Mutluluk bizim sorumluluğumuz
01.01.2017 14:32 BİRGÜN PAZAR
Mutlu olmak ister insan. Hatta peşine düşer. Pek çok insan da düşüyor zaten. Türlü kurslara gidiyor, kendini spora veriyor, toplantılar düzenliyor. Gazetelerde sağlıklı yaşam köşeleri yayımlanıyor

İLKER BİRBİL - Sabancı Üniversitesi ve BolBilim.com

Ne berbat bir yıldı değil mi? Arka arkaya felaket haberleri geldi. Dünyanın ve Türkiye’nin üzerinden kara bulutların eksik olmadığı, huzursuz, insanı depresyona iten bir yıl.

Bana öyle geliyor ki ben ve benim neslimden olanlar daha farklı etkilendik bu yıldan. Bir kere gençliğimizde dinlediğimiz müzisyenler, filmleriyle büyüdüğümüz sanatçılar birer birer gittiler. Gidenlere üzüldük elbet. Fakat asıl kendi yaşımızın nerelere dayandığını görünce bozulduk. Bize kalsa daha her kulvarda aşık atacaktık. Elimizden hiçbir şeyin kurtulmayacağı yıllar geçiyor olamazdı. Artık öyle her topa giremeyeceğimiz kafamıza dank etti. Sinir olduk.

Mutlu olmak ister insan. Hatta peşine düşer. Pek çok insan da düşüyor zaten. Türlü kurslara gidiyor, kendini spora veriyor, toplantılar düzenliyor. Gazetelerde sağlıklı yaşam köşeleri yayımlanıyor. Ceviz ve brokoli yiyerek nasıl mutlu olunacağı bir bir anlatılıyor. Fakat birileri de çıkıp büyüklere sormuyor. Hani bu yollardan zaten geçmiş, yaşamanın ehli olan o insanlara.
Yanılmışım. Soranlar varmış meğer. Tipik bir dört göz olduğum için araştırdım buldum. Adamımız Cornell Üniversitesi’nden Prof. Karl Pillemer. Kendisi gerontolog; yani yaşlılık sorunları uzmanı. Prof. Pillemer ve ekibi “Miras Projesi1” isminde büyük bir proje tamamlamışlar. Bu projede ileri yaştaki yaklaşık 1500 Amerikalı ile görüşülmüş. Bu insanların neredeyse dörtte biriyle (yaş ortalaması 81) uzun röportajlar yapılmış. Önce sadece Amerikalılar ile yapıldığı için biraz mesafeliydim. Sonra çok saçma geldi. Yaşlanmaktan daha evrensel bir şey var mı?

Proje sonuçlarından yazılmış bir de harika kitap var: 30 Derste Yaşam2. Tüm o bilge insanların söyledikleri süzülerek hazırlanmış. Tabii, herkesin her kitaptan okuduğu ayrıdır. Ben kendi seçtiklerimi ayırdım. Sonra da yazdım. Hem kafama, hem BirGün’e. Buyurun.

1. “Kendiniz gibi biriyle olun. Bol bol konuşun. Skor tutmayın.”
Değil mi ama? Hayatınız boyunca anne ve babanızla geçirdiğinizden bile daha fazla zamanı eşinizle geçireceksiniz. Birinin yaşadığınıza şahit olması, onaylaması, falsolarınıza göz yumması iyidir. Mesela sabahın köründe kalktınız. Hava zifiri karanlık (birden çok tanıdık geldi). Hiç mi hiç işe gitmek istemiyorsunuz. Bahane üstüne bahane üretiyorsunuz. Ama bir yandan da sorumlu hissedip endişeleniyorsunuz. Tam o sırada eşiniz içerden size “Bir gün de gitmeyiver canım,” dedi mi tamamdır. O anda endişe biter.

2. “Sadece parası için çalışmayın. Sizi mutlu edecek işi aramaktan pes etmeyin.”
İlk okuyuşta biraz ukalaca geliyor. Evet, iş buldun mu şükretmemiz öğretildi bize. Öte yandan iş, hayatımızın önemli bir zamanını alıyor. Her sabah küfrederek yola dökülmek insanı yıpratır. İş berbat da olsa, tecrübeyi saklamak bir adım. Hatta belki de daha iyi bir işin anahtarı.

3. “Kaliteli, planlı diye kasmadan çocuklarla birlikte zaman geçirin. Asla çocuklara vurmayın. Uzak düşmelerine izin vermeyin.”
Çocuk olayı çok acayip. Uykusuz geceler, ağlamalar, tutturmalar ve daha neler neler. Sırf kendine benzer bir şey ortalıkta gezsin diye bu eziyeti çekmez insan diyorsun. Sonra çekiyorsun. Hatta birkaç kere. Sonra... Sonrası malum. Hayat boyu arkadaş oluyorsun. En güzel hatıraları erkenden biriktirmeli.

4. “Yaşlı olmak sandığınızdan çok daha iyi bir şey. Ölmek konusunda fazla endişelenmeyin.”
Hayır, endişelensem ne olacak? Yaşlılıkla savaşacak halim yok ya. Ezer geçer valla. İyisi mi şimdiden vücuduma iyi bakayım (sene başı ya, spor sözü şart). Bir de bazı günler ya da bazı zamanlar kafama hiçbir şeyi takmamayı becereyim. Tıpkı rahmetli dedemin yatarken dediği gibi: “Ayağını sıcak tut başını serin, çok yaşamak istersen düşünme derin.”

5. “Daima dürüst olun. Fırsatları kaçırmayın. Bol seyahat edin. Önemliyse şimdi yapın.”
Bunlara ekleyecek bir şeyim yok. Belki bir son söz. Ki o söz de benim değil. Kitabın başında geçen 90’lık genç bir kadının:
“Olabildiğimce mutlu olmak benim sorumluluğum, tam burada, bugün.”

İyi seneler.
Dipnotlar
1 http://legacyproject.human.cornell.edu
2 Karl Pillemer, “30 Lessons for Living: Tried and True Advice from the Wisest Americans,” Hudson Street Yayınevi, 2011.