‘Nöbet değişimi’ derken? Logodaki milli irade peki?
Bülent Mumay Bülent Mumay

Anayasa’da değişiklik yapılmazsa yerel seçimler 2019’un ilkbaharında yapılacak. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın bu tarihte ’tasfiye edilmeyi’ beklemeden istifa etmesi (ya da zorunda kalması) kuşkusuz AKP’deki hesaplaşma açısından oldukça önemli bir gelişme.

Sadece ülkenin en büyük metropolünün, iktidar partisine üye belediye başkanının görevi bırakması değil mesele. Birçok bakanlıktan daha büyük bir bütçesi olan, milyarlarca liralık yatırımlara karar verilen bir koltuğun boşalmasından söz ediyoruz.
Ama iktidar medyasına bakınca meselenin o kadar da önemli olmadığını görüyoruz. BirGün, Cumhuriyet, Hürriyet, Habertürk Karar, Posta, ve Yeniçağ gibi gazeteler dışındakilere göre, İstanbul’u 13 yıldır yöneten başkanın koltuğunu boşaltması, sayfanın eteklerinde yer almayı hak eden bir haber... O kadar. CHP’de mahalle delegesi kaza yapsa manşete taşıyanlar, mesele AKP olunca suspus oluyor.

Yandaşların başlık seçimleri de, meselenin özünü vermekten epey uzaktı. Hani sanki emekli olmuş gibi “Veda etti” diye başlık atanlar olmuş. İktidara mensup başkanın istifa haberinden bile “Muhalefete ekmek çıkmaz” başlıkları çıkaranlar bile vardı.
Ama en tuhaf başlığı, logosunda “Milli iradenin sesi” yazan Star atmıştı dün. Gazete, Topbaş’ın istifasını okurlarına “Nöbet değişimi” başlığıyla duyurmayı tercih etmişti.

Bir dakika… Görev süresi biten ya da kabinede yapılan değişiklikle görevini devreden bir bakandan veya görevden alınan bir bürokrattan mı söz ediyoruz? Ya da askeri bir birlikte devir-teslim töreni mi yapılıyor? Sandıkla gelen ‘nöbet değişimi’yle mi giderdi? Logodaki milli iradeye ne oldu? Aslında milli irade falan derdiniz değil, bildiğiniz ve taptığınız tek bir irade var...

***

Taksim Meydanı’nı beton meydanı yapan mı çevreci?

nobet-degisimi-derken-logodaki-milli-irade-peki-355764-1.

Topbaş’ın istifasına muhafazakâr cenahtan üzülen kalemler yok değildi. Yazıların satır aralarında Topbaş’ın istifaya zorlanmasına yönelik ince eleştiriler vardı. Ama gözden kaçmayacak bir tuhaflık da vardı. Bu yazarlara göre başkan, sanki çevreye sahip çıktığı için istifa etmek zorunda kalmıştı. AKP’li belediye meclis üyelerinin bazı yeşil alanların imara açılmasında ısrar ettiği için Topbaş’ın ayrılmak zorunda kaldığını yazmışlar.

Hani Topbaş’ın görev süresi boyunca İstanbul’da yaşamıyor olsak, neredeyse çevreci olduğunu düşüneceğiz. Taksim Meydanı’nı beton meydanına çeviren, afet toplanma alanlarına AVM’ler dikilmesine izin veren, İstanbul Boğazı’nı doldura doldura adeta yeni bir ilçe yaratan, aynı “Mimar” Topbaş değil miydi?

***

Trump’la ambargo Trump’la istifa

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’la yaptığı ilk görüşmeden hafızalara kazınan şey; ne zirvede alınan kararlardı, ne de verilen demeçler. CNN Türk’ün başarılı moderatörü Nevşin Mengü’nün görüşmeyi aktarırken kullandığı “Girdisi, çıktısı 23 dakika sürdü” tespiti kaldı sadece akıllarda. Haliyle malum çevrelerin de “hafıza”sına kazındı bu ifade. 16 Mayıs 2017’deki bu yayından sonra Mengü’ye ekran ambargosu getirdi CNN Türk. Uzunca bir süredir ekrana çıkamayan Nevşin Mengü, geçen hafta istifa etti. Tesadüf bu ya, istifanın açıklandığı gün Erdoğan New York’ta Trump ile ikinci buluşmasını gerçekleştiriyordu. İlkinde ekrandan koparıldı, ikincisinde istifa etti. 3’üncü Erdoğan-Trump zirvesinde Mengü’yü ekranlarda görebilmek umuduyla…

***

Lozan “Bize zafer diye yutturulmuştu” hani?

nobet-degisimi-derken-logodaki-milli-irade-peki-355765-1.

Devletimiz, Barzani’nin referandumu nedeniyle öne çektiği Milli Güvenlik Kurulu toplantısını önceki gün eda etti. Toplantıdan sonra, referanduma dair Türkiye’nin tutumunu özetleyen bir bildiri yayınlandı.

nobet-degisimi-derken-logodaki-milli-irade-peki-355766-1.

2015 yılında “Bağımsız Kürdistan, Irak’ın iç meselesi. Bizi ilgilendirmez” diyen Cumhurbaşkanımız ve 2016 yılında “O bölgenin esas sahibi Barzani” diyen Başbakanımızın da imzasıyla elbette.

nobet-degisimi-derken-logodaki-milli-irade-peki-355767-1.

Bildiriye göre referandum “gayrimeşru ve kabul edilemez”di. Uluslararası anlaşmalara atıfta bulunarak Lozan’ı hatırlatıyordu devletimiz. “Müdahale ederiz” diyordu. Barzani’ye hatırlattığımız hangi Lozan biliyorsunuz, değil mi? Hani Cumhurbaşkanımızın geçen sene “Bize zafer diye yutturmaya çalıştılar” diye tanımladığı Lozan ile Barzani’ye “gözdağı” verdik.
Büyük devlet olmak böyle bir şey.

***

Diş minelerine emperyalist tuzak!

nobet-degisimi-derken-logodaki-milli-irade-peki-355768-1.

AKP Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, şöyle buyurmuş: “Diş macunu insanı koyun gibi yapıyor. Florür beyni uyuşturuyor. Batılılar, insanları koyun yönetmek için bunu kullanıyor.”

El hak, florürün özellikle çocuklara zarar verdiğine ilişkin çok sayıda araştırmanın olduğu doğrudur. Ama Batı’nın diş macunuyla bizi “koyun gibi yönetmek istediği” iddiası nedir Allahaşkına?

Türkiye’de kişi başına yılda 100 gram tükettiğimiz diş macununu, Avrupalılar tam 4 kat fazla kullanıyor. Hani bizi uyuştururken kendileri kelle mi oluyor?

“Deve sidiği şifadır” anlayışına ses çıkarmayan sayın vekil, diş macunundaki “büyük oyun”u görmüş. Madem öyle kendisine birkaç hatırlatmada bulunalım.

»Devletimiz, diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak için okullarda florürlü diş macunu ve fırça dağıtıyor. Milli Eğitim Bakanlığımız da batı adına bizi koyun gibi yönetmek istiyor olabilir mi?

»İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Hamidiye, dünyada florürlü su üreten ilk şirket oldu. Topbaş ve ekibi de, Batı ile birlikte bizi uyuşturmak istiyor olmasın sayın vekilim?

Diş minelerimize karşı kurulan bu emperyalist tuzaklara karşı iri ve diri olmakta fayda var!