“Niyet okumayın” demekten “Niyet suçu” icadına
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

AKP iktidarının ilk yıllarında ve hatta 2010 Anayasa Referandumu sırasında çok moda olan bir muhalif savuşturma argümanı vardı: Niyet okuyorsun. Hem AKP’nin ağzı laf yapan kalemşörlerinin hem de şu sıra AKP ile yolları ayrılmış liberallerin favori argümanıydı bu. Onlara göre; AKP’nin “ileri demokrasi” yolculuğu niyet okumalarla itibarsızlaştırılıyordu. Güya ilkeler önemliydi. O ilkelerin nasıl eğilip büküldüğünü, niyet okumakla suçlanan muhaliflerin nasıl haklı çıktığını zamanla gördük. Üstelik o “niyet okumaların” bir yaptırımı da yoktu. Sadece yorum vardı. Karşı tarafın sınırsız söz hakkı da vardı ve kimse mahkûm edilmiyordu.

Şimdi roller değişti. İktidar medyası, sürekli muhalif saydığı isimlerin niyetini okuyor, yetmiyor yalan yanlış okunan bu niyetlerden suç yaratılıyor, insanlar tutuklanıyor, gözaltına alınıyor ve işinden uzaklaştırılıyor. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda basından örneklerle “niyet” suçunun nasıl oluşturulduğuna değinmek istiyorum.

Oğuz Güven olayı
Cumhuriyet gazetesi internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven, yazıldıktan 55 saniye sonra düzeltilen “Başsavcıyı kamyon biçti” tweeti nedeniyle tutuklu. Bilindiği üzere bu tarz kazalarda “biçti” tabiri sıklıklıkla kullanılır. Bu çirkin bir haber başlığı klişesidir. Yandaş medya dahil tüm medyada rastlanır. Ancak bu tweetin Cumhuriyet gazetesi tarafından atılması onu suç haline getirmeye yetti. Çünkü “eylem” değil, bir Cumhuriyet çalışanına atfedilen “niyet” önemliydi. Geçtik niyet okumayı, hiçbir şekilde ispatlanamayacak bir “niyet” atfı, suç olmuştu.

Nevşin Mengü olayı
Nevşin Mengü, CnnTürk ekranlarında Trump-Erdoğan görüşmesini canlı değerlendirirken “girdisi, çıktısı, oturdusu, konuştusu 23 dakika sürdü” gibi bir ifade kullanılıyor ve Trump’ın konuşmasının da “kısa” sürdüğünü belirtiyor. Bu her koşulda haber. Üstelik bu haberi Trump’ın kaçar gibi gitmesine izah getiren bir yorumla sürdürüyor diyor ki; “Rusya sorularına muhatap olmamak için de tabir-i caizse kaçtı gitti.” Yani bu kaçışı da, ABD kamuoyunda Rusya ile ilgili bir istihbarat krizi olduğu için bununla ilgili sorulara muhatap olmak istememesine yoruyor. Haberi dinleyenler, kaçışın Erdoğan ile ilgili olmadığını net olarak anlıyor. Peki bundan sonra ne oluyor, Nevşin Mengü’nün “Erdoğan ile Trump’ın görüşmesi çok kısa sürdü” diye yalan söylediği iddia ediliyor ve bir hedef gösterme süreci başlıyor. Sonucunda Nevşin Mengü birkaç gündür ekrana çıkmıyor, kızağa çekildiği iddiası dolaşıyor. Kendisi döneceğini ima eden bir tweet atmışsa da bir süre ekrana çıkmayacağı anlaşılıyor.

Niyet okumayla baskı
Nevşin Mengü olayında çapraz niyet okuma var. Birincisi; Trump-Erdoğan bire bir görüşmesinin (kaldı ki sonrasında 2 saat yemek var) kısa oluşunu olumsuz bir durum olarak görüyorlar ki, bunun üzerine basılması can sıkıyor, hatta devlet menfaatine aykırı yayın olarak düşünülüyor. Oysa Oray Eğin’in Habertürk’te kıvrakça yaptığı üzere bu kısa görüşme, Trump’ın konsantrasyon problemine de yorulup kolayca savuşturulabilir, bu kadar özgüvensiz bir görüntü verilmeyebilirdi. Ancak niyet okuma süreci böyle işlemiyor, bu yorumu yapan Nevşin Mengü olduğu için olay bambaşka yerlere götürülüyor. Aynı cümleleri aynı şekilde Hakan Çelik kursa sorun olmaz örneğin. Kaldı ki, liderlerin görüşme süreleri her zaman haber. Örneğin; Beyaz Saray’daki iktidar mücadelesini anlatan House of Cards dizisinin bir bölümünde Başkan ile görüşen bir yetkili, kısa süren görüşme sonrası çıkmadan önce lobide bekletiliyor. Zira basının “kısa görüştü” diye yazmasından çekiniliyor.

Son olarak Sözcü olayında da Sözcü’nün Cumhurbaşkanı’nın tatil yerini bildiren haberi, darbeyle kolayca ilişkilendirilip gazeteciler gözaltına alınabiliyor. Çünkü yıllar önce Fehmi Koru, Sözcü’nün sahibinin oğlunun Işık Evleri’nde kaldığını iddia etmiş, o da çürütmüş vs. Oysa, bu bilgiden öte liderlerin tatilleri de tatil yerleri de her zaman haber konusudur. Ancak söz konusu “muhalif” gördükleri medya olunca (tırnak içinde zira gazeteci doğal muhaliftir), süreç böyle işlemiyor. Asıl unsur okudukları niyet oluyor. Zamanında “her şeye” niyet okumayın diye yaklaşanlar acaba buna ne diyor?