğrenmemişler. Heliopolis istasyonunun yakınında oturan bu genç oy vermeyeceğini, çünkü kendisinin ve fikirlerinin bu ülke için bir önemi olmadığını, bu denklemin bir yerinde oturmadığını, sesinin duyulmadığını düşünüyor. Oy verenleri yargılamadığını ama liderlere bu şekilde sınırsız özgürlük, “carte-blanche”, verildiğinde, bu liderlerin yaptıklarından yine bizlerin sorumlu olacağını düşünüyor.

Seçilmesi garanti olan ve Demokratik(miş) gibi duran kozmetik seçim, Sisi’nin ulusal ve uluslararası görüntüsünü güçlendirmek için yapılıyor, biraz da adet yerini bulsun diye. Ama sokaklardaki “yalaka” afişler gözden kaçmıyor.
Sisi, Mısır’ı yöneten ilk askeri diktatör değil. Cemal Abdünnasır, Enver Sadat, ve Hüsnü Mübarek gibi eski başkanlar hep asker kökenliydi. 1,2 milyon aktif personeli olan orduyu kontrol edebilen bir başkanın ülkeyi ve ekonomiyi de yönetmesi bu anlamda kolay oluyor.

Bir başka yorum ise aslında Sisi’nin, ekonomik koşullardan dolayı popüleritesinin düştüğü ama insanların artık çaresizlikten oy verdiğini söylemesi. Mısır’da her ülkede olduğu gibi gelir dağılımı eşitsizliği zirve yapmış durumda. Bir tarafta gösterişli AVM’ler, diğer tarafta Kahire’nin o eski, kültür zengini ama bakımsız sokaklarındaki çöp yığınları, yorgun insanlar.

Gençlerin yaptığı bir isim listesi var, Sisi’nin rakipsizliğini gösteren. Fotoğraf ve ses kaydına izin vermediler o yüzden kağıda not alabildim ancak. Bakın Sisi’nin olası rakiplerinin başına neler gelmiş:

1- Ahmed Konsowa, albay, başkan adaylığını açıkladıktan sonra 6 ay hapse mahkûm olmuş.

2- Sami Anan, emekli albay, Sisi aleyhine kampanya yapınca 30 arkadaşı ve ailesi ile tutuklanmış.

3- Eski Başbakan, Ahmed Shafiq, kampanya yürüteceğini açıklayınca, Birleşik Arap Emirlikleri’nden sürülmüş.

4- Eski Başkan Sedat’ın yeğeni de mevcut korku ikliminden dolayı adaylığını geri çekmiş.

5- Sosyal medya üzerinden kampanya yürüten avukat, insan hakları aktivisti, Khaled Ali’de Anan’ın başına gelenlerden dolayı adaylıktan çekilmiş.

Sonuç olarak bu karşıt görüşlülerin yaptıkları bir boykot çağrısı da var ki bu konuda seslerini yükselten 13 kişi tutuklanmış durumda.

Havalimanı yolunda ise taksici Hossam ile konuşuyorum. Seçimleri ‘monkey business’ olarak adlandırıyor. Hossam’a göre Mısırlıların %25’i oy vermeyecek. Sisi’yi sevmedikleri ve başka da alternatifleri olmadığı için. Ekonomik olarak Mübarek’ten beri fiatların dört kat arttığını, Mısır’ın doğal kaynaklar, kültür ve tarih gibi birçok alanda zengin bir ülke olmasına rağmen, fakirleşmelerinin herkesi mutsuz ettiğini ama bunu herkesin içinde de konuşamadıklarını söyledi.

Ordu ve polisi kontrol eden Sisi, aslında bir korku imparatorluğu kurmuş durumda. ‘Müslüman Kardeşler’in artık bir tehdit olmadığını, destekçilerinin de etkisizleştirildiği görüşünde.

Hossam demokrasiye inanıyor ama ülkesi için bunun yakın gelecekte olmayacağını düşünüyor.

Bütün bunları üst üste koyunca, Mısır seçimlerinin, yazının başında bahsettiğim çizgi romandan farkı yok. İnsanlar çaresiz, sessiz ve sindirilmiş. Alternatif basın ancak sosyal medyadan sesini duyuruyor.