O doğaya ihanet etmeden yaşadı
17.07.2015 10:34 KÜLTÜR SANAT
Yönetmenliğini Yunus Emre Yalçın’ın yaptığı ‘Tarzan Kemal: Bir Kentli Belgeseli’ vizyon için son hazırlıklarını yapıyor. Yönetmen, Tarzan Kemal için ”Sinop’ta kendi diktiği donuyla, yarı çıplak, davul çalarak, peşinde köpeklerle yürüyen aykırı bir insan figürüydü” diyor

UĞUR ŞAHİN

“Bu yaşantıyı bilinçli olarak tercih ettim. Yaz kış şortla dolaşmamdaki nedeni hala kavrayabilmiş değiller. İnsanlar çırılçıplak dünyaya gelirler. Tıpkı hayvanlar ve doğadaki diğer canlılar gibi. Eğer bugün doğaya zarar veren giysi teknolojisi olmasaydı, insanlar için sıcak ve soğuk sorunu da olmayacaktı. Doğduğu muz gibi, doğaya ihanet etmeden yaşayacaktık. Bir gün teknoloji, doyumsuzluk ve hırs uğruna dünyamız yok olma noktasına geldiğinde beni anlayacaklar. ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ felsefesiyle hareket eden kaderci toplumları sokacak o yılan sonunda. Ben bir bilim adamıyım ve aynı zamanda köylüyüm, başka türlü olamazdı. Kendimi ve bilgimi insanları uyarmak, doğayı korumak için kullanıyorum.”

Bu sözler, filmin kahramanı Kemal Koca’ya bilinen adıyla Tarzan Kemal’e ait. Tarzan Kemal, peşinde köpekler, davul ya da akordiyon çalarak yarı çıplak yürürdü. Tüm gün, şehirdeki bitkilerin bakımını yapar ve duvarlara çeşitli yazılar yazardı. Duvara yazdığı "Kuzu kesilmez, bebektir" yazdıklarından sadece bir tanesi. Tarzan Kemal, 79 yaşında hayatını kaybetti. Fakat anısı Sinop da hâlâ yaşıyor. ‘Tarzan Kemal: Bir Kentli Hikayesi’ belgeselinin yapımcılığını Chameleon Tasarım ve Proje Yönetimi ofisinin gerçekleştirirken yönetmenliğini ise Yusuf Emre Yalçın’ın üstleniyor. Sinop, Ankara ve İstanbul’da yapılan çekimlerin sonunda tamamlanması planlanan belgesel, önce Sinop’ta daha sonra ulusal ve uluslararası platforma gösterime girecek. ‘Tarzan Kemal Bir Kentli Hikayesi’nin yönetmeni Yalçın belgeseli anlattı.

>>Tarzan Kemal Belgesel Film Projesi ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

Çocukluğumda Tarzan Kemal’in kim olduğuna ve yaşadığı hayatın niteliğine dair çok bir fikrim olmasa da, şehirde kendi diktiği donuyla, yarı çıplak, davul çalarak, peşinde köpeklerle yürüyen aykırı bir insan figürü olarak hayatımdaydı. Üniversite yıllarımda felsefe okumalarına başladığım andan beri daha çok ilgimi çekti. Ne yazık ki, Kemal Amca’nın hayat tarzı hakkında bilinçlenmem onun vefatından sonra gerçekleşti. Ve zaman içerisinde bu anlama çabamı diğer ilgili insanlarla birlikte çalışarak, daha sistematik bir şekilde ele almaya başladım. 2012’de Güngör Erdem’le birlikte Sinopale 4 kapsamında Tarzan Kemal’le ilgili bir sözlü tarih çalışması başlatmıştık. Onu tanıyan insanlara ulaşıp anılarını bir defterde topladık. İki yıl sonra ise, Sinopale 5’e davet edilen sanatçılardan Serkan Taycan’la birlikte çalışarak, onun sözlü tarih araştırması sonucunda ortaya çıkartmış olduğu “Tarzan Kemal Rotası” üzerinden bir performans gerçekleştirdim. Kemal Amca kadar aykırı olamasam da sadece bir şort giyip davul çalarak o rota üzerinde yürüdüm ve davula yerleştirmiş olduğum kamera ile yanımdan geçen insanların tepkilerini kaydettim. Bunların dışında ilk Sinopale’den beri Sinop’a gelen başka birçok sanatçının da ilgisi Tarzan Kemal üzerinde yoğunlaşmıştı ve ara ara onunla ilgili işler ortaya çıkmıştı. Yılların birikmiş bilgileri ve dokümanlarına sahip olduk. Bunun üzerine belgesel film fikrimizi projelendirdik.

>>Çekimler nasıl gidiyor?

Nisan ayında başladık, Ağustos ayında da kurguya başlayacağız. Söz konusu Tarzan Kemal olduğunda ‘şaşırtıcı’ demek doğru olur mu bilmiyorum ama her konuştuğumuz insandan yeni anılar dinliyoruz ve bizi gerçekten çok heyecanlandıran yeni bilgilere ulaşıyoruz. Sonucunu hep birlikte izleriz artık. Bir yandan filmin müzikleri ve jenerik tasarımı yapılıyor. Eylül ayında gösterime hazır hale getirmek için çaba sarf ediyoruz.

>>Çekimler bittikten sonra planlarınız neler?

İlk Sinop halkına gösterim yapmak istiyoruz. Tarzan Kemal Sinop’ta, uzun yıllar boyunca günlük yaşamın parçası olsa da hakkında yanlış bilinen çok şey var. Bu kadar özel bir karakter olunca şehir efsaneleri ve bilgi kirliliği de kaçınılmaz oluyor. Sinop’ta yapılacak gösterimi, doğru bilgiyi daha geniş kitleye ulaştırmak açısından çok önemli buluyorum. Daha sonra İstanbul’da bir gösterim yapacağız ve tabi Sinopale ağı ve film festivalleri aracılığıyla da uluslararası platforma taşıyacağız. Ayrıca konu hakkında uzman kişileri bir araya getirip bir forum yapmayı düşünüyoruz. Bu forumda felsefeci, doğacı, araştırmacı, gazeteci, tarihçi vs gibi uzmanları bir araya getirip Tarzan Kemal’in felsefesi ve bu bağlamda gelişen düşünce hakkında bir tartışma başlatmak istiyoruz.

>>Çekim aşamasında ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz?

İnsanlara günlük yaşamlarının kanıksanmış bir parçası olan bir karakter hakkında sorular sorduğumuzda ‘nasıl olsa herkes biliyor’ diye düşünerek Tarzan Kemal hakkında en belirleyici olan bazı özellikleri ve anıları anlatmayı unutabiliyorlar. Bu da filmi izleyecek insanlar arasında Tarzan Kemal’i hiç tanımamış olanlar için bilgi eksikliği doğuruyor. Çalışmamızı daha çok sözlü tarih araştırmasıyla yürüttüğümüz için yönlendirme soruları sormak da pek hoş olmuyor, bu yüzden ‘kanıksanmışlık’ bizim için bir sorun haline gelebiliyor bazen. Bu elbette ki aşılamayacak bir sorun değil. Daha fazla insanla konuşarak bu boşlukları da dolduruyoruz. Sonuç olarak her şey gayet güzel gidiyor diyebilirim.