Mugabe’nin 21 stratejisi
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ

Başucu kitapları ve Havalimanı kitapları kategori olarak apayrı dursa da benzerliğinden şüphe ederim. Ciddi kitapları başucumda tutarsam uykum kaçar. Belki de kavram bizim endüstriyel koşuşturmacamıza uygun değil.

Uykusu gelsin diye kahve içen vardır. Korku filmi de denenebilir. Sesini kapatıp altyazı ile izlerseniz pek çok korku filmi yarısında uyutur. Bazen uyku kaçırsın diye “baş ucuna” kitaplar konabilir. Öyle vasat bir kitap buldum geçenlerde: Mugabe’nin 21 diktatörlük stratejisi başlıklı. Yazar John Chibaya Mbuya belli ki Zimbabweli muhalif birisi. Doktorasını İngiltere’de yapmış.

Kesin ona da ‘İngiliz ajanı’ diyorlardır oralarda.

Yazar 21 maddede Zimbabwe’nin iki hafta önce devrilen diktatörünü anlatıyor. Bunu yaparken aslında bir şablon da çıkarıyor. Bunu kullanarak bir diktatörlük ölçeği bile yaratılabilir.

Diktatörün stratejilerinin birincisi devletin tüm organlarını politize etmek. Buna örnek, anayasa mahkemesinden mahalle muhtarına kadar her yerde bir kutuplaşma yaratmak olabilir mi?

İkincisi, formda kalmak. Mugabe’nin son zamanlarda bütün mitinglerde, hatta kendi konuşmaları sırasında uyuyakalması bu prensibi giderayak ihlal ettiğini gösteriyor.

Üçüncüsü, gençleri güçsüzleştirmek. Ellerinden her türlü ‘gerçek’ siyaset imkanını almak da buna dahil.

Dördüncüsü, kendini yeniden pazarlamak. Önce özgürlük savaşçısı, tutsak, sonra bağımsızlık lideri ve sonra Beyazlara karşı toprak savaşı veren lider ve son demlerinde de ihtiyar diktatör olmak bu menüye uyar sanıyorum.

Beşinci kural basit. Devletin imkanlarını kullanarak oy çalmak.

Altıncısı, muhalefete karşı acımasız olmak.

Yedinci strateji altıncı ile karışıyor: rakiplerini tehdit etmek, onlara davalar açmak, soruşturmalar açmak.

Sekizincisi denenmemiş taktikler denemek. Mugabe, Osmanlıcı veya Atatürkçü olmadı ama eminim pek çok başka şey olmuştur ve onun da trol ordusu vardır.

Dokuzuncusu halka korku salmak: Orada burada bomba patlatmak, patlatılmasına göz yummak, darbe girişimlerini abartmak.

Onuncusu Orwell’in hayal gücünü gölgede bırakacak bir gözetleme sistemi kurmak.

On birincisi vatandaşını dilenci yapmak. Onlara en temel ihtiyaçlarını sadaka kıvamında dağıtmak buna örnek olabilir ama makarna şart değil.

On ikincisi toprağı siyasi araç olarak kullanmak. Mugabe’nin esbabımucibesi toprak reformu olduğu için bu önemli. Ama tahmin edersiniz ki topraktan betona veya asfalta geçiş o kadar zor değil. Bir diktatör duble yollarla Zimbabwe’yi otoyol manyağı yapabilir.

On üçüncüsü sanayiyi sıkı kontrol altına almak. Bunun da bilumum yolları mevcut. Maliye müfettişleri, ihale tiyatroları ve paralel havuz medyası Zimbabwe diktatörüne her türlü imkanı sunar.
On dördüncü strateji fabrikalara, işletmelere el koyma tehdidini kapsıyor. Zimbabwe diktatörü ve diktatörün iktidar ajanları her an malınıza mülkünüze el koyabilir.

On beşincisi yine pek çoğumuzun iyi bildiği bir strateji: bütün anahtar pozisyonlara tanıdıkları, eşi dostu atamak ve hepsini zengin etmek. Örneğin Mugabe’nin oğlu Batman’in ünlü arabası Batmobile ile Dubai’de okulunda arkadaşlarına gösteriş yaparken, damadı ve bilumum akraba, dünür torba sosyal medyada lüks hayatlarını paylaşıyorlar.

On altıncı strateji devlet bankalarını kendi özel bankan gibi kullanmak. Her türlü kirli işini de bunlar üzerinden görmek.
On yedincisi ise kendi partine sadık bir ordu oluşturmak. Bunun adı Mugabe’nin 5. Tugayıydı.

On sekizinci strateji ise işler kötü gittiğinde İngiltere’yi suçlamak. Bu maddeyi çeşitli iç düşman-dış düşman soslu komplo teorileriyle zenginleştirmek mümkün.

On dokuzuncu strateji is rakiplerinin dengesini bozmak. Burada her yol mübah; kasetler, cinayetler...

Yirminci strateji halkını bir lokma ekmeğe muhtaç bırakmak. Bu yukarıdaki ‘halkı dilenciye çevirme’ stratejisi ile elele gidiyor.
Yirmi birinci strateji ise muhalifleri dövmek ve öldürmek. Buna genel olarak muhalefete eziyet de diyebiliriz. Bunun içine parti yöneticilerini hapse atmak, seçilmiş vekilleri tutuklamak, linç ettirmek ve daha nice yöntem giriyor.

Mugabe, 93 yaşında iktidarı ordunun zoruyla bırakmak zorunda kaldı. İktidarı böyle bırakmasa karısı veya yardımcısı tarafından el konulacaktı. Zimbabwe onu kolay unutamayacak. Pek çok başka diktatör gibi dünyanın başka yerlerinde de hatırlanacak muhakkak.

Mugabe’nin diktatörlüğü iktidarının üçüncü döneminde, yani ustalık döneminde geldi. Bu ‘ustalık’ döneminden uzak durmak gerekiyor belli ki. İcraatı diktatörlüğün alfabesine uygun oldu. Tek parti, tek lider, tek program dedi ve ulusunun güvenilir tek temsilcisi oldu. Bireysel özgürlükleri menüden kaldırdı. Biat, itaat ve ihbar esas oldu. Ulusunu yüceltti. Küba’ya cami yapmaya kadar gitmedi ama peygamber olmasına ramak kala durdurdular. Askerlik ve savaş ana temalar oldu. Devletin bekası dindar nesillere havale edilirken her şey de devlete adandı. Kim muhalefet etmeye kalkarsa o devleti yok etmeye çalışıyor sayıldı.

Irkçılık da diktatörlerin göz bebeği. Mugabe’nin ırkçılığı ülkedeki beyaz azınlığa karşıydı. 37 yıllık iktidarı sonunda muhtemelen ne yaptığını hatırlamaz vaziyette tahtından indirildi.

Darısı başkalarının başına. Yukarıdaki 21 maddeden en az yarısını etrafınızda gözlemleyebiliyorsanız ve yapayalnızsanız yere çökün, göz temasından kaçının ve sessizce oradan uzaklaşın. Çünkü Zimbabwe’de olmayabilirsiniz.
İyi haftalar ve bol şanslar.