O merdivendeki üçüncü kişi Uğur Kaynar’dı
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT
Sivas’ta yaşamını yitiren şairlerden Uğur Kaynar’ın kardeşi, “Carina’nın Günlüğü’ filminde tarihsel karakterlerin değiştirildiğini söyleyerek yönetmene tepki gösterdi

2 Temmuz 1993 tarihindeki ‘Sivas Yangını’nda yaşamlarını yitiren ve Madımak Oteli’nin merdivenlerinde çekilmiş son fotoğraflarıyla belleklere kazınan Metin Altıok, Behçet Aysan ve Uğur Kaynar üçlüsünün tarihsel görüntüsü, “Carina’nın Günlüğü-Sivas ’93” adlı sinema filminde gerçeğe aykırı biçimde yansıtıldı. Ulaş Bahadır’ın imzasını taşıyan filmde, Uğur Kaynar’ın yerine, Uğur Kurt’un canlandırdığı Hasret Gültekin’in görüntüsünün yer aldığı belirtildi. Fotoğraftaki üç şairden Uğur Kaynar’ın kardeşi Soner Kaynar, gerçeğe aykırı olduğunu söylediği bu görüntüler dolayısıyla filmin yönetmenine tepki gösterdi

Senaryosunu da Ulaş Bahadır’ın yazdığı filmde, Madımak Oteli’nin kundaklanması sırasında yaşamını yitiren 37 kişi arasındaki tek yabancı olan Hollandalı Carina Cuanna Thuijs’in günlüğünden yola çıkılarak ‘Sivas Katliamı’ anlatılıyor.

TARTIŞMALI FRAGMAN

“Carina’nın Günlüğü-Sivas ’93” filmi henüz gösterime girmeden tartışma konusu oldu. Yakında vizyona girmesi planlanan filmin fragmanlarının YouTube’da paylaşılması, Sivas cankırımında yitirdiğimiz şairlerden Uğur Kaynar’ın ailesini kızdırdı. Şairin kardeşi Soner Kaynar, filmde tarihsel gerçekliğin çarpıtıldığını belirterek, yönetmen Ulaş Bahadır hakkında dava açacağını söyledi.

Soner Kaynar, filmin yönetmenine tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

Filmin yönetmeni Ulaş Bahadır, anlamlandıramadığım, kime ne yarar sağladığını bilemediğim bir sanat anlayışıyla, filmin medya tanıtımlarında ve fragmanında, şair Uğur Kaynar’ın yerine Hasret Gültekin’i koyarak tarihsel bir gerçeği çarpıtmış, böylece gelecek kuşaklara yanlış aktarımda bulunmuştur. Kendisiyle bu yanlışlığın düzeltilmesi için yaptığım görüşmede, filmin montajının bittiğini, artık geri dönülemeyeceğini ifade etti. Bilinmelidir ki, Hasret Gültekin de bizim canımız. Ancak sinema filmi sanatsal bir kurgu da olsa, dönem filmlerinde kişilikleri doğru kullanmak, senaristin ve yönetmenin görevidir. Ulaş Bahadır bu yükümlülüğe aykırı davranmış. Üstelik iyi niyetli uyarıma karşın yanlışı düzeltme yoluna gitmedi. Dolayısıyla bize yargı yolundan başka bir seçenek bırakmadı.”

AİLELERİN ONAYI VAR MI?

Soner Kaynar, “Filmi çekmeden önce Sivas mağdurlarının aileleriyle görüşüp onaylarını aldım” diyen yönetmenin bu sözlerini de yalanlayarak kendisine şöyle seslendi: “Ulaş Bey, Evrensel gazetesindeki söyleşinizde, ‘Ulaşabildiğim kim varsa, ben onlara naçizane hikâyemi sundum. Onlar da sağ olsunlar eleştirileri olsaydı zaten düzeltecektim, çünkü hikâyenin gerçek sahipleri onlar. Bana gelen bir eleştiri olmadı. Madımak büyük bir sorumluluk gerektiren bir proje. Daha önce belgeseller çekildi. Sinema filmi olarak bir ilk olacak. Sonradan duydum, kimisi hikâyeye yanlış yerden başlamış; birileri çekmek istemiş, hiç ailelerin haberi olmamış. Ailelerle görüşmeden nasıl bir Madımak çıkacaktı ortaya, merak ediyorum açıkçası. Ailelerle görüştüm” demişsiniz. Bizimle neden görüşmediniz? İsteseydiniz Uğur Kaynar’ın ailesine de kolaylıkla ulaşabilirdiniz. Örneğin Pir Sultan Abdal Derneği’nden hemen bizlerin irtibat numaralarını verirlerdi size. Bundan 6 ay önceki konuşmamızda, ben ve Uğur Kaynar’ın dostları defaatle sizi uyardık. Madımak Oteli merdivenindeki 3. kişinin Hasret Gültekin olmadığını; o kişinin, yok saymaya çalıştığınız şair Uğur Kaynar olduğunu; bilinçli veya bilinçsiz yapılan bu hatanın tartışmasız bir şekilde düzeltilmesi gerektiğini önemle ifade ettik. Şair Uğur Kaynar’ı yok saymanızın nedenini bilmiyorum. Röportajınızdan anladığım kadarıyla, siz yaptığınız bu sorumsuzluğu sürdürmekte ısrarlısınız. Buradan size açıkça söylüyorum: Kamuoyuna, Madımak Oteli merdiveninde oturan şairin Uğur Kaynar olduğunu deklare etmediğiniz ve ilgili sahnede bunu düzeltmediğiniz sürece, ömrümün kalan kısmını (istemeyerek) sizinle hukuk önünde hesaplaşarak geçireceğimi biliniz.”

***
Yönetmen: Aile benim için değerli

Soner Kaynar’ın suçlamaları karşısında, yönetmen Ulaş Bahadır’ın da görüşlerini ve yanıtlarını almak için kendisini aradım. Konuyu aktarınca, “O ailenin eleştirilerini biliyorum, yanıt vermeyeceğim” dedi. Ulaş Bahadır, ısrarlı sorularıma karşın bu konuda konuşmak istemediğini söyledi. “Ailelerin görüşleri de benim için değerlidir ama medya üzerinden bir polemiğe girmek istemiyorum” diyen yönetmen, Soner Kaynar’ın “Hukuk yoluna başvuracağım” açıklaması karşısında da sessiz kalmayı yeğledi. Görüşme sırasında, “Sivas ’93” filmini çeken 29 yaşındaki genç yönetmenin, tarafımdan yayına hazırlanan ve Sivas kıyımı konusunda yayımlanmış en kapsamlı belgesel yapıt olan 600 sayfalık “SİVAS KİTABI/ Bir Topluöldürümün Öyküsü” adlı kitabı görmediğini öğrendim! Öyle anlaşılıyor ki Ulaş Bahadır, filmini daha çok, kadınların durumunu incelemek için 1993 yılında “tez öğrencisi” olarak Türkiye’ye gelen ve aynı yıl Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren Carina Cuanna’nın yazdıklarından yola çıkarak kurgulamış.

1986 yılında doğan ve “Genç Kuşak Sinemacılar”ın kurucuları arasında yer alan Ulaş Bahadır’ın ilk filmi, “Burada Durmak Yasak” adını taşıyor. 2012’de senaryosunu yazıp yönettiği filmin başrolünde de kendisi oynamış.

Kaynar ailesinin gösterdiği tepki nedeniyle şimdiden tartışma konusu olan “Carina’nın Günlüğü” filminin seyirciler tarafından nasıl karşılanacağı merakla bekleniyor.