Neşeli Sokağın çocuğu…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Liverpool’a sekiz kilometre uzaklıkta, geçmişte kömür madenleri ile bilinen Whiston kasabasında dünyaya geldiğinde takvim yaprakları 30 Mayıs 1980’i gösteriyormuş. İşçi sınıfının mahallesi Huyton’da, bölgeye has tarihi sıra evlerin arasındaki beton sahalarda merak salmış futbola. 9 yaşında, bölgenin amatör takımı Whiston Juniors’da top koştururken dikkatini çekmiş Liverpool takımının scoutlarının.

Liverpool’un akademisinde oynamaya başladığı zamanlarda, takım arkadaşlarının arasında Robbie Fowler, Jason Koumas, Dave Shannon bulunuyor. Liverpool’un genç takımında oynadığı yıllarda, her genç futbolcu gibi maçlardan önce ‘A’ takımda oynayan futbolcuların kramponlarını temizlermiş, gelecekte bir gün Jamie Redknapp, Robbie Fowler, David James, Paul Ince gibi dönemin yıldızları ile birlikte top koşturmayı hayal ederek. A takımıyla ilk deneyimi, 1998’de Blackburn Rovers’a karşı oynanan ve son dakikalarda Vegard Heggem’in yerine oyuna girdiği maçta. O yıllarda takımın teknik direktörü Gerrard Houlier’i futbol kariyerindeki en önemli öğretmeni olarak görüyor. Geçmişte kendisi ile yapılan bir söyleşide Houlier için şunları söylüyor: “İlk üç sezonumda, yalnız saha içinde değil, saha dışında hep yanımdaydı,. O yaşlarda onun gibi bir öğretmenim olduğu için kendimi şanslı sayıyorum...”

O sezon, takımın kaptanı ama bir türlü sakatlıktan kurtulamayan Jamie Redknapp’in yerinde, orta sahanın sağında 13 maçta forma giyiyor, ancak göz doldurmuyor. Guardian gazetesiyle yaptığı bir söyleşide şöyle anlatmış ilk deneyimlerini: “İlk zamanlarda sahada heyecanımı yenemiyordum, hem alıştığım mevkiimde oynamıyor olmam, hem o yıllarda defansif oynamayı daha çok benimsemem performansımı etkiliyordu. Ancak, Liverpool’un teknik kadrosu hep yanımda oldu, destek verdi.”

1999–2000 sezonunda, şimdilerde Jamie Redknapp ile birlikte sırtlamışlar takımın orta sahasını. 23 yaşına gelene kadar takımıyla Federasyon Kupasını ve UEFA kupasını kazanmış. 2003 yılının ekim ayında takım kaptanlığını Sami Hyypia’dan devralıyor. “Henüz 23 yaşında, Liverpool gibi bir takımının kaptanlığına yükselmek benim için bir rüyanın gerçek olmasıydı” diyor, onu ilk tebrik edenin Hyypia olduğunu da söylemeyi ihmal etmeden.

Futbol stilini en iyi anlatan, çocukluk yıllarında Kop tribününden hayranlıkla izlediği Liverpool efsanesi John Barnes olmalı, kulak verelim: “Zidane ve Ronaldinho gibi ofansif orta saha oyuncuları futbola keyif veren, izlemekten zevk aldığımız en büyük yeteneklerdi. Makelele ise orta alanın defansif yükünü bir başına sırtlayan günümüz futbolunun en büyük zanaatkârı. Beckham tam bir pas ustasıydı. O, adlarını saydıklarımla karşılaştırınca bu oyuncuların hiçbirinden daha üstün olmasa da bir takım oyuncusu olarak bu üç futbol zanaatkârının yaptığının hepsini yapabilen dünyanın en komple futbolcusu. Bazıları onun en büyük özelliğinin bitmek bilmeyen enerjisi olduğuna inanıyor. Bana göre en büyük özelliği komple bir takım oyuncusu oluşu, takım için kullandığı yeteneği ve emeği…”

• • •

Gelecek futbol nesillerine onu anlatacak olanlar 2005’in Mayıs’ında, İstanbul’da oynanan Şampiyonlar Ligi finalini hatırlayacaktır mutlaka. Henüz maçın başlarında kalesinde üç gol görmüş Liverpool’un yıkılışı, A.C. Milan’ın kupayı kaldırmasına mutlak gözüyle bakıldığı, sonra 8 numaralı formasıyla kaptanın sahne alışı. Bir gol attığı ve mükemmel oynadığı maç 3-3 bitiyor, penaltı atışlarını 3-2 kazanan Liverpool kupayı İngiltere’ye götürüyordu. O gün futbol tanrıları asla yalnız yürümeyenlerin ve kaptanın yanındaydı.

Ve 2015 senesinin ilk günlerinde yaptığı basın toplantısında hayatının en zor kararını verdiğini, içini acıtacak olsa da sezon sonunda Liverpool’dan ayrılacağını duyuruyordu kırmızılı takımda 695 maça çıkmış, o maçlarda 180 gol kaydetmiş Steven Gerrard.

Işıltılı kariyerinde bir sezon Şampiyonlar Ligini, iki sezon Federasyon Kupasını, üç sezon Lig Kupasını, iki sezon UEFA Süper Kupasını kazandı ama hiç Premier Lig şampiyonluğu yaşayamadı. Ondan önce gelip geçmiş nice Liverpool efsaneleri gibi onun da adına yazılan şarkılar yankılanacaktır o futbol şehrinin tribünlerinde. O tarihi akşamın kahramanını gelecek nesillere şu tezahüratla anlatacaktır Liverpool taraftarları: Bir akşam İstanbul’da / Roma’dan 21 sene sonra / Göğsünde Liverpool arması / Kupayı şehrine getirdi.