Nikaragua’da aslında neler oluyor?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Küçük Orta Amerika ülkesi Nikaragua’da neler oluyor? Sosyal güvenlik reformuna karşı başlayan olaylar kısa sürede Devlet Başkanı Daniel Ortega’nın istifasının istendiği gösterilere dönüştü. Reform paketi birkaç gün içinde geri alınmasına rağmen olaylar dinmek bilmiyor. Ülkeyi tesiri altına alan şiddet sarmalında bugüne kadar yüzden fazla kişi yaşamını yitirdi. Batı medyası, uluslararası kuruluş ve örgütler çoktan Orta Amerika’nın bu son solcu yönetiminin “kötülükler”ini ortaya sermeye başladı!

Peki olayların perde arkasında neler var? Olayların gerekçesi sosyal kısıtlamalar mı, yoksa Nigaragua’ya Venezuela ve Brezilya tarzı bir dizayn mı verilmek isteniyor? Ve daha önemlisi solcu iktidarın Çin ile birlikte startını verdiği Büyük Okyanus ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayacak ve Panama Kanalı’na alternatif olabilecek kanal projesinin olaylardaki dahli nedir? ABD–Çin rekabeti ülkeye nasıl sirayet ediyor?

Protestolar nasıl başladı?
Olayların kıvılcımı 16 Nisan’da iktidarın emekli maaşlarını kısma ve sosyal güvenlikte kesintilere gitme kararı üzerine başladı. Tasarı 18 Nisan’da Başkan Ortega’nın onaylamasıyla yürürlüğe girdi. Bunun üzerine tasarıya karşı eylemler başladı. Gösteriler sağcı muhalefetin kışkırtmasıyla yayıldı. Sosyal medyadan “#SOSINSS” etiketiyle çağrılar yapıldı, kampanyalar başlatıldı.

Eylemlerin ardından birkaç gün sonra Ortega, kesintileri içeren tasarıyı iptal etse de hükümet karşıtı gösteriler son bulmadı. Olayların çığırından çıkması üzerine Katolik Kilisesi’nin arabuluculuğunda Ortega, muhalif gruplarla bir araya geldi. 16 Mayıs’ta başkent Managua yakınlarında düzenlenen görüşmelere Ortega, yardımcısı olan eşi Rosario Murillo ve muhalefet temsilcileri katıldı. Ancak görüşmeden muhalefetin katı tutumu nedeniyle sonuç çıkmadı.

Nedir bu sosyal güvenlik meselesi?
Nikaragua Sosyal Güvenlik Enstitüsü’nün (INSS) hazırladığı sosyal güvenlik reform paketi sistemdeki 75 milyon dolarlık açığı kapatma gerekçesiyle hazırlanmıştı. Paket emeklilik fonuna hem işverenlerin hem de çalışanların yapması gereken katkıları artırıyordu. İşçiler ile çalışanların emeklilik katkı payları artırılırken, yardım ödeneğinde ise küçük de olsa kesinti öngörüyordu.

Düzenlemeye göre, 1 Temmuz’dan itibaren işçilerin sigorta primi 0,75 oranında artırılırken yüzde 6.25’ten yüzde 7’ye çıkarılıyordu. Ayrıca şirketler ve işverenlerin de katkısı yüzde 19’dan yüzde 21’e yükseltiliyordu. İşverenin yani patronların katkısı ise yüzde 3,5 oranında artırılıyordu. Primlerin dereceli olarak artırılarak 2020 yılında yüzde 22.5’a yükselmesi hedefleniyordu.

Reform özel sektörün sigorta prim tutarını artırdığından en çok sermayenin, özel sektörün tepkisini çekti. Hükümet, değişikliklerin sosyal güvenlik sistemindeki yangını söndürmek için gerekli olduğunu savunuyor. INSS’nin çökmek üzere olduğu, değişiklik yapılmazsa 2019 yılına kadar iflas edebileceği belirtiliyor.

Muhalefet ve iktidarın iddiaları neler?
Muhalefetin hedefinde Başkan Ortega ve iktidardaki Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi-FSLN var. Küba, Venezuela, Bolivya ve Ekvador gibi Latin Amerika’nın solcu iktidarlarıyla yakın ilişkileri olan Ortega, on bir yıldır ülkeyi kesintisiz yönetiyor. Bu yönüyle ABD ve sağ muhalefetin şimşeklerini her daim üzerine çekiyordu.

Ancak asıl kırılma bir yıl önce eşi Rosario Ortega’yı yardımcılığına atamasıyla yaşandı. Bu atama muhalefete istediği argümanı vermiş oldu. Muhalefet otoriterleştiğini iddia ettiği Ortega’nın ve eşinin istifasını talep ediyor. Muhalefet istifaları ön şart olarak ileri sürerken, iktidarın 14 ay içinde seçimlere gidilmesi teklifi yerine de hemen seçimlerin gerçekleştirilmesini istiyor.

FSLN iktidarı ve Ortega ise eylemlerin ‘halkı kışkırtmak için muhalefetin bir oyunu’ olduğunu savunuyor. Ortega, göstericiler arasına çete üyelerinin sızdığını, protestocuların sağcı gruplar tarafından provoke edildiklerini söylüyor.

Büyük bir komplo kurbanı olduğunu iddia eden Ortega, ABD’nin de bu grupları mali olarak desteklediklerini kaydediyor.

40 yıllık Amerikancı diktatör Anastasio Somoza’yı devirerek 1979 devrimiyle işbaşına gelen ve benzeri görülmemiş şekilde demokratik bir seçimle iktidarı 1990’ların başında neoliberal sağcı muhalefete bırakan Sandinistler muhalefetin iddialarını reddediyor, ısrarla ABD’yi işaret ediyor.

ABD’nin Panama Kanalı’na karşı Çin’in Nikaragua Kanalı
İktidara göre ABD’nin rahatsızlığı “arka bahçe”de Çin’in sol bir iktidar üzerinden artan varlığı ve Panama benzeri büyük kanal projesinin inşa edilmek istenmesinden kaynaklı. Managua yönetimi batısı Büyük Okyanus, doğusu ise Karayip Denizi/Atlantik Okyanusu ile çevrili ülkede birkaç yıl önce okyanuslar arası bir kanal inşa etmek için düğmeye bastı.
Projeye göre tıpkı komşu Panama’da olduğu gibi Pasifik Okyanusu ile Atlantik Okyanusunu birbirine bağlayacak bu kanal adeta ticaretin de seyrini değiştirecek. Kanalın geçiş rotası, Pasifik Okyanusu tarafında Brito Nehri ağzından başlıyor, Karayipler tarafında Punto Gorda Nehri’nde bitiyor. Çin merkezli Hong Kong Nicaragua Development (HKND) şirketi, 278 kilometre uzunluğundaki kanalı tamamladıktan sonra 50 yıl boyunca işletecek.

Nikaragua böylece bir süre önce 100’üncü yılını kutlayan güneydeki Panama Kanalı’na rakip olacak. Ortega, kanalın ülkesi için önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekiyor.

Ve ne olduysa iki okyanusu birbirine bağlayacak bu projenin start almasıyla eşzamanlı başladı. Adım adım muhalefetin rahatsızlığı körüklenerek ülke Venezuela, Brezilya gibi istikrarsızlığa sürüklenmeye çalışıldı.

ABD bu projeye şiddetle karşı. Yüz yıl önce Panama Kanalı’nı inşa ederek faaliyete geçiren ABD, alternatif bir kanalın inşasının kendi çıkarlarına aykırı görüyor. Dünya ticaretinin yüzde 5’i Atlas ve Büyük Okyanus’u birleştiren Panama Kanalı üzerinden yapılıyor. Nikaragua Kanalı ABD’ye ekonomik, ticari ve siyasi olarak büyük bir darbe vuracak.

Panama Kanalı’nın tekelini yakın dönemde son bulduracak kanal aynı zamanda Çin’in ABD’nin nüfuz alanı Güney/Orta Amerika’da söz sahibi olmasını da getirecek. Çin’in Latin Amerika’daki etkinliği ise ABD için “kırmızı çizgi.” Uluslararası jeopolitik ve jeostratejik dengeleri değiştirecek bu tarz projelerin gerçekleştiği coğrafyalar dışardan müdahalelerle ciddi bir istikrarsızlığa sürüklenmiştir her zaman. Haliyle “Devrimle gelen seçimle giden devrimciler” olarak bilinen Sandinistleri bir hayli zor zamanlar bekliyor.