O güzel atlara binip gittiler…
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Geride bıraktığımız hafta, yine üst üste geldi acı haberler. Bir yanda terör saldırılarında yaşamlarını yitiren gencecik çocuklarımız. Öbür yanda, “üstü kalsın” diyerek bu dünyadan çekip giden yoldaşlarımız…

ALAATTİN BİLGİ

Cumhuriyet gazetesindeki ölüm duyurusundan öğrendim Alaattin Bilgi’yi yitirdiğimizi. Eşi Ayfer Hanım, son telefon görüşmemizde Alaattin Ağabey’in iyi olmadığını söylemişti. Yine de beklemiyordum ölüm haberini. “O eski topraktır, direnir” diyordum içimden. Öyle olmadı. 2 Ağustos Pazar gecesi, sağaltım gördüğü Gemlik Devlet Hastanesi’nde dünyaya yummuş gözlerini. Cenazesi ertesi gün Umurbey’de toprağa verilmiş…

Kapital”in çevirmeni olarak tanınmıştı. Aynı zamanda değerli bir felsefeci ve yazardı. Eski bir Ankaralı olmasına karşın yıllardır Umurbey’de yaşıyordu. Lisede öğrenciyken geçirdiği hastalık yüzünden bir ayağı kesilmişti. Yakınlarda yitirdiğimiz ozan Metin Demirtaş gibi, onun da bir bacağı takmaydı. Sennur Sezer’in aktarımına göre, öğretmeni Vedat Günyol, onun için, “Alaattin ayağını yitirdi, kafasını kazandı” dermiş.

Titiz çalışan bir çevirmendi. Okuduğum ilk çevirisi, 1959 yılında Açık Oturum Yayınları’ndan çıkan Henri Alleg’in “Sorgu”suydu. 1970’lerde başladığı üç ciltlik “Kapital” çevirisini on yılda bitirebilmişti. Ayrıca Pazar Postası, Yeditepe, Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Yarın, Bilim ve Sanat, Evrensel Kültür dergilerinde çeşitli yazıları yayımlanmıştı. “Yine de Aydınlık” adlı kitabı ise 2007 yılında Evrensel Basım Yayın tarafından basılmıştı.

Yaşamının son dönemini tekerlekli sandalye üzerinde geçirdi. Yine de umutlu ve moralliydi. Umurbey’deki evinden sık sık telefonla konuşurdum kendisiyle. Son yıllardaki en büyük üzüntüsü, sağlık sorunları nedeniyle çok sevdiği Ankara’ya gelememek ve dostlarıyla görüşememekti. Her konuşmamızda, Ankara’daki yoldaşlarına mutlaka selamlarını iletmemi isterdi. 90 yaşında ulu bir çınar olarak ayrıldı aramızdan. Geride kalıcı yapıtlar ve güzel dostluklar bırakarak… Anısına bin selam!

YILDIZ BİRAY ÇULFAZ

Alaattin Bilgi’nin acısı henüz çok tazeyken, 5 Ağustos sabahı yeni bir ölüm haberiyle sarsıldım. Bu kez İngiltere’den geldi acı haber. İlerici Kadınlar Derneği (İKD) ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi, sevgili yoldaşımız Yıldız Biray Çulfaz’ı da akciğer kanserinden yitirmiştik...

Yıldız, TKP’nin “73 Atılımı”nın İngiltere’deki öncü kadrosu içinde yer almış bir arkadaşımızdı. TKP yöneticilerinden, siyasal bilimci, yazar, çevirmen Cavlı Çulfaz’ın da eşi ve 44 yıllık yoldaşıydı. Imperial College mezunu ve metalurji mühendisi idi. Çalışkan, neşeli, güler yüzlü bir insandı. Bir ara “TKP’nin Sesi’” ve “Bizim Radyo”da spikerlik de yapmıştı. 18 Kasım 1983 tarihinde TKP Genel Başkanı İsmail Bilen’in ölümü dolayısıyla iki radyonun ortaklaşa gerçekleştirdiği özel yayını Yıldız Biray sunmuştu.

Yaban ellerde ölmek ne zormuş meğer! Yıldız’ın cenazesi, yurtdışındaki bürokratik işlemlerin uzun sürmesi yüzünden henüz getirilemedi Türkiye’ye. Cenaze, önümüzdeki günlerde İstanbul’a gelecek ve ancak hafta sonunda toprağa verilebilecek…

Sevgili kardeşim Cavlı’ya, oğulları Ferhat’a ve bir dönem Londra’da İTİB (İngiltere Türkiyeli İlericiler Birliği) içinde omuz omuza sosyalizm kavgası yürüttüğümüz tüm yoldaşlara başsağlığı diliyorum.

O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler...