"O duvar o duvarınız vız gelir bize vız"
İnönü Alpat İnönü Alpat
İçerdekiler için bir tutkudur, firar etmek. Daha çok idamlıkların, müebbetliklerin hakkı gibi dursa da, üç-beş ay yatacakların bile düşlerini süslemesi şaşırtıcıdır. Çünkü,

İçerdekiler için bir tutkudur, firar etmek. Daha çok idamlıkların, müebbetliklerin hakkı gibi dursa da, üç-beş ay yatacakların bile düşlerini süslemesi şaşırtıcıdır. Çünkü, her biri tünel uzmanı olan solcular açısından politik anlamlar yüklü, bir mücadele biçimi olarak kabul görmüştür. Adeta bir görev sayılmıştır. Örneğin, TDKP'li idamlık Abdülkadir Konuk, cezaevi firarı sonrası yurtdışında düzenlediği basın toplantısında, "Devrimcilerin işi kaçmaktır, ben de kaçtım" demiştir. Cezaevlerinde pek muteber bir deyim vardır; "On yıl yatacakmış gibi içeriye, yarın çıkacakmış gibi dışarıya hazırla kendini." Solcular buna 'her an kaçacakmışsın gibi firara hazırla'yı eklemiştir. Cezaevinde yatanlar bilir; sohbetlerin, aslında daha çok 'geyiklerin' yegâne konusudur. Hayal bu ya; gerçekleşmesinin mümkün olmayacağı planların üzerine saatlerce kafa yorulur. Elbette özgürlüğe düşkünle bir anılması gerekir. Dişle, tırnakla açılan bir özgürlük yoludur. Ancak bir insanın sığabileceği genişlikte olduğu sanılmasın, insan yalnızca vücudunu değil, tüm gelecek düşlerini sığdırır içine.

Sinop kalesinden denize atlayarak kaçanların öykülerini, türkülerini dinleyenlerin, atlayacak deniz bulamayınca, kaçış geleneğini yer altından yaşatma inadıdır tünel. Bir uzmanlık alanı olduğu kesindir. Kesin olan bir nokta daha var: Her babayiğidin harcı değildir kazıcılık yapmak.

HAYRA YORULAN RÜYA
Mahir Cayan, Cihan Alptekin, Ziya Yılmaz, Ömer Ayna ve Ulaş Bardak-çı'ya Maltepe Askeri Cezaevinden kaçmaları için 15 metrelik bir tünel yetmişti. Tarih 30 Kasım 1971'di. O tarihten sonra solcular çeşitli metrelerde pek çok tünel kazdılar. Başaramadıkları tünel kazma girişimleri oldu ama başardıklarıyla kamuoyunun ilgisini çektiler.

12 Mart'tan sonra ilk tüneli Devrimci Gençlik dergisinde çıkan yazılardan dolayı cezaevinde bulunan Taner Akçam'ın da aralarında bulunduğu bir grup kazdı. Taner Akçam'ın yanında TİKKO'cu Zeki Şerit, Sadi Güven, THKO'lu Rıza Selman, yankesicilikten tutuklu Muzaffer Erbaş, gasp suçlusu Zeki Özer vardı. 13 Mart 1977'de bulundukları Ankara Merkez Kapalı Cezaevi 8. koğuşta kazdıkları tünelle cezaevinin dışına çıktılar. Grup arkalarında, duvara yazdıkları "O duvar/ o duvarınız/ vız gelir bize vız" dizelerini bıraktı.

Taner Akçam Devrimci Gençlik dergisinin sorumlu yazı işleri müdürüydü. Hakkında istenen cezaların toplamı ise 750 yılı buluyordu. Kaçmaktan başka çaresi yok gibiydi. Tünel kazarak kaçmaya karar vermişti. Bir grup arkadaşla birlikte, koğuştan, cezaevinin bir başka binasına uzunca bir tünel kazacak ve ulaştıkları binanın penceresinden yola atlayacaklardı. Ancak duyulan bir haber nedeniyle kaçmaktan vazgeçilecekti. Akçam, dışarıdakilere kaçış planını aktarıp yardım istediğinde, arkadaşları kaçışın ertelenmesini isteyecekti. Söylediklerine göre, Taner Akçam'ın kaçış planladığı okul kantinlerinde bile konuşulur olmuştu. Pusu kurulacağına ve kaçarken vurulacağına iyiden iyiye inanmaya başlamıştı. Ama yine de plan ilk haline uygun işledi. Belirlenen yol, yöntem ve zamanda kaçış gerçekleştirildi.

