Mutsuz kadınlar matinesi
01.10.2017 10:56 BİRGÜN PAZAR
Selma 33 yaşındayken, ayrılmanın da bir adabı olması gerektiğini fark etti. Maç bitti. Kazananlar kaybedenleri tebrik etsinler şimdi. Etsinler ki kaybedenler kaybettiğini bir halt sanmasın. Çünkü değil

Sinem Sal - Yazar

Zeynep, Elif, Demetve ben, yani Selma. Üçümüz de Moda’da oturuyoruz. Elif Kurtuluş’ta. Dördümüz de beyaz yakalı sayılırız. Yüksek topuklu ayakkabılarımızın içinde rahatsız günler yaşamaktan gocunmayacak kadar alışmışız hayatımıza. Çünkü ayaklarımıza eziyet ederek kazandığımız paranın bir kısmını ayaklarımıza bakım yapmak için harcıyoruz.

Bir cumartesi akşamı oturmuş içiyorduk. Zeynep, shot bardaklarına doldurduğu içkiyi getirirken, hadi, dedi, oyun oynayalım. I have never...Yani hayatımda hiç şunu şunu yapmadım oyunu. Sırayla herkes hiç yapmadığı bir şeyi söyleyecek ve bunu diğerleri yapmışsa içkisinden içecek. Oyun klasik bir şekilde cinsellik içeren şakalarla başladı.

Ben hiç parkta sevişmedim! Shot bardakları kahkahalarla kafaya dikildi. Dört, beş, altı... derken Elif’e sıra geldiğinde incecik bileklerini ağzına götürüp dudaklarını silerken incecik gözleriyle masaya bakıyordu. Birkaç saniye öylece durdu. Üçümüz de gözlerimizi Elif’e dikmiş gülümsüyorduk. Gözlerini masada seçtiği hedeften ayırmadan, ben hiç aldatılmadım, dedi. Üçümüz de kendimizden önce bir başkasının itirafını beklercesine göz göze geldik. Demet, elindeki bardağa bakıp bir dikişte içti. Sonra Zeynep, sonra ben ve hatta oyunun kuralını bozan Elif.

Ben hiç şiddet görmedim. Ben hiç hakarete uğramadım. Ben kendimi hiç değersiz hissetmedim. Erkek arkadaşım, bana kendimi yetersiz hissettirmedi. Ben hiç sekse zorlanmadım. Artık neye içtiğimizi bile bilmiyorduk. Sıra bozulmuştu. Kimin aklına ne geliyorsa söylüyordu. Orta sınıfın biraz üstü, eğitimli kadınlardık. Hafta içi eğitim konferanslarından, hafta sonu tiyatrolardan geri kalmayan, kadın mücadelesi için katıldığımız eylemlerde hep üçüncü sayfa haberlerine çıkan kadınları savunduğunu sanan dört kadındık.

Sanki mikrofon elimize geçmişti ve biz arka arkaya yanık şarkılar söylüyorduk. Bir dakika ya sen bu şarkıyı nereden biliyorsun diye şaşırmayı üçüncü şarkıdan sonra bırakmıştık.

Ben hiç hamile kalmadım, dedi Demet. Ben hiç o çocuğu tek başıma aldırmak zorunda kalmadım, diye ekledim ve kadehlerimizi tokuşturarak acı içkimizi midemize indirdik.

Dudaklarımız uyuşana kadar içtik o gece. Ben Selma. Selma 33 yaşındayken, kavanozları tek başına da açabileceğini fark etti. Mermer tezgaha kavanozu hafifçe vurunca tısss diye ses çıkarıyordu. Kolayca açılıyordu sonra da. Bunu fark ettiğinde içeri seslenmeyi bıraktı. İçeri seslenmeyi bıraktığında, artık içeride birinin olup olmadığıyla da ilgilenmemeye başladı.

Selma 33 yaşındayken, çok iyi bildiği dilleri kocasının yanında hiç konuşmadığını fark etti. Bu dilleri çok iyi bildiğini ilk kez sokakta tek başına kaybolduğunda ve birilerine yol sorarken onlarla arkadaş olduğunda anladı.

Selma 33 yaşındayken, kullanma talimatlarının yazılı olduğu bir kağıdı buldu çekmecesinde. Kadınlar, cinsel ilişkileri sırasında oksitosin salgılarlar. Tıpkı doğum yaptıklarında olduğu gibi. Bu bağlantı noktasını keşfettikten sonra şöyle dedi yemişim oksitosini. Üzülüp ah ettiğimde yanımda bitmeyene, bu sesi bedavadan kaptırmayacağım artık.

Selma 33 yaşındayken, uzun zamandır evde olmadığını ama kimse girmesin diye ışıkları açık bıraktığını fark etti. Eve girdi. Ortalığı toparladı. En sevdiği kitabı çekip aldı raftan. Işıkları dedi, korktuğum için değil, görebilmek için yakacağım.
Selma 33 yaşındayken, hiç gülmekten ölmediğini fark etti. Halbuki bu çok komik olabilirdi.

Selma 33 yaşındayken, ideal dünyada çıplak olunacağını, ama bunun için hayvan olması gerektiğini, reenkarnasyona inanmadığına göre sadece yatakta ideal dünyanın yaratılacağına inandı. Fakat ideal dünyada ideal kadınlar vardı. İdeal kadınların, ideal vücut ölçüleri vardı. İdealin hiç de adil olmadığını fark etti.

Selma 33 yaşındayken, burnunun ucunu ayna olmadan göremediğini fark etti. Eski kocasını böylece affetti. Affetmedi de şey yaptı, şey işte… Bir daha hiç umursamadı.

Selma 33 yaşındayken, ayrılmanın da bir adabı olması gerektiğini fark etti. Maç bitti. Kazananlar kaybedenleri tebrik etsinler şimdi. Etsinler ki kaybedenler kaybettiğini bir halt sanmasın. Çünkü değil.

Kırmızı bir pelerin sallanmıştı önümüzde. Birbirinden kızgın dört boğaydık sanki. Ama kadındık. İki hızlı nefes alsak, uyuşturucu iğne saplarlardı etimize. Bana o iğne hiç saplanmadı dedi, Elif. Kadehlerimizi havaya kaldırdık. Neden bilmiyorum, içki her zamankinden daha çok yaktı boğazımdan geçerken.