Monte Kristo Kontu
Eyüphan Erkul Eyüphan Erkul
Bir mazlumun hikâyesi, Ezel dizisi. En yakın dostlarının ‘komplosuyla’ hapislere atılmış, haksızlığa uğramış, suçsuz bir adamın hikâyesi. En yakın arkadaşlar

Bir mazlumun hikâyesi, Ezel dizisi. En yakın dostlarının ‘komplosuyla’ hapislere atılmış, haksızlığa uğramış, suçsuz bir adamın hikâyesi. En yakın arkadaşları ve sevgilisi Eyşan’ın onu hedef göstererek cinayetten içeri attırmasıyla başlıyor herşey. Ezel, uzun zaman hapiste yattıktan sonra, nedense adına Hayata Dönüş Operasyonu denen, hükümetin zindanları fethetmek için düzenlediği akınlar sırasında, yaşanan kargaşadan yararlanarak kavuşuyor özgürlüğüne. Kaçışın ardında hapishanede tanıştığı yaşlı ve ‘ağır abi’nin yardımı vardır aslında ve biz seyirciler bunu sonradan anlarız.
Ezel, dışarı çıktığında estetik ameliyatla yüzünü değiştiriyor ve ağır abinin söylediği adresteki serveti alıp doğruca Kıbrıs’a yol alıyor. Dışarıda olmak, özgür olmak ona yetmiyordur, yaşadığı kişisel dram onu hep takip ediyordur. Kıbrıs eski dostunun sevgilisiyle evlenip yaşadığı yerdir ve intikam için ağlarını örmeye başlar. Ezel, intikamını almak için ilk akla gelenleri yapmaz, derinden ve inceden inceye hesaplanmış bir hesap sorma planı oluşturur önce onların yakın dostu olur, devamına bakacağız artık!
BU HİKÂYE ÇOK TANIDIK
Buraya kadar her şey iyi hoş da, bu hikâye size de tanıdık gelmiyor mu?
Yakın arkadaşının onu haksız yere hapse attırması, yine o yakın arakadaşının sevgilisiyle evlenmesi, hikâyenin önemli yanının bir adaya bağlı olması, baş karakterin hapishanede yaşlı bir adamla tanışıp kaçış planları yapması... Hayır meseleye birde Napolyon döneminin siyasi atmosferini yansıtabilseler meseleyi tam anlayacağız ama senaristler bu gerçeği bizden gizliyor! Çünkü bu hikâye bizim çok iyi bildiğimiz Monte Kristo Kontu. O ada aslında Elbe Adası, o adamın adı aslında Dantès ve ona ihanet ederek evlenenler aslında Mercedes ile Fernand.
İYİ DİZİ
Tüm bu tadsızlığa rağmen Ezel sıkı ayıklanmış, sıkı elenmiş, sıkı tırtıklanmış hiç de fena olmayan uyarlama! Evet hikâye özgün değil, bir nevi roman uyarlaması, bu canım memleketimin son dönem trendi, idare edilim artık! Üstelik bu sayede mazlumun hakkını arama serüvenindeki karanlık dehlizlerin her dönem izlenebilir olduğunu görüyoruz ve şimdi bu gerçeğe bu bahaneyle, bir kere daha şahitlik ediyoruz. Keşke, sadece bildiğimiz klasik bir romanın formunundan feyz alıp yapabilselerdi daha etkili olacaktı fakat tercih etmemişler.
Yerli dizilerin her türlü klişeleşmiş reji uygulamasına rağmen, ışığın, müziğin sıradan kullanılmasına rağmen Ezel izlenebilir ve ‘iyi’ bir yapımdır diyebiliriz. ‘İyi olması’ daha çok oyunculuklardaki başarıyla öne çıkıyor, özellikle de Kenan İmirzalıoğlu’nun oyunculuğuyla.
GÖNÜLLERİN KONTU
İzlenme oranları, şimdiden bir hayli hayran kitlesinin oluşması, çoğu semtte yayın saatinde kahvehanelerin boş olması Kenan İmirzalıoğlu’nun bir medya değerinin yanında bir marka değerinin de olduğunu bir kere daha kanıtladı.
Anladık ki, memleketin bu müstesna oyuncusu, pek de özenilmemiş bir hikâyeyi bile alıp sürükleyebiliyor. Hiç kuşkusuz şu an memleketin tek büyük starı Kenan İmirzalıoğlu. Ezel, bunu bir kere daha kanıtladı. Anlaşıldı ki, o sadece Elbe Adası’nın Monte Kristo Kontu değil, gönüllerin de kontuymuş, tek başına bir orduymuş.