O adımı atmayalım
TİMUR AKKURT TİMUR AKKURT
‘Akıllı Şehirler’ olayı çok önemli bir konu. Teknolojinin gelişimi sayesinde artık bu konuyu teorik olarak değil daha somut örneklerle konuşabilir olduk. Çok yetersiz seviyede ve geç girişilmiş halde olsa da bir ümit var

TİMUR AKKURT - @timurakkurt
[email protected]

Benim ilgi alanım teknoloji ve bu alanla ilgili bazı kalıplaşmaya başlamış laflar var. Bunlardan bazıları;

»İçerik Kral Olacak

»Nesnelerin İnterneti

»Girişimcilik

»Akıllı Şehir

»Yapay Zeka

»Gelecek video içerikte

»Sürdürülebilirlik

»Yenilenebilir Enerji

Daha da uzatılabilir. Bu lafları eminim sizde çok sık duyuyor, okuyorsunuzdur. En azından beni takip edenler özellikle bazılarını pek sık duyuyor. Birleşmiş Milletler (BM) bazı veriler açıkladı. Bu verilere bakacak olursak Dünya’yı maalesef geri dönülmez bir noktaya getirmiş durumdayız. Böyle giderse maalesef geleceğimizi de yok etmiş olacağız. Tüm bu sebepler bu kadar belliyken, bilim insanları artık uyarmıyor resmen çığlık atarken sözde gelişmiş, sözde çevreci ülkeleri, insanları nasıl bu kadar duyarsız olabiliyor insanın aklı almıyor gerçekten.

Birleşmiş Milletler’e göre, dünya nüfusunun yarısından fazlasını barındıran kentler, enerji tüketimi kaynaklı CO2 salınımının yüzde 70’inden, sera gazları salınımının ise yarısından sorumlu. Bu tablonun iyileşeceğine dair veri bulunmuyor. BM tahminlerine göre, 2050’de dünya nüfusunun yüzde 70’i kentlerde yaşayacak ve sadece Çin’de nüfusu 10 milyonun üzerinde 221 kent olacak. Kentler, küresel ısınmaya karşı önlem almak zorunda çünkü Dünya Bankası’na göre önlem alınmazsa küresel ısınmanın yol açacağı 40 trilyon dolardan fazla olduğu tahmin edilen zararın faturasının yüzde 80’i kentlere çıkacak. Bilmiyorum kaçınızın dikkatini çekti ama burada bile ölçü parayla. Bu işin artık parayla bir alakası olmadığı ne zaman anlaşılacak!
Bu arada gelişmiş ülkelerin dünyayı da en çok kirletenleri olduğunu sanırım söylememe gerek yok. Gelişmişliğin yoğun tüketimle eş değer olduğu bu toplumlarda kirlenme de hat safhada.

Teknolojinin gücünü dünyayı kurtarmak için harcamaya karar versek bir ihtimal dünyamız çocuklarımıza ve torunlarımızda ev sahipliği yapabilir.

Pek çok kurum yukarıdaki sihirli kelimeler ile ilgili bir şeyler yapma çalışıyor ya da en azından yapıyormuş gibi yaparak prim yapmaya çalışıyor. Yine maddi kaygılar!

‘Akıllı Şehirler’ olayı çok önemli bir konu. Teknolojinin gelişimi sayesinde artık bu konuyu teori olarak değil daha somut örneklerle konuşabilir olduk. Çok yetersiz seviyede ve geç girişilmiş halde olsa da bir ümit var. Bunun için dünyanın büyük devletlerinin birbiriyle savaşıp itişip kakışmayı bırakması, ortak gücü ortaya koyup gerekli yasal düzenlemeler yapması, dev yatırımlarını silah ve yok edici teknolojiye yatırması yerine yapıcı atılımlara ihtiyacı olduğunu onlara kim söyleyecek merak ediyorum.

