Norwich City, bir düşer bir çıkarız!
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Geçen hafta yine bu köşede bu sezon Premier Lig’in tozunu atmış o küçük şehrin büyük takımını yazmıştım. O yazının yazıldığı saatlerde henüz matematiksel olarak şampiyon olmadıkları için kutlama fırsatımız olmamıştı. Şimdi kutlayalım, verdikleri keyif için, büyüklerin de geçilebileceğini gösterdikleri için, diğerlerine öncü oldukları, yarattıkları rekabet için. O naif masalı gerçek kıldıkları için. Var olasın Leicester City.

Şampiyonu bir kenara bırakıp, bir sezon daha lige tutunma mücadelesi veren sarılı takımın hal ve gidişine bakalım bu hafta.

Kuruluşu 17 Haziran 1902’ye uzanan sarı-yeşil Norwich City, Ada futbolunda ‘Canaries’ (Kanaryalar) olarak bilinir. Futbolu anlatan yazılarda, 15 ve 16. yüzyıllarda şehir sakinlerinin Karayip denizindeki Hollanda kolonilerinden getirdiği kanaryalara düşkünlüğü nedeniyle şehrin adının bu sevimli kuşlarla anılmaya başladığı anlatılır. Köklü tarihlerinde ilk kez 1971-1972 sezonunu 2. lig şampiyonu olarak bitirip ülkenin en üst ligine terfi etmişler. 1974’e kadar sürmüş saadetleri, o yıl yeniden geldikleri yere dönmüşler. Düşmeler ve çıkmalarla geçen asansör takımlara has zamanlarda 21 sezon ülkenin en üst liginde mücadele etmiş o şirin şehrin mütevazı takımı. Ada futbolunda ‘Yo-yo club’ (asansör takım) olarak nam salmışlar. Asansör takımlardan dem vurmuşken, Chelsea’nin 6 kere düşüp 7 kere döndüğünü, Manchester City’nin 10 kere düşüp 11 kere döndüğünü hatırlatalım. İnanması güç ama Manchester United bile 5 kere düşüp 6 kere geri çıkmış kupalarla dolu tarihinde. Asansör olmak o kadar da kötü değil anlayacağız, yeter ki çıkış düğmesi çalışır olsun! Kanaryalara dönersek, evinde oynadığı her maçında Carrow Road Stadı’nda yankılanan ‘On the Ball City’ tezahüratı dünya futbolunun en eski tezahüratı olarak geçmiş kayıtlara.

Premier Lig’in kurulduğu 1992-1993 sezonunda ligi uzun süre zirvede götürmesine rağmen, son haftalarda tökezleyerek ligi şampiyon Manchester United ve ikinci Aston Villa’nın ardından üçüncü sırada bitirdiler. Bu onların Premier Lig tarihindeki en büyük başarıları. Bir sonraki sezon, tarihinde ilk kez katıldığı UEFA Kupasında Bayern Münih’i deplasmanda 2-1 yenerken, Münih Olimpiyat Stadı’nda kazanan ilk İngiliz takımı olarak tarihe geçti. 2010-2011 sezonunda Premier Lig’e yükselen takım ilk sezonunda ligi 12. sırada tamamlıyor, bir sonraki sezonda bir basamak yükseliyordu. 2013-2014 sezonunun sonunda Fulham ve Cardiff City ile birlikte küme düştüler, ertesi sezon Middlesborough’yu finalde yenerek yeniden bıraktıkları yere döndüler.

• • •

Nisan ayının son gününde Emirates Stadı’nda farklı nedenlerden mutsuz Arsenal karşısına çıkan Kanaryalar mutlak puan peşinde. Geçen haftalarda, kendi evlerinde düşme adaylarından Sunderland’a kaybettikleri maç sıkıntılı zamanların habercisi olmuştu, haliyle bitime 4 maç kala Sunderland ve Newcastle United ile birlikte Premier Lig’e tutunma savaşındalar. Bu maçtan önce Newcastle’ın kendi evinde Crystal Palace’ı devirmesi, Sunderland’ın Stoke deplasmanında kaptığı puan, maçın Norwich City adına önemini daha da artıyor. İnanması güç ama Arsene Wenger’in Arsenal’in başına geçtiği 1996’da 15 yaşındaymış Kanaryaların teknik direktörü Alex Neil. Onun adına düşündürücü olan, takımının Premier Ligin perdelerini açtığı 1992’den beri Emirates Stadı’nda maç kazanamamış olması! Bu statta en son galibiyetlerini 15 Ağustos 1992’de almış takımı…

59.989 taraftarın önünde ilk dakikalarda daha atak misafir takım ama 11’de ağır kalmasa golü bulması işten bile değil Giroud’un. Arsenal’in sorunu da tam da bu zaten, hem savunmada hem hücumda ağır topçular. 12. dakikada tarihe düşecek bir protestoya şahit oluyor Emirates Stadı. 12 yıldır şampiyonluğa hasret kalmış Arsenal taraftarlarının kale arkasını mesken tutmuşları, Arsene Wenger’i protesto ediyor pankartlarla. Bizim üç İstanbul takıında şampiyonluk yaşadıkları halde kovulanları düşününce, 2004’ten beri şampiyonluk görmemiş takımın hocasının görevde olmasına şaşırmamak elde değil!

Arsenal’in bu sezon en büyük sıkıntısı gol yollarında. İlk 4 takım içinde en az golü kaydetmişler, gol karnesi son beş sezonun en kötüsü. Ligi 4. sırada bitirdikleri 2012-2013 sezonunda attıkları gol sayısı bu sezonun bitimine iki kala 16 gol daha fazla. Arsenal adına kurak geçen ilk yarının en tehlikeli atağı 43’te Hoolahan’ın ceza sahasından çıkardığı füzeyle geliyor ama iyi çıkarıyor Cech.

İkinci yarıda takımlar aynı kadrolarla sahada. 50’de Mertesacker’ın yerine Gabriel giriyor oyuna. İlk 10 dakikada yine düşük tempoda ev sahibi. 53’de İwobi’nin yerine giren Welbeck ayağının tozuyla golünü atıyor. Golden sonra bocalıyor Norwich, ileride 19 numaralı Jerome yalnızları oynuyor. Bu dakikaya kadar Arsenal’in topa sahip olma oranı yüzde 71! Son 20 dakikada açılıyor Norwich City, ancak kaybettikleri toplarda Arsenal tehlikeli geliyor. 75’de Mesut’un 30 metreden füzesi gol olsa sezonun golü seçilir muhtemel. 81’de iyi vuruyor Elneny, bu yarıda takımın en dirisi. 88’de çıktığı kontrada son topu iyi kullansa golü bulması işten bile değil ama ah o son toplar! Uzatmanın ilk dakikasında kaçırıyor Norwich ve Arsenal iyi oynamadığı maçı tek golle kazanıyor.

Maçtan sonraki basın toplantısında, Wenger’e geçmiş sezonlara göre bu sezon gol yollarındaki yaşadıkları sıkıntıları hatırlatıyorum. Rakip takımların savunmayı daha geride kurduklarını, bu soruna çözüm bulmakta zorlandıklarını dile getiriyor.

Norwich City’e gelince, geçenlerde futbol sitelerinin birinde görmüştüm, yakın şehrin takımı, ezeli rakip İpswich Town taraftarları sezonun son günü 15 Mayıs’ta İpswich’de bir barda rakiplerinin küme düşmesini bir partiyle kutlayacaklarını duyuruyordu. Bilirsiniz işte, ezeli rekabet meselesinde birinin üzüntüsü diğerinin sevincine vesiledir. 15 Mayıs’ta üzülenleri ve sevinenleri birlikte göreceğiz.

Dipnot: Bu maçtan sonraki maçı evinde Manchester United’a kaybederek kümede kalma şansını mucizelere bıraktı Norwich City…