Nükleer silahlar ve ikiyüzlülük
ÖZGÜR GÜRBÜZ ÖZGÜR GÜRBÜZ

Dünyadaki binlerce canlının geleceği Kuzey Kore veya ABD’nin liderlerinin dudaklarının ucunda. Dünya, soğuk savaş döneminden bu yana nükleer tehlikeyi hiç bu kadar yakından hissetmemişti.

Batı medyasının büyük bir bölümü, tehlikenin sürekli Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’dan kaynaklandığını anlatıyor. Onlar için Kim Jong-un bir ‘deli’. Konuya Doğu’dan bakanların ise, Kore’yi hatta zaman zaman Çin’i tehdit eden Trump için benzer fikirlere sahip olduğunu tahmin etmek zor değil. Doğru ya da değil. Bu iddialar sorunu çözmüyor. Hâlbuki asıl mesele nükleer ikiyüzlülük. 9 bin 400’ü askeri cephaneliklerde kullanılmayı bekleyen, emekliye ayrılmış olanlarla sayısı 15 bini bulan nükleer silahlar yok edilmedikçe insanlığın bir toz bulutuna dönüşme tehlikesi sürecek. Nükleer silahların hangi ülkenin elinde bulunduğuna bakmaksızın, tümünün yok edilmesi savunulmadıkça hiçbir canlıya rahat yok.

Hans M. Kristensen ile Robert S. Norris’in 31 Ağustos 2017 tarihli makalesine (Worldwide deployments of nuclear weapons) göre askeri üslerdeki 9 bin 400 nükleer silahın 4 bin adedi kullanıma hazır. Bunlardan 1800’ü yüksek alarm seviyesinde, kısa sürede kullanılabilecek durumda bekletiliyor. Dünyadaki nükleer cephaneliğin yüzde 93’ü iki ülkenin elinde; Rusya ve ABD. Aralarında İncirlik Üssü’nün de bulunduğu 107 yerde tutulan bu silahlar 14 ülkenin sınırları içerisinde yer alıyor. 11 yılda altı nükleer deneme yapan Kuzey Kore’nin elinde ise 20 adet nükleer bomba olduğu tahmin ediliyor. Balistik füzelerle bunları kullanabilir mi henüz kimse bu sorunun yanıtını bilmiyor ancak ilerleme kat ettikleri kabul ediliyor.

Neredeyse her bölgede rastladığınız nükleer silahların tehlikesiz, Kuzey Kore’nin elindekilerinin ise tehlikeli olduğunu varsaymak saçmalık. Obama varken bu nükleer silahların dünya barışı için risk teşkil etmediğini söyleyip, Trump, Kim Jong-un veya Putin iş başındayken tehdit olacağını söylemek ne tutarlı ne de inandırıcı. Gerçek şu ki, dünyada nükleer silahların yayılmasını önlemek için tek bir uluslararası araç var. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (İngilizce kısa adı NPT). Yürürlüğe girdiği 1970 yılında nükleer silaha sahip beş ülkenin (ABD, Büyük Britanya, Çin, Fransa ve Rusya) nükleer silahlarını azaltmasını diğerlerinin ise nükleer silah yapmamasını amaçlıyordu. Bugün Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail’de de nükleer silah olduğunu biliyoruz. Rusya ve ABD’de nükleer silahların sayısının azaltılması yönünde girişimler olsa da dört yeni ülkenin daha nükleer silah sahibi olması anlaşmanın çok başarılı olmadığını gösteriyor.

Başarısızlığın nedenlerinden biri, başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkelerin nükleer silahları anlaşmaya aykırı bir şekilde başka ülkelerde saklamaları. Halbuki NPT, nükleer silah sahibi beş ülkenin bu silahları başka ülkelere götürmelerini, onlara silah geliştirmelerine yarayacak yardım yapmalarını da yasaklıyordu (Madde 1). Türkiye gibi NPT’ye 17 Nisan 1980’den beri taraf ülkelerin bu silahları barındırması da yasak (Madde 2). Ne var ki, başta NATO olmak üzere herkes anlaşmanın ilk iki maddesinin çiğnenmesine yıllardır göz yumuyor. ABD nükleer silahlarını Türkiye, Belçika, Almanya, İtalya ve Hollanda’da saklayabiliyor. Bunu gören ve NATO üyesi olmayan ülkelerin anlaşmaya uyması beklenebilir mi?

Anlaşmaya taraf ülkelerin ikinci falsosu da kuşkusuz İsrail meselesi. İsrail NPT’ye hiç taraf olmadı, 80 civarında nükleer silaha sahip olduğu tahmin ediliyor. Hal böyleyken, İsrail’e hiçbir yaptırım uygulamadan, NPT’ye 1970 yılında taraf olmuş İran’a nükleer silah yapacak diye ambargo koymak (haklı bir kaygı olsa bile) Batı adına tam bir ikiyüzlülük. Bu kelime, anlaşmanın altını oyan ve bizi Kuzey Kore gerçeğiyle karşı karşıya bırakan asıl nedenleri de özetliyor.

Dünyanın nükleer silahlardan arındırılabilmesi ancak ve ancak tüm ülkelerin bu silahlardan vazgeçmeleri ve nükleer enerji gibi silah yapımında kullanabilecek maddelerin yayılmasına yarabilecek tehlikeli teknolojilerden tamamıyla vazgeçmeleriyle mümkün olacak. Önümüzde ekonomik veya teknik bir engel yok. Nükleer silahlardan medet uman siyasi iradeyi değiştirecek çiçek çocuklarına ve onların yaratacağı yeni bir barış dalgasına ihtiyaç var sadece.