Mumya: Karanlık Evren başladı
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Mumya filmi tam anlamıyla bir toplantı masası ürünü. Filmi izlerken aklımdan hiç çıkmayan soru filmle tamamen alakasızdı; Tom Cruise nasıl oluyor da bu kadar genç görünebiliyordu. Scientology tarikatı ile ilgisi olabilir miydi?

Universal Pictures uzun süredir sinemasal Marvel evrenine karşı Dark Universe (Karanlık Evren) adını verdikleri alternatif bir dünya yaratmaya çalışıyordu. Benicio del Toro’lu Wolfman, Dracula Untold, Universal’ın 1930’lardan beri süregelen Canavarlar Evreni’nin son örneklerindendi. Şimdi artık bunları unutmak gerek çünkü Tom Cruise, Russell Crow, Johnny Depp ve Javier Bardem’in varlığından haberdar olduğumuz Dark Universe, Mumya (The Mummy) filmiyle başlamış oldu. Klasik canavarlarından Dracula, Frankestein ve Kurt Adam ile birleştirmeyi deneyecekleri bu karanlık evrenin canavarlarıyla, Iron Man, Captain America, Thor gibi Marvel kahramanları ticari ve sanatsal olarak bakalım birbirleriyle nasıl baş edecekler.

Fazla uydurma
Mumya filminde hemen her şey yanlış bir karar sonucu oluşmuşa benziyor. Filmin kaynağının Mısır değil de Irak’ta geçmesi, hikâyenin 12. yüzyıl İngiltere’si şövalyeleriyle sıkıca bağlanması, mumyaların zombi benzerlikleri gibi pek çok şey fazlasıyla uydurma duruyor. Daha anlaşılmaz kısmı ise bu kadar iddialı bir evrenin başlangıcı için 1999-2008 yıllarının B sınıf aksiyonlarından Mumya üçlemesinin ana fikrin odağına yerleştirilmiş olması. Mumya üçlemesi hatırlayacaksınız ucuz tatlı havası olan hafif aksiyon bir seri idi. Eğlenceli ama kesinlikle ciddi bir evren olması gereken Dark Universe için Mumya’nın orijinalinden gelen bu ucuz havayı yok etmek konusunda hiç başarılı olunmamış. Filmin senaryosunun bize sunduğu yeni hiçbir şey yok ve hemen her şey can sıkıcı bir şekilde tahmin edilebiliyor. İlk kez fantastik aksiyon filmi çeken Alex Kurtzman senaryo konusunda daha başarılı olduğu anlaşılıyor (Transformer, Star Trek, Mission Impossible 3). Üstelik filmin özel efektleri de izlerken zehirlenme geçirtebilir cinsten, karışık ve takibi zor.

Evren içi uyumsuzluklar
Açıkça anlaşılıyor ki Mumya filmi tam anlamıyla bir toplantı masası ürünü. A sınıf aktör kategorisinden filmde yer alan Russell Crow akılda kalıcı bir Dr. Jekyll karakteri ortaya koyamıyor. Oyuncuyu bu rolde bu evren içerisinde takip edip anlamak pek mümkün değildi. Bana kalırsa bunun başlıca sebebi Dr. Jekyll’in bu yaratılmak istenen karanlık evrene henüz ait değil gibi durmasından kaynaklanıyordu. Tabii ki bir filmde Tom Cruise olunca her şey Tom Cruise ile ilgili oluyor. Filmin en büyük kozu olan, dünyanın en çok para kazandıran oyuncusu bu sefer rolüne hiç uymamış. Irak’taki Amerikan ordusunda antik eserleri koruma görevinde çalışan hırsız Nick Morton’u canlandıran Tom Cruise bu rolde de gene sadece kendi sinema personasını oynamış.

Filmi B sınıfı yapanlar
Filmin komedi damarını artırması için Cruise’a yancı olarak konumlandırılan komedyen Jake Johnson’ın tüm çabaları ise anlamsız replikler ve hikâyede pek işe yaramayan karakteri sebebiyle uçup gidiyor. Yükselen yıldızlardan olan, Madonna’nın dansçısı olarak tanıdığımız mumyamız Sofia Boutella ise elinden geleni yaparak her sahnede çekici ve korkunç görünmeye çalışıyor ama hikâyenin kötüsü olma motivasyonu oldukça eksik kaldığı için pek ciddiye alınacak bir numara yapamıyor. Bir arkeolog rolünde izlediğimiz Annabelle Wallis ise filmin en zayıf halkası ve filmi ciddiyetinden uzaklaştırıp filmin B sınıfına kaymasını sağlayan faktörlerden. Ömrünün en az on senesini uluslararası arkeolojik kazılarda geçirmiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Paris Moda Haftasından fırlamış gibi gözüken bir arkeolog arazide henüz hiç görülmemiştir.

Scientology garipliği
Filmi izlerken aklımdan hiç çıkmayan soru ise filmle tamamen alakasızdı; Tom Cruise nasıl oluyor da bu kadar genç görünebiliyordu. Aktörün bir türlü yaşlanmaması her zaman konu olmuştur. Sanatçının bir ara Japonya’nın Kyushu adasında yaşayan bülbüllerden toplanan dışkılardan oluşan bir şeyi yüzüne sürdüğü ve bu sayede genç kaldığı bile söylenmişti. Ama hayır ne bülbül dışkısı ne de at kılı 54 yaşındaki aktörün hâlâ böylesine genç bir cilde sahip oluşunu açıklamaya yetmez. Filmde aktörün 3D yakın çekimlerinde ne bir makyaj hilesi gözüküyor ne de kurgudan gelen bir özel efekt müdahalesi anlaşılıyor. Aşırı derecede garip bulmaya başladığım bu durumu komplo teorilerine yaslanmadan çözmek mümkün değil. Tom Cruise bildiğiniz üzere, hakkında çok şey söylenecek olan ama benim ürkütücü garip demekle yetineceğim Scientology tarikatının en sıkı müritlerinden. Bu tarikat içinde gençlik formülünün bulunmuş olduğuna inanıyorum hatta daha da öteye gidiyorum ve Cruise’un bakire kanı içerek genç kaldığını düşünüyorum. Tabii ki şaka yapıyorum! Yapıyor muyum?