Niye böyle olduğu ise gerçekten ilginç. Taner Akçam bir gece rüyasında çamaşır tozu gördü. Koğuşta, yaşlıca bir gece kulübü sahibi vardı, ismi Kenan'dı. Yılmaz Güney'e hayrandı, bu nedenle solcularla kalmayı tercih etmişti. Akçam, rüyasını anlattı Kenan'a. Kenan, "Beyaz özgürlüktür. Siz özgürlüğe kavuşacaksınız" dedi. Kaçış planını bilmeyen Kenan'ın rüya yorumu Akçam'ın kararını etkiledi ve planlar yeniden gözden geçirildi, son hali verildi ve firar gerçekleştirildi. Meşhur dize de, penceresinden yola atladıkları marangozhane duvarına yazıldı. Bir rüya, Taner Akçam'ın hayatını değiştirecekti.

Adana Cezaevindeki tünelli kaçış ise benzerlerine göre son derece kanlı bir öyküydü. 150 metrelik tüneli açma aşamasında İsmail Şahin isimli bir mahkum elektrik çarpması sonucunda hayatını kaybetti. Mahkûmların tünelden çıktıkları fark edilince çatışma çıktı. Dört mahkûm öldü. 7 Haziran 1980 tarihinde Mustafa Özenç, Adem Kütük, Erdal Aykaç, Mahmut Hızlı firar etmeyi başardı. 12 Eylül'den sonra Erzincan Askeri Cezaevinden kaçan Adnan Keskin, Hüseyin Özpınar, Fehmi Uzal, Selim Ünay, Nejat Övet, Aydın Mandak, Şakir İpek 6 Haziran 1986 tarihinde kazdıkları 85 metrelik tünelle firar geleneğini sürdürdüler. 12 Eylül sonrasının en kitlesel kaçışı ise 25 Mart 1988 tarihinde Metris Cezae-vi'nde yaşandı. TİKKO, Devrimci Yol, TDKP gibi davalardan yargılanan 29 tutuklu kazdıkları tünelle kaçtı. Taner Akçam ve arkadaşlarının başlattığı geleneği onlar da sürdürdüler. Örgütlerin imzalarının atıldığı bir pankartı tamamen boşalttıkları koğuşlarına astılar. Pankartta "O duvar/o duvarınız vız gelir bize vız" yazıyordu.

Tünelli firarların en ilginçlerinden birisi de Kırşehir'de yaşandı. Kırşehir Cezaevi'nde daha çok Devrimci Yol tutuklularının kaldığı 12. koğuştan dışarıya doğru 118 metrelik bir tünel kazıldı. 18 tutuklu firar etti. Firar görüntüleri, kaçanlar yurtdışına çıktıktan sonra basına dağıtıldı. Çünkü tutuklular kaçarken hatıra fotoğrafları çektirmişlerdi.

Kırşehir'den toplu firar adeta göstere göstere yapılmıştı. Çünkü Devrimci Yol'a dönük bir operasyonda yakalananlar, Kırşehir Cezaevi'nde firar gerçekleştirmek üzere çalıştıklarını söylemişlerdi. İfadelere göre; cezaevinin karşısında bir arsa satın alınmış, yine cezaevi çevresinde bir ev kiralanmıştı. Bu bilgiler basınla bile paylaşıldı. Tutuklular satın alınan arsaya doğru tünel kazacaklardı. Yetkililer olayı çözmüştü. Tüm önlemler alınmıştı.

Dışarıda bunlar yaşanırken, içerdekilerin tünel kazma işi tüm hızıyla devam ediyordu. Nitekim, 17 Eylül 1988 tarihinde sabah sayımı için 12. koğuşa gelen görevliler bomboş koğuşla karşılaşacaktı. Mahkûmlar, tuvalet taşının altındaki tünel girişinden özgürlüğe koşmuşlardı. 'Koşmuşlardı'nın öylesine sarf edilmiş bir sözcük olduğu sanılmasın. Tünel iç karartacak, nefes kesecek, kalp sıkıştıracak bir darlıkta değildi, epey genişçeydi. 70 cm'lik çapı olan tünelden 18 mahkûm rahatça kaçmıştı. İfade edildiğine göre, 4 kamyon dolusu toprak çıkmıştı tünelden. Firar edenler arasında Erdal Aykaç ve Adem Kütük de bulunuyordu. Bu iki isim, Adana Cezaevinden kanlı kaçışın da kahramanların-dandı. İkisi de Adana Devrimci Yol sanıkları arasındaydı. Adana'da kaçmayı başarmışlar, sonra yakalanmışlar, bu kez Kırşehir'de bir daha kaçmışlardı. Birer uslanmaz tü-nelciydi onlar.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız