Ne Zeus, ne Perseus
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN
Takvim yaprakları 23 Mayıs 1980’i gösterirken, Yunanistan’ın kuzeydoğusunda, 220 bin nüfusa sahip sanayi şehri Larissa’da doğmuş...

Takvim yaprakları 23 Mayıs 1980’i gösterirken, Yunanistan’ın kuzeydoğusunda, 220 bin nüfusa sahip sanayi şehri Larissa’da doğmuş. Yeri gelmişken belirtelim; Yunan mitolojisinin önemli kahramanlarından Achilles’in bu şehirde dünyaya geldiği, tıbbın babası olarak bilinen Hippocrates’in de son nefesini burada verdiği rivayet edilir. Futbola sevdalanmadan önce güreşe meraklıymış. Sürati, kuvveti ve çevikliği yerel kulüplerden ‘Toxotis’in (Okçular) dikkatini çekmiş ve takımda top koşturmaya başlamış. Henüz 18 yaşında, 1998 senesinde şehrinin takımında başlayan profesyonel kariyerinde 4 ülkede 13 takımda forma giymiş, Yunanistan Süper Ligi’nde ve Bundesliga’da gol krallığı yaşamış.

Profesyonel futbola başladığı Larissa’da üç sezon 2. Lig’de top koşturduktan sonra takımının 3. Lig’e düştüğü 2001 senesinde, yine 2. Lig’de mücadele eden Kallithea’ya transfer olmuş. O dönemde 2. Lig’de 87 maçta 30 golü bulunuyor. Alt liglerde adı sürekli golle anılan golcünün namı ülke futbolseveri arasında yayılırken, elini çabuk tutan Panathinaikos 2005 senesinin devre arasında onu saflarına katmış. O sezon sonunda takımında şampiyonluk yaşarken, toplamda kaydettiği 18 golle (8’i Panathinaikos’ta) ligi gol kralı olarak bitirmiş.

Ancak 2006-2007 sezonunda kulübün POAK’tan Dimitris Salpigidis’ı transfer edeceği söylentileri performansını etkilemeye başlamış ve kulüp yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlık sonrası Bochum’a kiralanmış. İşin ilginç tarafı, o sezon kümede kalmaya çalışan Bochum’da 32 maçta 20 gol kaydedip Bundesliga’yı Miroslav Klose ve Roy Makaay’ın önünde gol kralı olarak bitirmiş olması. O sezon sonunda teknik direktörü Marcel Koller, ”Bu sezon hayat sigortamız oldu,” diyerek selamlamış golcüsünü…

• • •

Bir sonraki durağı Bayer 04 Leverkusen ve kulüpler arasındaki transfer anlaşması oldukça ilginç. Bayer 04 Leverkusen, Panathinaikos’a 700 bin avro ödemeyi ancak Bochum’un sezon sonunda küme düşmesi halinde kulübe 1,5 milyon avro ödemeyi kabul etmiş. Bochum’un kümede kalması durumunda Bayer  Leverkusen’den 4 milyon avro alacak olması da kayda değer. 2007-2010 arasında forma giydiği 50 maçta 13 golü bulunuyor. İlk sezonunda 11 gol kaydederken kısa süre sonra o dönem teknik direktörlüğünü Arsenal’ın efsane savunmacısı Tony Adams’ın yaptığı Portsmouth’a transfer olmuş. (Yeri gelmişken, “Mr. Arsenal” lakaplı stoperin hikâyesi yakın gelecekte yine bu köşede.)

Ancak kör talihe bakın ki Adams, transferin gerçekleştiği günlerde kovulunca yerine gelen Paul Hart topçuyu tembel olduğu gerekçesiyle kadroya almamış. Neden kadroya almadığını soran gazetecilere teknik direktörün verdiği cevap ilginç: “Biliyorum, kadroya alınmamak onun için hayal kırıklığı, ancak pek çok kişi bu yaşamda hayal kırıklıkları ile yaşar.” Eh, böylesine derin futbol bilgisine sahip (!), üstelik bilge bir teknik direktörün takımda sadece Şubat ayından Kasım’a kadar kalabilmesine şaşırmamak gerek… İş bilmez ellerde sıkıntılı zamanlar yaşayan golcü, Ada’da sadece 1 maçta, o da yedek olarak sonradan girdiği ve sahada 1 dakika kaldığı maçtan kısa süre sonra Almanya’ya dönüş yapmış…

Sonraki durakları 2010 senesinde Hertha Berlin, 2010-2012 arasında Eintracht Frankfurt... 48 maçta 23 gol kaydettiği Frankfurt’ta kulübün efsane kalecisi Egon Loy’la yaşadığı diyalogu da hatırlayalım bu vesileyle: “Bir futbolcunun altı sene Almanya’da oynayıp, Almanca öğrenmemesini anlayamıyorum” diyen eski kaleciye, “Ben gol atmak için para alıyorum, konuşmak için değil” diyerek cevap vermiş golcü…

• • •

2012 senesinin Ocak ayında Samsunspor’a transfer oldu ülkemizde forma giyen ilk Yunan futbolcu. İlk maçında Orduspor’a bir gol atıp, o sezon Fenerbahçe karşısında hat-trick yaparken 2011-2012 sezonunun ikinci yarısında toplam sekiz gol kaydetti. Yakın geçmişte yaptığı bir söyleşide kariyerinin en mutlu zamanlarını kırmızı-beyazlı takımda geçirdiğini söylemiş. Bu vesileyle Karadeniz’in, kuruluşu 1965 senesine dayanan “Kırmızı Şimşekler”ini de unutmayalım. Ülke futbolunun kökleri, taraftarı olan şehir takımlarına fazlasıyla ihtiyaç duyduğu zamanlarda şansları yaver gitsin. Geçen sezon play-off maçlarında ellerinden kaçırdıkları Süper Lig şansını bu sezon yakalamaları umuduyla…

Gekas’a dönersek, Samsunspor’un küme düşmesinin ardından İspanya’ya, Levante takımıyla dönen, sonrasında Akhisar Belediyespor’a gelen golcü 15 maçta 12 gol kaydetti. Attığı gollerle takımının ligde kalmasını sağladı ama kulüp yönetimiyle para konusunda anlaşamayınca Konyaspor’un yolunu tuttu. 2013-2014 sezonunda 24 maçta 13 golü bulunuyor…

• • •

Bu sezon yeniden döndüğü Ege’nin sempatik takımı Akhisar Belediyespor’da oynadığı 4 maçta 6 gol kaydetti 34 yaşındaki Theofanis Gekas. 2005 senesinden beri formasını giydiği Yunanistan Milli Takımı’nda 76 maçta 24 golle ülke takımının gelmiş geçmiş en büyük üçüncü golcüsü... Umursamaz görüntüsü, önden seyrelmiş saçları, hafif tatlı göbeği aldatmasın; futbol zekâsı, savunma arkasına sarkışı, ceza sahasında kendisine zaman ve alan yaratışı, savunma oyuncularını kendisine yaklaştırmaması, pozisyon sezgisi ve son vuruşlardaki ustalığı bilhassa bizim sahalarda az görülen cinsten... Her transfer sezonunda har vurup harman savuran üç İstanbullunun elinden kaçırdığı, kimilerine göre futbol için çok yaşlı, kimilerine göre tembel ama futbol CV’sinde tartışmasız büyük golcü... Gittiği her takıma gollerini de beraberinde götüren bir son vuruş ustası... Gezi Direnişi sırasında Yunanistan Konsolosluğunun duvarında “Çare Gekas” yazısı göze çarpıyordu, sanırım namını en iyi anlatan…

Sergen Yalçın, “Almanya’da, İngiltere’de oynayamaz!” demiş, muhtemel Gekas’ın Bundesliga’da yedi sezon oynayıp gol krallığı da yaşadığını bilmeden. Daha ligin başında attığı gollerle takımına 7 puan ve 2,5 milyon TL kazandıran forvetin Akhisar Belediyespor’la yaptığı sözleşmede yıllık ücreti 1 milyon Avro yazıyormuş. Ne diyelim, her takıma Gekas gibi transfer nasip olsun…

Onu selamladığımız bu yazıda Akhisar taraftarlarının gülümseten tezahüratını da hatırlamadan geçmeyelim:

Ne Zeus ne Perseus, asıl

 Tanrı bu deyyus.

Her hafta gollerini coşarak izliyoruz.

Ne Zeus ne Perseus, asıl 

Tanrı bu deyyus.

Ne Sow ne Burak Yılmaz, 

Theofanis Gekas…