Neden IMF ısrarı?
Aziz Konukman Aziz Konukman
Sermaye çevreleri günlerdir, ısrarla “Türkiye’yi krizden kurtaracak tek aktörün IMF olduğunu” ileri sürüyor. Bu tespite biraz yalpalayarak ve gecikerek de olsa hükümet de katılmış...

Sermaye çevreleri günlerdir, ısrarla “Türkiye’yi krizden kurtaracak tek aktörün IMF olduğunu” ileri sürüyor. Bu tespite biraz yalpalayarak ve gecikerek de olsa hükümet de katılmış bulunuyor. Nitekim Hazine’nin son basın açıklamasından da anlaşılıyor ki, gelecek yılın ocak ayı içerisinde bugüne kadar gayri resmi olarak sürdürülen görüşmeler resmen başlatılmış olacak. Sermaye çevrelerinin ve hükümetin IMF ile yapılacak yeni bir stand-by anlaşmasından beklentileri şöyle sıralanabilir:

•Anlaşma, uluslararası finans piyasalarında yeşil ışık olarak algılanacak ve kriz nedeniyle kesintiye uğrayan yüksek reel faiz-düşük kurdan nemalanan sıcak para akışı yeniden sağlanmış olacak.

•Anlaşma sonrası sağlanacak kredi, özel sektörün fonlanma olanaklarını iyileştirme amacıyla kullanılacak.

Bu beklentilerin gerçekleşmesi halinde kurda geçici bir düşüş sağlanacağı ve dış borç batağındaki (bilindiği üzere özel sektörün dış bor tutarı yaklaşık 200 milyar dolar civarındadır) özel sektörün bu düşüş sayesinde geçici de olsa rahatlayacağı ve soluklanacağı açıktır. Tüm çaba bunu sağlamaya yöneliktir. Çalışanların gelirlerinin düşecek olması ve önemli bir kısmının işsizliğe mahkum olacak olması, onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Yeter ki güzide özel sektörümüz bir soluklanıversin. Gerisi laf-ı güzaf…

Ancak hemen belirtelim, bu beklentilerden ilki hiç de gerçekçi değil. Sıcak para girişinin yeniden başlayıp hızlanabilmesi için, IMF programı uygulayan ülkenin anlaşma sonrasında kemer sıkma politikaları (çalışanların satın alma gücünün düşürülmesi ve kamu harcamalarının daraltılması yolu ile iç talebin geriletilmesine yönelik politikalar) ile içeride yarattığı fazlayı ihraç ederek döviz üretebilir bir konuma gelmesi gerekir. 2001 krizi sonrasında var olan bu olanak ne yazık ki bugün mevcut değil. Çünkü ne dışarıda canlı bir talep var (hatırlanacaktır 2009 Yılı Programı’nı değerlendirirken bu noktayı ayrıntılı bir şekilde değinmiştik) ne de Türkiye’ye gelmeye hazır istekli bir sıcak para (merkez ülkelerdeki finansal sermaye kendi can derdine düşmüş ve dolayısı ile ne Türkiye’ye ne de bir başka gelişmekte olan ülkeye gidecek durumda).

Bu durumda olası bir IMF anlaşmasının sermaye çevrelerine akıtılacak sınırlı bir IMF kaynağı dışında ne sermaye çevrelerine ne de emekçilere hayırlı sonuçlar getirmeyeceği ve krizin çözülmek bir yana daha da derinleşeceği çok açıktır. Zaten Türkiye ekonomisini kırılganlaştırarak bu günkü konuma getiren bir IMF programının allanıp pullanmayla yeni bir programa dönüştürülerek çözüm üretebilmesi ve krizin üstesinden gelebilmesi mümkün de değildir.