Numan Kurtulmuş’tan sonra en isabetli transfer
ÜNAL ÖZMEN ÜNAL ÖZMEN

Tuğrul Türkeş’in MHP tabanındaki karşılığı nedir bilmiyorum; ama bildiğim bir şey var ki o da “İki partiden biri (MHP) lüzumsuzlaşıyor” (10.07.2015) başlıklı yazımda iddia ettiğim gibi MHP’nin lüzumsuzlaştığını Tuğrul Türkeş’in de görmüş olduğudur. Kendi kitlesiyle olduğu gibi rakipleriyle de semboller aracılığı ile iletişim kuran AKP, MHP seçmenine doğrudan seslenme şansını elde edebilceği, yöneticilerini demoralize edebileceği doğru sembolü buldu. Türkeş’in seçim hükümetinde görev almayı kabul etmiş olması, herşeyden önce kendi parti yönetimine karşı bir eylemdir ve AKP lehine beklenenin üzerinde sonuçları olacaktır.

Fazla abartılı bulsanız da AKP’nin yolsuzluk algısını Numan Kurtulmuş’la kırdığını bir kez daha iddia edeceğim. Birkaç hafta önceki bir yazımda AKP’nin, Numan Kurtulmuş’u partiye katarak, bu kişinin yolsuzluk karşıtlığı ile elde ettiği güvenilirliğini yolsuzluk algısını etkisizleştirmede kullandığını yazmıştım. Numan Kurtulmuş’un İslam ahlakına ihanet etmekle suçladığı ve halka şikâyet ettiği AKP’nin genel başkan yardımcısı olması ve yolsuzluk yapmakla suçladığı Tayyip Erdoğan’nın yanına iliştirilmiş koltuğa bakan olarak oturması ‘AKP ile yolsuzluk arasında doğrusal ilişki kuran toplumsal algıyı kırmış, güç karşısında direnme olanakları sınırlı geniş bir kesimi ikna etmiştir.”

Tuğrul Türkeş transferi ise milliyetçilerin tepkisini çeken “açılım”lardan alınan yaranın tedavisinde kullanılacak: Kardeşi Ahmet Türkeş 2011 genel seçimlerinde AKP adayı olduğunda bir soru üzerine Ağabey Tuğrul “Tayyip Erdoğan’ın bir Türkeş’i partisinden aday göstermesi açılımın fiyasko olduğunu görmesi, kabul etmesi anlamına geliyor. Bir yıl önce açılım diye ortaya çıkıp Habur’da o kabul edilemez görüntülere neden olan Tayyip Erdoğan, bugün seçimde Alparslan Türkeş’in oğluna sarılıyor. Erdoğan’ın pozizyonu bu” demişti. Ahmet Türkeş “Seçim Beyannamesi’nde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasası’ndan Türk adının çıkarılacağı, ‘Başkanlık Sistemi’ adı altında, 92 yıllık devletimizin bölünerek, federasyon ve özerk alanlara dönüştürüleceği tuzağını fark ettim.” gerekçesiyle AKP’den istifa etti. Bu ve benzeri mesajlar, Erdoğan’ın Müslüman milliyetçilere erişimini güçleştirdi ve bütün çabasına rağmen 7 Haziran seçiminde bu kesimi “Kürt Açılımı”nın sahte olduğuna bir türlü inandıramadı.

AKP, MHP seçmeni ile aralarındaki tek ihtilaf konusu olan Kürt sorununa yaklaşım farkını Tuğrul Türkeş transferiyle aşacağını düşünüyor. Tek seçim malzemesi elinden alınan Devlet Bahçeli’nin bir de olağanüstü kongre baskısının stresiyle seçim sürecine dayanması zor. Amaç, HDP olmadı, barajın altına çekerek MHP’nin 80 miletvekiline el koymaksa bundan daha iyi bir hamle olamazdı. AKP açısından bakıldığında doğru ve karlı bir girişim olduğu kesin.

AKP, büyük oranda HDP’de toplanan Kürt seçmenin artık geri dönmeyeceğini anlamış durumda. Dağınık durumdaki sol grupların da 1 Kasım seçiminde adresini değiştirmeyeceği belli oldu. Bu, HDP’nin oy oranını artırarak, en azından mevcut oranını koruyarak barajı aşacağının göstergesi. CHP seçmeni zaten Erdoğan’nın mesajlarına kapalı. Mevcut siyasi gücünü koruyabilmesi için AKP’ye kalan tek kaynak MHP. Kaldı ki AKP gibi yorgun bir parti için ilkesel ayrılıkları bulunmayan ve aynı dili konuştuğu, MHP fazla enerji harcamadan çözebileceği bir durumda. Üstelik MHP hâlâ dinin satılabileceği bakir bir alan ve hamasetle etkilenebilecek durumda. Öte tarafta talebi anadili, özerklik, adalet, eşitlik, hukuk, dürüstlük olan seçmen var; ki AKP’nin bunlara verebileceği birşey yok.

Henüz AKP’ye katılmış, bu partiye genel başkan yardımcısı olmuş değilken Tuğrul Türkeş’in bakanlık görevini kabullenmesini transfer sayıyorum. Sanırım prosedür 12 Eylül’deki AKP kongresinde tamamlanacak. Numan Kurtulmuş transferinde izlenen yolun benzeri; Kurtulmuş, AKP’ye 22 Eylül 2012’de katılmış, iki hafta sonar 4 Ekim’de ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcısı olmuştu. O şimdi milletvekili!