O haccameleri alınlarından öpüyorum
OSMAN ÖZTÜRK OSMAN ÖZTÜRK

Hep biz başkalarını protesto edecek değiliz ya, geçen pazartesi İstanbul Tabip Odası’nın önüne gelen bir grup da bizi protesto etti.

Basın açıklamasının altında Sağlık-Muhbir-Sen ve dahi Memur-Satan-Sen İstanbul İl Başkanı’nın imzası vardı ama nedense eline tutuşturdukları Hekim Haklayanlar Derneği, HHD Başkanı parafesöre okuttular.

Birincisi belagatine güveniyor olmalı ki irticalen konuştu.

Hadsiz, seviyesiz, karaktersiz, adi, gibi ifadelerle süslediği konuşmasıyla karakterini ve seviyesini ortaya koydu.
Bir de, hani sanki TTB’yi protesto etmek, sendikasının asli göreviymiş gibi, şunu dedi: Sivil toplum örgütleri asli görevlerini yapsınlar!..

Çağrıcı kuruluş sayısı otuza yakındı, açıklamaya katılan sayısı ise sekseni bile bulmadı.

Netice…

Sağ duyulu sağlıkçılar marjinal grupların çağrısına uymadı!..

•••

Pankartta imzası bulunan bazı kuruluşları, misal, TTB “Beşir”lere ne yapmış da Beşir Derneği kapısına gelmiş, TTB’nin basın açıklaması onları acep neden ilgilendiriyormuş, merak ettim.

Sitelerine baktım; misyonları “Kendisine yetemeyen, desteğe ve hizmete ihtiyacı olan, istismara açık hale gelmiş mahzun ve mahcup gönüllerin müjdeleyicisi ve onların hamisi olarak hiçbir ayrım yapmadan, paylaşmayı erdem haline getirmiş gönüller ile buluşturmak” olan bir dernekmiş.

Sağlıkta Kaynak Yönetimi Derneği (SKY-DER) “Sağlık hizmetlerinin daha etkin kaynak yönetimi ile gelişmesi için” çalışıyormuş.

İlaç Sektörü Mensupları ve Eczacılık Derneği’nin (İSMENDER) misyonu da “İlaç ve eczacılık sektörünün ülke ve toplum menfaatleri doğrultusunda gelişimine katkı yapmak”mış meğer.

Türkiye Evde Sağlık ve Sosyal Hizmetler Derneği (EVSAD) “Hastalarda kullanılmak üzere gerekli cihaz demirbaş ve eğitim materyallerinin sağlanmasına destek olur” imiş aslen.

İsminden “yerli ve milli” olduğu belli olan Alliance of International Doctors (AID) “Sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu coğrafyalarda ve afet bölgelerinde yaşayan insanların yanında olmayı kendisine görev edinen” bir kuruluş imiş.
Diğerlerini geçtim de, Dünya Erdemli Sanayici ve İşadamları Derneği (DERSİAD) ile Tüm Restoran Lokantacılar ve Tedarikçiler Derneği (TÜRES) ne iş, onu hiç anlayamadım.

Pankartın parasını bedavaya getirmek için araya reklam almışlar galiba.

•••

Sözde tarihçi yazar Murat Bardakçı da geçen hafta TTB’ye saldıranlar arasındaydı.

Efendim, mevcut tabip odası yöneticileri seçimleri kazanabilmek için her yolu denemekte, dört-beş bin kişi sadece iki veya üç sandıkta oy vermekte, saatler süren bu iş bıkkınlık getirmekte, seçimlere daha fazla üyenin katılması da bu yolla engellenmekteymiş.

İstanbul’daki doktorların bırakın tamamını, yarısına yakın kısmı gidip oy verse TTB’nin bugünkü yönetiminden ortada eser meser kalmazmış.

Saldırsın saldırmasına da, elinde belge sallamayı tarihçilik sanan hazret pek desteksiz sallamış.

Tabip odası seçimlerini tabip odaları yönetimleri değil, İlçe Seçim Kurulları organize eder, bu biiir...

İstanbul Tabip Odası seçimlerinde iki veya üç sandıkta değil, seksen sandıkta oy kullanılır, bu ikiii…

Oy vermek için sandık başında bekleme süresi on beş dakikayı bile bulmaz, saatlerce bekleyen bir tek hekim bile bulamazsın, bu üüüç…

Tabip odası seçimlerine katılım arttıkça mevcut yönetimin oyları da artar, bu da dööört!..
Hadi başka kapıya!..

•••

Asıl öldürücü darbe cuma günü geldi.

O sabah bizim Çapa’da toplanmamızı bile “Fatih ilçesi sınırları içinde basın açıklaması yapmak yasak!” diyerekten engelleyen Emniyet güçleri Çemberlitaş’ı Malatya sınırları içerisinde zannediyorlar olmalılar…

Bir grup haccam ve haccamenin, hacamatçının erkeğine ve dişisine böyle deniyormuş, Cuma namazını müteakiben Nuruosmaniye Cami önünde basın açıklaması yapmasına izin verdiler.

“Söz Konusu Vatansa Hacamatçılar Yanında Reis…”

“Biz Sana Sadece Oyumuzu Değil Gönlümüzü Verdik Reis…”

“Dik Dur Eğilme Hacamatçılar Seninle!..”

O pankartları tutan bütün haccameleri alınlarından öpüyorum.

Bunca yıllık AKP muhalifiyim, saatlerce klavye başında kafa patlatıyorum, ömrü hayatım AKP’yi hırpalayacak laf bulmaya çalışmakla geçiyor…

Bu kadarını hayatta akıl edemezdim.

Hay, aklınızla bin yaşayın!..