Müşterekler olarak şehir
09.11.2018 14:28 BİRGÜN KİTAP
Stavros Stavrides, mekânı bir meta, çitlenmiş bir yer ya da devletin idaresindeki bir alan olarak değil, başka bir dünyaya ilişkin potansiyeller ve ipuçları barındıran müşterekler olarak ele alıyor

AYNUR KULAK

Mekânların günümüz insanının yaşamına etkisi bildiklerimizden veya tahmin edebileceklerimizden daha büyük. Peyzajlı, konforlu siteler, akıllı plazalar, rahatlatan parklar, bahçeler; müşterek mekânlar olarak niteleyebileceğimiz tüm yaşam alanlar modern hatta postmodern insanlar için tasarlandı. Müşterek mekânlar zamanla nasıl değişti ve ‘akıllı, konforlu’ sıfatlarını da alarak nasıl gelişti? Tüm yapılan değişiklikler müşterek yaşamımızı nasıl etkiledi?

Sel Yayınları tarafından Cenk Saraçoğlu çevirisiyle yayınlanan bir Stavros Stavrides kitabı olan Müşterek Mekân: Müşterekler Olarak Şehir kitabı sorduğumuz, merak ettiğimiz sorulara karşı verilmiş bir yanıt hatta daha da fazlası. Yine Sel Yayınları tarafından yayınlanan Kentsel Heterotopya kitabında Stavrides kent kültür yapısını, yaşayışını, oluşumunu tartışmaya açarken Müşterek Mekân’da yine kent yaşayışı üzerinden hareketle kollektif hayatı anlatmaya soyunuyor.

Kollektif ve direnen mekânlar

Üç bölümden oluşan Müşterek Mekân; neoliberal saldırıların dünya çapında artmasıyla birlikte ortaya çıkan yeni direniş ve kolektif karşı koyma biçimlerine, giderek artan işgal ve müşterekleşme hareketlerine, Türkiye’de de Gezi isyanıyla yaşanan müşterekleşme deneyimlerine, bu yeni hareketlerle ortaya çıkan yeni mekân politikalarına odaklanıyor. Bölümleri incelemeye başlamadan önce giriş bölümünden yapılacak olan ilk alıntı kitaba dair ilk bilgilendirmeyi bizlere vermiş olacak:

“Günümüzün kentleşmiş dünyası, en başta kârın iktisadi yaratımı etrafında örgütlenmiş çıkarlar tarafından yönetilen bir dünyadır. Kentsel çevreler, günümüzün şehirleri ve özellikle de metropoller; karşımıza bankalar, şirketler, devlet teşekkülleri, sanayi kompleksleri veya ticari müesseseler şeklinde çıkan hâkim konumdaki örgütlü çıkarların biçimlenmesinde önemli birer faktör haline gelmişlerdir. Aynı zamanda, bu örgütlü çıkarlar arasındaki hiyerarşik ilişkilerin değişken geometrisi kentin mekân-zamansal dönüşümlerine hükmederek metropolün gündelik yaşamına gölgesini düşürür.”

Kapitalist mekânlar ve müşterek hafıza

Birinci bölüm Mekânı Müşterekleştirmek; günümüz metropolleri ve normalleştirme projeleri üzerine tezler ortaya koyuyor. Günümüz metropolü diyor Stavrides kentsel ortam ve akışların oluşturduğu kaotik bir yığın görüntüsü veriyor. Bugünün metropolleri birbiriyle çatışan ve çakışan kentsel ritimlerin feveranlı yükselip alçalmalarına doğru evrilmiş görünüyor, diyerek devam ediyor. Günümüzde metropol yaşamında ne kadar da çatışmalı, çakışmalı durumlar gözlemlense de aslında hede enen şeyin uyum yaratma olduğu Stavrides tarafından özellikle belirtiliyor. Mekânlar yaratılırken buralarda yaşayacak olanları egemenlik altına alıp disipline etmek ve bu iki unsurla beraber güvenliği de sağlamak zorunda olmak bu çağın mekânlarının başlıca unsurları olarak karşımıza çıkıyor. Ve şu soru soruluyor tüm bu saptanan bilgiler ışığında: Genişleyen müşterekleşme; kapitalizmin içinde, karşısında ve ötesinde mi?

İkinci bölüm Yerleşilmiş Müşterek Mekânlar üzerine. Kendi varoluşları tehdit edildiğinde kapalı, müşterek mekânları tercih eden insanların aynı kaderi paylaşma eğilimi mekânların oluşumunda ve mekânsal pratiklerde ortak aklın oluşumunu sağlamıştır tespiti günümüz mimari yapıların oluşumunu da açıklar nitelikte bir tez ortaya koyuyor. Yerleşilmiş müşterek mekân yaşama alanlarını 1930’lardan günümüze kadar örnekleriyle anlatan Stavrides hem mekânlaşmanın hem de mimarinin ne noktaya geldiğini gayet anlaşılır bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Tam da bu bölümde sosyalleşmeyi, müşterek mekânlar olarak meydanları da nasıl kullandığımızı anlatan Stavrides Gezi Parkı olaylarını çağrıştıran, zihin açıcı olay - mekân örgülerini de gayet net bir şekilde anlatıyor.

Üçüncü bölüm olan Mühayyel Müşterek Mekânlar bölümüne Stavrides; kollektif hafızaya meydan okuma mı; sorusuyla başlıyor. Bu soruyu sorma amacı kollektif hafızayı genellikle belirli bir insan topluluğunun geçmişteki hatırlamaya değer olaylarla ilgili göstergeleri tanıdığı belirli yerlerle ilişkili olmaları nedeniyle soruyor. Bu geçmiş ilişkisi günümüzde kollektif bilincin müşterek mekânları oluşturmada önemli bir faktörü olarak ortaya çıkıyor. Müşterek mekân oluşumlarında kollektif hafızanın rolü azımsanmayacak derecede büyüktür Stavrides’e göre.

Hem kent üzerine akademik çalışmalara imza atan hem de kentsel müşterekleşme hareketleri içinde aktivist olarak rol alan Stavros Stavrides, mekânı bir meta, çitlenmiş bir yer ya da devletin idaresindeki bir alan olarak değil, başka bir dünyaya ilişkin potansiyeller ve ipuçları barındıran müşterekler olarak ele alıyor. Yaşadığımız kentler ve mekânlar üzerine bu kadar önemli bilgiler veren Stavrides, Cenk Saraçoğlu’nun titiz çevirisiyle yine kaynak niteliğinde bir kitabı kitaplığımıza hediye ediyor.

musterekler-olarak-sehir-529237-1.