Nükleer santrallar, yenilenebilir kaynaklar ve İsviçre
21.04.2017 09:40 ÇEVRE

MUSTAFA TOKDEDE - ZÜRİH

[email protected]

İsviçre; bilim insanları ve siyasetin uyum içerisinde çalıştığı, bilim insanına olan güvenin tam olduğu bir ülke. 11 Mart 2011 yılında Japonya-Fukuşima’da olan deprem ve nükleer patlama sonrası bilime inanan ülkeler şapkayı öne koyup nükleer enerji konusunda düşündüler. Dünya’nın en iyi ilk on üniversitesi içine giren ETH-Zürih Üniversitesi profesörü Anton Gunzinger Fukuşima sonrası, ‘’Bugüne kadar biz çok şanslıydık’’ dedi. İsviçre hükümeti bu sözlere hemen kulak verdi ve radikal kararlar aldı. İsviçre’nin çalışmakta olan 5 adet nükleer santralları var ve enerjinin (Kernenergie) yüzde 37'si buradan sağlanıyor. Bu santralların ilki 2019'da, sonuncu da 2034 yılında kesinlikle kapatılacak ve yeni bir nükleer santral kurulmasına izin verilmeyecek. 2019 yılı Beznau I, 2022 yılı Beznau II ve Mühleberg, 2029 yılı Gösgen, 2034 yılı Leibstadt kapatılacak. Zaten Profesörün haklılığını 7 Mart 2017 tarihinde olan 4,6 lık deprem ortaya koydu. İsviçreliler çok korktu; halen çalışan nükleer santrallar tehlike atlattı. "Zararın neresinden dönersen kardır" deyip ciddi önlemler alan ülkelerin yanısıra Çin, Hindistan gibi Kyoto Protokolü imzalayıp gereğini yapmayan hatta Türkiye ve Rusya gibi halen nükleer santrallar kuran ülkeler de var.

Yenilenebilir kaynaklar

Enerjisiz olamıyoruz ama enerjiyi hem tasarruflu hem de zararsız olanını kullanmalıyız. Bilim insanları fosil yakıtlar ve nükleer enerji kaynaklarına 50 ila 100 yıl ömür biçseler de, korkutan şey dünyanın bu kirliliğe ve artan ısıya bu kadar zaman dayanamayacak olması. Halen dünya fosil enerji kullanım oranı yüzde 80’in üzerindedir. Bu korkunç rakam aşağı çekilerek yenilenebilir enerji kaynakları artırılmalı, genelde tasarrufa yönlenmelidir. Avrupa’da yenilenebilir enerji artışı konusunda en hızlı ilerleyen ülke Almanya'dır. 2010 yılında yüzde 17 olan oran 2015 yılında yüzde 31,50 çıkmıştır.

Rüzgâr enerjisi

Rüzgâr enerjisi yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Enerji üretiminin ana kaynağı rüzgârdır, en temiz enerji kaynaklarındandır. Nükleer ve kömür santralları gibi çevreye karbondioksit gazı salmaz. Günümüzde rüzgârın eğilimi de belirli oranlarda tahmin edilebildiği için en çok kullanılan yenilenebilir enerjiler arasındadır. Rüzgâr enerjisi kullanımı, Almanya'ya kıyasla İsviçre'de başlangıç ​​aşamasında olduğunu söyleyebiliriz.

Güneş enerjisi

Güneş enerjisi pasif ya da güneş panelleri takılarak yapılabilen sıcak su ve elektrik üretimi için etkin olarak kullanılır. İsviçre’de çok az güneş enerjisinden yararlanılmaktadır. Tüketilen elektrik miktarının yaklaşık yüzde 0,8 oranı güneş enerjisinden karşılanmaktadır. Ancak, bu potansiyelin önümüzdeki yıllarda artış göstereceği hesaplanmaktadır.

Hidroelektrik enerjisi

İsviçre'nin belki de en güçlü olduğu üretim tarzıdır. Topoğrafi yapısı ve birçok akarsuları hidroelektrik üretimi için iyi şartlar oluşturmaktadır. Su akışının ortaya çıkardığı kinetik enerji su kanalları ile türbinlere gönderilir ve türbinlerin dönerek enerji üretmesi sağlanır. Bu güç kaynağı ile İsviçre elektrik talebinin yaklaşık yüzde 60’ı karşılanır.

Biokütle enerjisi

Kaynağı biyolojik atıklardır. Tüm bitki ve hayvan atıklarının yakılması ile ortaya çıkan enerjidir. Çok eski bir metot olmasına rağmen günümüzde hala kullanılmaktadır. Biokütleden enerji İsviçre'de önemli bir rol oynar, enerji tüketiminin yaklaşık yüzde üç kapsayan kısmı ağaçların yakılması ile elde edilmektedir.

Jeotermal enerji

Jeotermal enerji dünya yüzeyinin altındaki ısı enerjisi şeklinde depolanan enerjidir. Jeotermal sular ya da kaplıcaları doğal sirkülasyon sistemleri kullanılarak ısı yüzeye taşınır. İsviçre'de jeotermal enerjinin kullanılması için çeşitli olanaklar vardır. En yaygın olarak kullanılan teknoloji 250 metre derinliğe kadar uzanabilen dikey bir sondaj deliğine döşenen borularda ısı yeryüzüne taşınır. Bu sisteme ‘’Erdwärme“ denir. İsviçre'de bu sisteme geçen binalara mahalle belediyeleri teşvik yardımı yapmaktadır.

Neticede enerji üretimi ve tüketimi bilimi, insanları, ülkeleri yakından ilgilendirir. Bunca tehlikeyi göz ardı ederek halen nükleer santral kurmak isteyen devletler ne anlaşılır ne de bağışlanır.