Nasıl örselenmişsiniz böyle!
SELÇUK CANDANSAYAR SELÇUK CANDANSAYAR

Yeşil’ ve sol’ iki parti birleşip ‘yeşil sol’ bir parti oldu. Öyle anılmaktan rahatsız olsalar da alamet-i farikaları ‘yetmez ama evet’i öneren, sahiplenen ve uygulayanların desteklediği bir oluşum. Herkes orada! 

Otoriter/ totaliter iktidar; gündelik hayattan başlayıp eğitimden sağlığa, yargıdan orduya, siyasetten üniversiteye her alanda hegemonyasını berkitiyor. Aslında, muhalefeti ateşleyip yaygınlaştıracak her tür örgütlenmeden umutvar olunmalı.

Bu arada, sosyal mecraya partinin ‘tanıtım klibi’ iddiasını taşıyan bir ‘eser’ eklendi. Bir tür propaganda ezgisi, parti marşı ya da şenlik ateşi kıvılcımına benzeyen klip ilgilenenleri ikiye böldü. Parti, klipi sahiplenmeyerek kötü niyetli mihraklarca dalga geçmek ya da kuruluş atağını gölgelemek amaçlı bir tezgah olarak niteledi.

Lakin, klibin aslında partililerce hazırlanıp yayıldığı, gelen tepkiler üzerine sahiplenilmediği yönünde bir kanaat de var. Hareketi hicvetmek için hazırlandığı halde hakikat muamelesi görmüş veya hakikat olduğu halde reddedilmişse de ortada hazin bir durum var.

Aynı hafta yeni partinin önemli destekçilerinden Ö. Laçiner’ le yapılan bir söyleşi yayınlandı. Zaten, durumu hazin hale getiren biraz da Laçiner’ in söyledikleriyle, hiciv mi hakikat mi olduğu belirsiz klipteki iddiaların örtüşmesi.

Sosyalizmi, Marksizm üzerinden yeniden tanımlamak iddiasındakiler; Türkiye’nin devrimci mücadele tarihinin ‘koca bir yanılgı’ olduğuna, aslında hiçbir zaman gerçek anlamda sosyalist olunmadığına inanıyor ve yanılgının doğal sonucu olarak, ‘devrimciler’in günümüzde gericileşip, muhafazakarlaştığını ileri sürüyorlar.

İktidar da, cumhuriyet tarihinin koca bir yanılgılar silsilesi olduğunu savlıyor ve Kemalistlerce tahrip edilen (!) tarihi yeniden inşaya çabalıyor. Onlar da, Kemalist Cumhuriyet sadece dindarları ezdi, Maraş, Çorum ve Madımak ordu içindeki solcuların tezgahıydı, devrimciler aslında askeri cuntacılardı, 12 Eylül Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarına karşı yapıldı iddiasındalar.

Demem o ki, Laçiner ile AKP-cemaat bloğu Türkiye’nin geçmişinin, yaşandığı ve bu gün hatırlandığı gibi olmadığı konusunda hemfikirler. Sosyalistler solcu değil askeri cuntacıydılar, askeri darbeler ve ordu baskısı da sağcılar ve dindarlara karşı yapıldı… İki taraf elbirliğiyle geçmişi toplumun belleğine yeniden ekmek için çabalıyor.

Bu yüzden, birbirlerini ağırlama konusunda pek mahirler; Erdoğan balkondan teşekkürü borç bilmişti, Laçiner de önemli bir laf ettiğinde AKP Genel Merkezi “zırrr” telefon ediyor!

Geçmişin yaşandığı gibi olmadığı, savunulan düşüncelerin aslında yanlış olduğu ve ‘seni kötü sanmakla çok yanılmışım asıl kötü olan iyi sandığımmış’ sanısı; örselenmeye verilen en yaygın mağdur/ kurban tepkileri… Şu; ‘babam/ kocam ben hatalı olduğum için dövdü, aslında beni çok seviyor, suçlu olan benim’ hali…

Ermeni ve Kürt kırımlarından sonra, tarihimizin ilk faşist darbesi 12 Mart 1971’dir. O zaman da, en vahşi uygulamalara muhatap olan THKP-C’den birkaç kişi cezaevinde çırılçıplak soyunup o güne kadarki düşüncelerinin yanlış olduğunu haykırmış, mahkemede emperyalizmin oyununa geldiklerini, Abdülhamit ve Demirel’in yurtseverler olduklarını, solcuların Demirel’e karşı gelerek vatana ihanet ettiklerini savunmuşlardı.

Hadi onlar korkmuş, örselenmişlerdi ve bu insani bir hal. Ya siz?