Nostaljiyle bar işletilmez
Barış Akpolat Barış Akpolat
Hayal Kahvesi’nin ardından Kadıköy’ün 17 yıllık imza mekanlarından Shaft’ın da kapanacağı haberini aldık. Fakat mekanlar da elindeki değeri doğru kullanmıyor. Kabul edelim… 15 yıldır evinden çıkmayan bir kitle de mekan kapandı diye ağlıyor

Beyoğlu elimizden kayıp gidiyor. Yağmur yağınca hangi taşından su fışkıracak diye bilgisayarda mayın tarlası gibi oynar gibi yürüdüğümüz sokaklarına rağmen gittik ve hala da gidiyoruz. Fakat artık gidilecek mekan sayısı bir elin parmağını geçmez. Salon İKSV’deki 100 % Music serisi kapsamında gerçekleştirilen Laneth Bir Gece, İstanbul Street Trash gibi etkinlikleri sağ olsun eski metalci tayfa uzun zaman sonra ilk kez Beyoğlu civarına tekrar gitmeye başladı.

Peki mekanların kapanma serüveni nasıl başladı? Bu çözülmeyi neye borçluyuz? İçki fiyatlarına zam ve dolayısıyla devlet politikasına mı? Mekanlardan elini eteğini çeken kitleye mi yoksa mekan sahiplerine mi?

Aslında hepsi birbirini tetikledi. Ortaköy ve Beyoğlu kapışması 1990’lara dayanır. Kemancı Beyoğlu’nun simgesiyken Athena ve sonradan Kurban olan Cockroach filan Ortaköy’ü darmaduman ederdi. Ortam cıvıl cıvıl bir haldeydi. Ortamlardaki hikayeleri ne ben ne de benden önceki nesil yazar abilerimiz anlatabilir. Bizden sonraki kitle posasını gördü desek yeridir. Kadıköy ise daha aile ortamıdır. Hep öyleydi ve sanırım öyle de kalacak. Bu detay sevdiğimiz bir detay.

Benim gördüğüm şudur ki öncelikle mekan ve artan etkinlik sayısı ve akıllı telefonların varlığı mertliği bozdu ve çok normal bir süreçle müdavimlik azalarak bitti. E bunu mekan sahibi ve yakın arkadaş kontenjanından çalışanının arasına giren maddiyat da etkiledi. Çünkü biz, mekan sahipleri kadar barmenlerle muhabbet etmeye giderdik barlara. Barında tek başıma oturup barmeniyle muhabbet etmediğim mekanı ne yapayım ben? Barmene kirasını bile ödeyemediği bir maaşı verirsen sürekli eleman değiştirirsin. Müdavimlik en önemli husustu ve biz onu kaybettik. Sonra mekan sahiplerinin kitlesi büyüyünce ve vergilerin artmasıyla içki fiyatlarına bindirme yapması gibi bir konu ortaya çıktı. Bugün bakkaldan alabildiğiniz bir biranın 4 katını veriyorsunuz barda. “Arkadaşlarla evde toplanıyoruz”culuk başladı akabinde. Bir de canlı çalan gruplarla ilgili bir sorun peydah oldu. Mekan sahipleri kendi ceplerini doldurup krallar gibi yaşarken çalışanlarına ve o mekanda sahne alan gruplara üç kuruş on para verince kalite düştü. DJ’likten daha fazla para kazandığımı bilirim ki müzisyene 100 lira veren mekan biliyorum. Memlekette müziği müzisyeni takan kim ki mekan sahibi taksın? Gelen 200 kişi varsa bu kitlenin anca 1 tanesinden kazandığı para kadarını müzisyene vermeyi tercih etti. Canlı müzik bitti. Bütün gece 150 lira alacağına evinden çıkmayıp beste yapsa kardadır müzisyen belki de...

Evet, kitle Beyoğlu’nu unutmaya yüz tuttu diyebiliriz. Ben şahsen sadece Pendor, Peyote ve Rasputin’e gidiyorum çünkü çalışanı, işletmecisi tanıdık. Tek başıma gidip muhabbet edip soluklanabilirim 15 dakika. Herkes böyle yapıyor artık.

Dönelim vergiye, kiraya. Arttı, hepsi çok arttı. Mekan sahipleri de haklı bu açıdan çünkü yönetimler bırakın teşviki köstek oldu gece hayatına. Bindirdikçe bindirdi yükü. Mekan sahipleri de bunu içkiye yansıttı haliyle, maaşı düşürdü, adam çıkarttı. Gece hayatı bitti. Kimse o sokaklarda rahatça yürüyemiyor artık. Güvenlik yok. Nerede nasıl bir belayla karşılaşacaksın belli değil. Hala gidiyoruz o ayrı.

Shaft kapandı gözyaşları sel

Geçen aylarda Hayal Kahvesi kapandı. Kadıköy Shaft’ın da kapandığı haberi geldi bu hafta. Hepsi nostaljiyle yürüyordu kimse kusura bakmasın. Canlı performans yapan grupları, önemli isimleri üzdüler, iyi yönetildiklerini kimse iddia edemez. Evet, onların da çok zor zamandan geçtiğini farkındayım ama “zamanında Yavuz Çetin burada sahne aldı” diyerek bir mekanın devam etmesi çok zor. Giriş fiyatları önemli. Bunu tüm mekanlar için söylüyorum. Şahsen basık, oksijen oranı eksilere düşmüş bir mekanda fahiş fiyattan bira içeceğim diye konser girişine 40 lira vermem. Neyse ki kapalı alan da sigara yasağı geldi de en azından ondan kurtulduk. Yoksa 2000’lerin başında Duman izleyeceğiz diye ciğerimiz solardı.

Bir diğer sıkıntı sosyal medyada mekan kapandı diye sürekli üzüntüsünü belli edenler. Hayal Kahvesi için de Shaft için de yıllardır evinden çıkmayan bir tayfa üzüntüsünü anlatıp duruyor. Yıllardır evlerinden çıkmamak yerine haftada bir sevdikleri mekana gitselerdi o, bugün sokağında yürüyemediğimiz belki biraz daha yaşanabilir olurdu. Bazılarının umutla konuşmak yerine doğruları söylemesi şart. Ben söyleyeyim. Bu kafa devam ettiği sürece mekanların kapanması devam edecektir. Hoş artık kapanacak pek mekan da kalmadı hani.