Filmlerdeki gibi sağlam bir tokatla şoktan çıkmasını sağlayarak kendilerine getirilmeleri şart. Yoksa uğruna savaşacakları hiçbir şey kalmayacak zaten. Çok yakında su savaşı çıkacak. Bunun da anlatıldığı çok iyi bir film vardı hatırlarsanız. O film böyle giderse çok değil 30 yıl sonra gerçeğimiz olacak. 1995 tarihli film Waterworld’u (Su Dünyası) bu hafta sonu 14 yaşındaki kızımla birlikte tekrar izleyeceğim. Onun geleceği görmesi, ileride atacağı adımlara eminim etkisi olacaktır. Size de tavsiye ederim.

Peki ‘Akıllı Şehirler’ ile ilgili ne durumdayız? Güzel örnekler var. Çok üzücü ki çok az proje hayata ya geçmiş ya da pilot bölge uygulaması seviyesinde. Bizim ülkemizden hiç bahsetmiyorum. Biraz örneklere bakalım isterseniz.

Öncelikle söyleyeyim, akıllı şehir konseptinin bir birini tamamlayan ve genel resme etkisi gibi bir durumu var. Yani okuyacaklarınız sonrası ‘e ne bu şimdi’ demeden genel resmi görmeye çalışın lütfen.

Teknolojik gelişmeler sayesinde enerjiyi daha doğru kullanabiliyoruz. Teknolojiyi kullanırken enerji de harcamak zorunda kalıyoruz. Enerji en büyük ihtiyaçlardan bir tanesi, bunu üretmek için doğaya haddinden fazla zarar verdiğimizi unutmayın. Yani ne kadar az enerji ile ne kadar çok iş yapabiliyorsak ve artık üretmiyorsak o kadar doğru iş yapıyoruz demek. Wired dergisinin İngiliz’de yayınlanan sayısında, akıllı şehirlerdeki inovatif gelişmelere dair ilginç örneklere yer vermiş.

Her araç birer Wi-Fi noktası
Örneğin Manchester’daki CityVerve projesinde, akıllı duraklar, durakta bekleyen yolcular olduğunda otobüs şoförlerine sinyal gönderebiliyor. Ayrıca durağın ışıkları sadece gerekli olduğunda yanıyor. Böylece elektrik kullanımında tasarruf sağlanıyor.

Akıllı çöp kutusu
Akıllı şehirler açısından önemli olan bir diğer konu da atık yönetimi. Geri dönüşüm ve atıkların doğru yönetilmesi, kentlerde yaşam kalabalıklaştıkça daha da önem kazanıyor. Finlandiya’da tasarlanan özel atık kutusu, özel vericileriyle çöp toplayıcılara dolu olup olmadığını bildiriyor. Atık ve çöp konteynerlarına uyumlu akıllı sensörler, konteynerların içine yerleştiriliyor ve doluluk oranının sürekli takip edilmesini sağlıyor. Buna ek olarak sensörlerden alınan veriler sayesinde çöplerin dolma zamanını öngörme veya dolan çöpler için uyarı verme gibi işlemler de gerçekleştirilebiliyor.

Trafiği yüzde 10 azaltıyor
Akıllı şehir uygulamalarında inovatif örneklerden bir diğeriyse Barselona merkezi Urbiotica’nın otopark uygulaması. Urbiotica, şehir içi park planlamasını yapmak için sensörleri kullanıyor. Kablosuz sensörler trafik hakkında gerçek zamanlı bilgi sağlıyor. Uygulanan bu yöntemle trafik yoğunluğu yüzde 10 azaltılmış durumda. ESB Networks’ün İrlanda’da Elektrik Gücü Araştırma Merkezi (EPRI) ile yaptığı iş birliği ile geliştirdiği akıllı şebeke rüzgâr enerjisi entegrasyonu ile enerjinin etkin tüketimi hedefleniyor. Ayrıca akıllı şebeke ekosistemi ile elektrikli vasıtaların kullanımı destekleniyor.

Bunlar vahim durumumuz içindeki küçük adımlar. Bu konu ciddiye almalı. Dünya liderleri 1. gündem maddesi olarak bu konuyu çözmek zorunda. Yoksa paranın anlamını yitirdiği bir bardak soğuk suyun kral olduğu bir dünyaya muhtaç kalırız. Bu durumda başkanın, başbakanın veya siyasetin de bir değeri kalmaz zaten. Bu sonun akıntısına kapılmak için ufak bir adım kaldı. Atmayalım o adımı!