Nobel yemeğinde çevre katliamı
EVRİM COŞAR BİLGİN EVRİM COŞAR BİLGİN
Nobel ödülleri, dünyanın yaşadığı ekonomik krize inat geçen hafta düzenlenen büyük ve ihtişamlı bir törenle sahiplerine teslim edildi. Dünya basınında Nobel, ödülleri kimin...

Nobel ödülleri, dünyanın yaşadığı ekonomik krize inat geçen hafta düzenlenen büyük ve ihtişamlı bir törenle sahiplerine teslim edildi. Dünya basınında Nobel, ödülleri kimin aldığıyla haber olurken İsveç’te gözler her yıl olduğu gibi, bu yıl da özellikle Nobel yemeğine çevrildi. İsveçliler, bu yemeğe katılan genç prenseslerinin ve kraliçenin giyeceği kıyafetleri, davetlilerin arasındaki şıklık yarışını takip etmeye bayılıyor. Nobel ödül töreni ve yemeği, televizyonlardan canlı yayımlarla aktarılıyor. Kraliyet ailesinin yemeğe katılırken giydiği kıyafetler ertesi günün gazetelerinde, uzmanlara değerlendirilip “yakışıp yakışmadığı” yorumlanıyor.

Nobel yemeği için çok büyük bir hazırlık yapılıyor. Günler öncesinden yemeğin yenileceği tarihi salonda çalışmalar başlıyor. Yemeklerin sunulacağı kap kacaklar, oturma düzeni, salonun süslemeleri büyük bir ekiple tekrar tekrar gözden geçiriliyor. Kralın sağında, solunda kim oturacak, prensesler kimlerle yan yana yemek yiyecek, karşılarında kimler olacak ayarlanıyor. İsveçliler de bu bilgilere gazetelerin hazırladığı özel Nobel sayfalarından ulaşıp kadil oluyor. Yemek olayı öyle önemli oluyor ki bu yıl, Kraliçe Silvia’nın yanına oturan ve fizik dalında Nobel ödülünü alan Japon bilim adamı Makoto Kobayashi’yle tatlılar gelene kadar kraliçenin ne konuşacağı bile merak konusu oldu. Silvia’yla 64 yaşındaki fizikçinin ortak hiç bir özelliğinin olmadığı ve kraliçenin fizik ve matematik konusunda neler konuşacağına önceden hazırlık yapması gerektiği duyuruldu.

Adım adım düşünülen, büyük bir heycanla pompalanan Nobel yemeğinin, konuklara sunulacak olan  mönüsü, yemeğin düzenlendiği akşama kadar açıklanmıyor. Bu yıl da öyle oldu. Nobel yemeğine 1.300 misafir katıldı. 30 aşçı, yemeği pişirdi ve 230 garson, yemekleri masalara taşıdı. Yemeğin yenileceği salon 10 bin çiçekle süslendi. Düzenlenen arajmanlarda 6 bin yaprak kullanıldı ve çiçeklerle yapraklar özel olarak İtalya’dan getirtildi.

Bu kusursuz hazırlığın skandal sayılacak gelişmesi, başlangıç yemeğinin servisiyle ortaya çıktı. Ana yemek öncesi 1.300 konuğa sunulan başlangıç tabağında soyu tükenmekte olan bir balığın yer alması İsveçlileri çok utandırdı. Türkiye’de de çalışmalar yapan ve dünya çapında bir çevre örgütü olan (WWF) Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın nesli tükenmekte olan canlılar sıralamasında kırmızı listeye aldığı dil balığını, Nobel’in konukları afiyetle yedi.

İsveç deniz mahsülleriyle birlikte aynı tabakta servis edilen ve Hollanda’dan getirtilen dil balıkları midelere indikten sonra, olayın sorgulanmasına geçildi. Bu balık yanlış avlanmadan dolayı Avrupa’nın pek çok bölgesinde tükenmiş durumda. WWF’nin balık rehberinde, dil balığı neslinin tamamen ortadan kalkmasını önlemek için tüketicilerin bu balığı yememesi, alınabilinecek en kesin önlem olarak açıklanıyor. Konuyla ilgili olarak önce Nobel yemeğinin baş aşçısı Gunder Eriksson’a yüklenildi.

Eriksson, “Biz sadece yemekleri pişiyoruz, ne yenileceğine Nobel Vakfı’nın üst düzey yetkilileri karar veriyor. Bu balığı servis etmek onların kararıydı” dedi. Bu konudan sorumlu addedilen vakıf yöneticileri, konu hakkında sessiz kaldı. Vakıf yetkileri resmi bir açıklama yapmasa da basına, o akşam yemekte tüketilen balıkların trol yöntemiyle öldürülerek değil de balıkçı ağlarıyla yakalandığını duyurdu.

Nobel yemeğine katılan herkes basın mensupları da dahil olmak üzere gece için 1.700 kron yaklaşık 340 YTL ücret ödemek zorunda. Bu parayı verip yemeğini yiyen kimseden henüz bir açıklama gelmedi. Her yıl, dünya barışına hizmet eden kişi ya da kişileri seçen, fizik, kimya, edebiyat ve ekonomi dalında ödüller dağıtan Nobel Vakfı da Nobel yemeğinde soyu tükenmekte olan bir balığın konuklara sunulmasındaki sorumluluğu üstlenmedi ve özür dilemedi. Vakıf, o akşam yenilen balıkların gafil avlanmadığını açıklayarak gafil avlandığıyla kaldı.