Neyse ki Roger Waters var
Bekir Özgür Aybar Bekir Özgür Aybar

albüm kritik
Roger Waters / Is This the Life
We Really Want
[email protected]

2 Haziran ‘17 tarihini bir kenara not edin. O gün yayımlanan yeni Roger Waters albümü Is This the Life We Really Want’ı da bir kenara yazın. Çünkü ara çalışmaların dışında yirmi beş yıl aradan sonra gelen ilk Waters albümü bu. Pink Floyd efsanesinin hâlâ söyleyecek bir sözü var. “Hayır daha bitmedi” mesajını sonuna kadar veriyor. İnsan böyle albümleri dinlerken tarihe not düşen seslere tanıklık ettiğini iliklerinde hissediyor.

Efsanevi müzik adamının The Wall turnesi kapsamında Ağustos 2013’te gerçekleşen İstanbul konserini izlerken “İşte bu da senin Waters’a veda anların” demiştim kendi kendime. Yetmiş yaşındaydı. Her köşesinde imzası bulunan 1979 çıkışlı Pink Floyd’un kült albümü merkezinde dünyayı turluyordu. Sahnede adım adım örülen duvarı gecenin sonunda paramparça etmişti. Hepimize teşekkür ettikten sonra arkasını dönüp gittiğinde yanımdaki yaşlı teyzenin “hoşça kal” diye bağırdığını hatırlıyorum. Hepimiz bunun bir son olduğunu sanıyorduk belki de. Ama Waters aradan dört yıl geçtikten sonra hem tekrar turneye çıktı, hem de yeni bir uzunçalar yayımladı. Bu çok değerli.

Is This the Life We Really Want’ın hemen her anında 1970’lerin ortasındaki Pink Floyd’un sirayet gücü var. Intro When We Were Young ve ardındaki bağlantı şarkısı Déjà Vu bu sirayet gücünü en üst seviyeye çıkarıyor. Déjà Vu’nun ilk dakikalarında piyano ve gitar içinde sonsuzluğa kadar uzanıyor Waters’ın cümleleri. Her şey eskisi gibi, her şey bir zamanlar yaşanılan duyguların izinde. Waters’ın vokali hâlâ yerli yerinde, hâlâ vurucu ve hâlâ nerede yükseleceğinin farkında. The Last Refugee, Smell the Roses ve kapanıştaki Part of Me Died şarkılarını tam performans yaşıyor.

Albümün prodüktör koltuğunda Radiohead ile çalışmalar yürüten Nigel Godrich var. Godrich isminin albümde geçmesi önemli. Daha önemli olan ise Is This the Life We Really Want’ın Waters’ın imzasını taşıması. Kimileri için protest şarkıların dönemi çoktan sona ermiş olabilir. Kimileri için Pink Floyd toprak altında çürüyen bir ceset olabilir. Ama işte Roger Waters hâlâ burada. Ben ona yıllar önce veda ettiğimi düşünmüştüm. Şimdi tekrar karşılaştık. Yanıldığım için mutluyum.