Nepal: Halka güven verenin kazandığı ülke
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Halk Ordusu öncülüğünde kazanılan zaferin demokratik yollarla yaşatıldığı Nepal’de kırk yıldır ayrı olan iki komünist parti birleşti

Özellikle mi görmezden geliniyor ama adından mutlaka “dünyanın en yoksul ülkesi” sıfatı eklenerek söz edilen Nepal’deki seçimlere fazla ilgi gösterilmedi. Oysa birkaç gün önce Nepal’de son derece “yaşamsal” bir seçim yaşandı. Ülkenin bazı bölgelerinde halk, milletvekillerini, il genel meclisi üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. İki farklı tarihte yapılacak olan seçimin ilk bölümünde dağlık bölgelerde yaşayan seçmenler, ilk olarak federal parlamentonun 37, il genel meclislerinin de 74 üyesini belirlemek için oy kullandı. Nepal yetkilierinin verdiği bilgiye göre söz konusu bölgelerde yaşayan 3.2 milyon seçmenden yüzde 65’i oyunu kullanmış. Yani katılım hiç de az sayılmaz. Nepal’de yaklaşık 15 milyon seçmen var. Ülkenin geri kalanında seçimler 7 Aralık’ta yapılacak.

Ülkede 90 parti ile binlerce aday var. Bunlar federal meclisteki 275, il genel meclislerinde de 550 sandalye için yarışıyorlar. Bu yarışın favorileri de halen iktidarda olan Nepal Kongresi, Birleşmiş Marksist-Leninist Partisi ve ülkede monarşiyi sona erdiren Maocu direnişçilerin oluşturduğu ittifak.

Nepal’de halk arasında güçlü bir desteğe sahip olan Maocu direnişçiler, 1 Şubat 2005 tarihinde önceki Kralı görevden uzaklaştırıp yönetime zorla el koyan Kral Gyanendra’nın ilan ettiği olağanüstü hale karşı da büyük direniş sergilediler. 1996’dan beri sürdürdükleri mücadelenin başarıyla sona erdiği dönemdir bu dönem. Çok değil, kısa bir süre sonra, 24 Nisan 2006’da Gyanendra yetkilerinden vazgeçmek zorunda kalacak, daha önce feshettiği parlamentoyu yeniden açmak zorunda kalacaktır.

Halk hareketinin zaferi
Ardından Maocu Nepal Komünist Partisi (NKP) ile, geçici hükümeti oluşturan 7 parti arasında 21 Kasım 2006’da bir barış anlaşması yapılarak iktidar paylaşılır. Bu iç savaşın da sona ermesi anlamına gelir aynı zamanda. Maocuların etkili olduğu hükümet halkın başına bela olmuş 240 yıllık krallığı sona erdirmede kararlıdır. Nitekim hükümet, 24 Temmuz 2007’de Kral Gyanendra ile ailesinin yaşadığı kraliyet sarayını kamulaştırır. Kral sarayından çıkmazsa kanunlar uygulanarak çıkarılacağı konusunda uyarılır. 2008 Mayısı’nda yapılan seçimleri bu kez NKP kazandı. (Parti 601 sandalyeden 220’sini aldı, diğer sandalyeler diğer partiler arasında paylaşıldı) hükümeti de o kurdu. İlk işi Nepal’in laik bir devlet olduğunu ilan etmek oldu.
İşte bu süreçten yaklaşık 11 yıl sonra Nepal’de halk ilk kez tam anlamıyla kurduğu cumhuriyetin parlamentosunu oluşturacak bu seçimlerde. Bu nedenle bu seçimler çok çok önemli. Çünkü Nepal halkı devrimci partilerin öncülüğünde geçişi sürecini tamamladı.

40 yıl sonra birleştiler
Bu seçimlerin en önemli gelişmelerinden biri de 40 yıldır ayrı olan iki büyük komünist partinin yani Maoist Merkez Parti ile Birleşik ML Parti (NKP) birleşmesi oldu. Bu birleşmenin seçimlerde yüzde 66 oy kazandırma olasılığının çok yüksek olduğu söyleniyor. Bu ittifaka katılan üçüncü bir parti daha var aslında. O da Maoist Merkez Parti’nin partinin eski liderlerinden Batturam’ın kurduğu Naya Shakti Partisi. Bu sonuncusu sol sosyal demokrat olarak tanımlanıyor.

Nepal Komünist Partisi’ne bağlı Halk Kurtuluş Ordusu’yla başlatılıp kazanılan ama demokratik yollarla da sürdürülen bir mücadele örneği olarak çok dikkat çekici bir deneyim Nepal devrimci mücadelesi. 7 Aralık seçimlerinin sonuçlarını dikkatle izleyelim.