Muhalefet ne iş yapar?
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Yiğidin hakkını yiğide vermeliyiz!..
Erdoğan; “ben her gün gündemi belirleyemezsem başbakan olamam.” diyor.
Çok doğru!..
Şayet halkın taleplerinin çözümüne katkı sunan, onun ret ettiği çözümlere kulak veren ve nihayet toplumsal tepkilere önderlik yapan bir muhalefet yoksa gündemi Başbakanlar belirler!..
Hele hele o başbakanlar, tek adam olarak ülkeyi yönetiyorsa, her sabah aklına gelen her söz, kamu yöneticileri tarafından emir telakki ediliyorsa orada gündem, aslında başbakanın ta kendisidir!..
****
Son beş yılda Erdoğan bu konuda hayli mesafe aldı.
Deneyim kazandı.
Ama asıl ona bu olanağı veren, ele geçirdiği “ medyanın” olduğunu kabul etmeliyiz.
Erdoğan’ın böyle “yandaş “ bir medya yaratmada ki başarısını öncelikle kutlamak gerektiğini de belirtmeliyiz.
Muhalefet Partilerinin sızlanmaktan başka bir şey yapamadığı bir ortamda yasalara rağmen, bu gücü ele geçirmesi aslında demokrasi için ciddi bir tehlike olmaktadır.
****
RTE geçen hafta başında, samimi duygularını dile getirerek demokrasinin vazgeçilmez niteliği olan “kuvvetler ayrılığını” istemeyen sözler etmişti…
Şayet bu sözleri “demokrasisi ortalama düzeyde” olan bir ülkenin başbakanı söylemiş olsaydı, çoktan istifa ettirilmişti.
Oysa bizim Başbakanımız, hızlıca gündem değiştirerek kendini gizlemesini bildi…
****
Evine konulan “böcek mikrofonları” kamuya açıklayarak, hem mağduru oynadı, hem de yeni hedefler gösterdi.
Cemaatle olan kavgasını ayyuka çıkararak rakibini yandaşlarının önüne attı!..
Yani bir taşla iki kuş vurdu…
****
Özellikle yandaş medya bunun üzerine atladı ve ortalık birden karıştı.
Oysa Deniz Baykal, MHP’li yöneticiler ve Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi davaların sanıkları, bu hukuk dışı dinleme yöntemi ile suçlanarak yargılanmakta, kısaca mağduriyetleri devam etmekteydi…
Bu olaylar bir çırpıda unutuldu, başbakanın dinlenmesi öne çıktı.
****
Evet Başbakanların dinlenmesi son derece vahim bir olaydır!..
Ancak bu iktidarın yarattığı yasa dışı iklim, herkesin dinlenerek suçlanmasına fırsat veriyor.
Ülkede demokrasi dışı anlayışın sürmesi, yargının adaleti oluşturmasını ve yürütmenin de yasadışı faaliyet gösteren suçluları bulmasını engelliyor.
Yani Başbakan, “etme bulma!” özdeyişini yaşıyor…
****
Başbakanın ortaya koyduğu yeni gündeme gelirsek, o daha da vahim.
ODTÜ’de açıkça orantısız güç kullanan polis, şiddete başvurarak hem gençlerin gösteri hakkını ihlal etti, hem de öğrencileri tahrik ederek yeni bir huzursuzluk kaynağı olarak görülmelerine neden oldu…
İlginçtir ilk kez İç İşleri Bakanı, “polisin orantısız güç “ kullandığını itiraf etti.
****
Ancak dün YÖK’e bağımlı olan bazı Üniversite rektörleri, Başbakanı kollayan, ODTÜ öğrencilerini ve öğrencilerine sahip çıkan yöneticilerini kınayan bildiriler yayınladılar.
Hemen sonra o bildirilerin habersiz ve haksız olduğunu dile getiren aynı üniversitelerin öğretim üyelerinin açıklamaları da ortaya çıktı…
Başbakanlarına arka çıkmaya çalışan bakanların da talihsiz beyanlarıyla iş alevlendi.
Aslında Erdoğan’ın istediği de buydu!..
”Kuvvetler ayrılığına” karşı çıkarak, demokrasiyi özümsemediğini bir kez daha öğrendiğimiz Başbakanın gerçek düşüncelerinin üzerine, yine bir kara örtü örtüldü.
****
ODTÜ’deki gençler, Türkiye’nin gözünü bir defa daha açtılar.
Ülkeyi demokrasiyi araç olarak kullananların yönettiğini,
Halka ihanet içinde olanların hemen birleşebildiklerini,
korkanların gücün arkasına saklandığını ama cesur ve kararlı gençlerin bu oyunu bozabileceğini gösterdiler!..
Onların her zaman bağımsız ve yurtsever olduklarını biliyorduk!..
Dün, yeniden bu gücü gördük!..
Gençler, sanatçılar, ezilen halk uyandıkça bu günkü iktidarın sürekli gündem değiştirmesi de fayda etmeyecek!..
Tek adamlık dönemi bitecek!..
Sahi bu arada muhalefet Partileri nerede?..