Anasayfa KÜLTÜR SANAT Mükemmel Bir Gün: Kuyudaki ceset

Mükemmel Bir Gün: Kuyudaki ceset

Adı “Mükemmel Bir Gün” olan bir filmi beğenmemek mümkün mü? “Sağolun, varolun, iyi bir gazete çıkarmak için elimizden geleni yapıyoruz işte. Teveccühünüz, biraz abartmışsınız, henüz mükemmel değiliz ama o gün de gelecek. Yalnız BirGün bitişik yazılıyor”, demek geçti içimden. Dedim, nitekim.

“Mükemmel Bir Gün” Yugoslavya iç savaşının son günlerinde geçiyor. Filmin kahramanları Yugoslavlar değil fakat. Orada yardım faaliyetlerinde bulunan bir grup Birleşmiş Milletler görevlisi. Bunlar, savaşın bütün yıpratıcılığına karşı mizahı bir tür direniş yöntemi olarak geliştirmiş olan bir grup insan. Fakat ne kadar mizaha sığınsalar da yaşam koşulları çok ciddi ve çok sert. Neyse ki mizahla birlikte bir sinik duyarsızlık geliştirmemişler, ellerinden geldiğince hayata pozitif bir müdahalede bulunmaya çaba harcıyorlar.


Filmin iki kaşarlanmış erkeği var. Birini Benicio del Toro (filmde Mambru), diğerini Tim Robbins (filmde sadece B) canlandırıyor. Mambru ekip lideri. Yıllardır bu tarz bölgelerde bulunmaktan kendisine hiçbir düzen kurmamış olan B’nin, dolayısıyla ailesi filan yok. Mambru’nun bir karısı var. Mambru’nun eski sevgilisi Katya (Olga Kurylenko) da ekibe katılınca, Mambru, Katya ve uzaktaki eş arasında bir gerilim hattı oluşuyor.
Ekibin film boyunca temel sorunu ise, içine atılan cesetle “kirletilen” bir kuyuyu temizlemek ve yöre halkına temiz ve bedava su sağlamak. Kuyuyu kirletenler parayla su sağlamayı da biliyorlar çünkü. Ama cesedi çıkarmak için ip gerek ve ipi bulmak da, o günün koşullarında hiç kolay değil…

Araya başka hikâyeler ve başka kahramanlar da giriyor. Saf ve deneyimsiz ama sebatkâr Fransız yardım görevlisi Sophie (Mélanie Thierry) gibi. Bir başka kahraman da annesi ve babasından kopmuş bir küçük çocuk.

Bütün bu hikâyeler gevşek bir biçimde birbirine tutturulmuş ve fakat film akıcılığını yitirmiyor. Doğrusu filmin iki kusuru var. Birisi, açıkçası filmin fazlasıyla erkek bakış açısından veriliyor oluşu. Filmin iki kadınının birbirleriyle fazla ilişkileri yok. Kurylenko örneğinde erkeklerin cinsel ilgisinin odağı olmanın ötesine pek geçememek söz konusu. Thierry’nin rolü ise fazlasıyla çocuksu. Bunların dışında film şu önemli soruyla da hiç uğraşmıyor: Eskiden farklı etnik gruplardan insanlar birbirleriyle evlenirken ve bu bir sorun oluşturmazken, bir anda nasıl her şey değişti? Savaşı kimler, nasıl körükledi? Barış mümkün değil miydi?

İyi oyunculuklarıyla, akıcılığıyla, mizahıyla ve zaman zaman dokunaklı anlarıyla keyifle izlenen film nihayetinde derin bir iz bırakmadı bende. Ama tavsiye ediyorum.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

11,389AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Batık kredilerde şok artış

İktidarın özellikle seçim dönemlerinde “müjdelerle” açıkladığı kredilerin kamu bankaları üzerindeki yükü büyüyor....

Devlet, firmalar, yurttaşlar: Herkes borçlu

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin nisan raporu Türkiye’nin borç gerçeğini yeniden hatırlattı....

Hem yalnız hem çaresiz: Bahtsız kaleciler

Geçen yazıda büyük umutlarla transfer edilmiş, sonrasında hüsranları yaşamış, yaşatmış golcüleri yazmıştım. Atamayanları bir...

Önce insan vardı

Önce doğa vardı. Canlı cansız bu âlemde yaşardı. Sonra 200-300 bin yıl...

Kapitalizm ve emperyalizm

Yunanistan’da Syriza’nın seçim yenilgisini ve Türkiye’nin S-400 füzesavar sistemi satın alması konularını...

Hain FETÖ Darbesi ve siyasiler!

Bir ilkokul öğrencisine sorulan bir soruya verdiği yanıt epey zamandır Sosyal Medyada...

Erdoğan savunma oynayamaz

AKP, kurulduğu günden bu yana gündemi, doğrultuyu belirleyen; kendi dışındaki tüm siyasal...

Nobel olmadı S-400 alalım

Cumhurbaşkanı pazar günü seçtiği yazar ve gazetecilerle bir araya geldi. 11:00’de başlayan görüşme...

Bir mozaik toplaşması

Geçen yıl Moda, Kayıkhane’deki konser haberini alınca ne kadar sevinmiştim. 1980 ve 90’ların...

Ne Rus ne ABD silahı!

Siyasal İslamcılar bir kez daha yanlış politikalarla neden oldukları krizi “milli beka”...

Sonraki haber