O zeytin boğaza duracak
GÖZDE BEDELOĞLU GÖZDE BEDELOĞLU

Rahatça, sıkılmadan anlatıyor. Şöyle iyi niyetliydik, böyle dosttuk, öyle ballı muhabbetliydik... Ama belli gruplar tarafından köylümüz kışkırtıldı. Bize karşı dolduruldular. İnsanları özel güvenlikçilerimize dövdürtür müyüz hiç? Ah o analar ağladıkça yüreğimiz nasıl da dağlandı. Muhtarın göz yaşları umurumda olmadı ama, kapı gibi protokol imzalamıştık. Para mı? İkinci planda o. Kolin olarak bizim için varsa yoksa canımız Türkiye’miz. Vicdanen rahatsız mısınız da laf mı? Spazm geçiriyoruz. Danıştay kararı elimizde olsaydı keşke, o ağaçlar da kesilmemiş olurdu. Bu haberlerle gündeme gelmek kahrediyor bizi.

•  •  •

Fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla gençten biri. Babası yaşındaki zeytin ağaçlarının kesilmesinin sorumlularından... Kolin Şirketler Grubu Enerji Grup Başkanı; Murat Aydın. Muadillerini Yeşilçam’dan tanıyoruz. Hani şu köylüleri şirket adına kandırmaya gelen, köy kahvesindeki eli Bond çantalı adam. “Sana şu kadar verelim toprağını bize sat, sana iş verelim yanımızda ol, Osman’a Mehmet’e de anlat, bu işten herkes kârlı çıksın” replikleri hep bu arkadaşlara yazılır. İşler sarpa sarınca da “Başımıza ne geldiyse hep iyi niyetimizden, köylüyü bize karşı kışkırttılar, yoksa biz ister miydik ki böyle olsun” larla dolu bir ton kıvırma...

•  •  •

Yasa açık. “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede, zeytinliklerin gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek, kimyasal atık oluşturulacak tesis yapılamaz ve işletilemez.” Kolin Şirketi, Soma’nın Yırca köyüne yapmak istediği santralı zeytinliğin değil 3 km ötesi, tam ortasına yapmak istiyor. İktidarın taşı, toprağı kamu zararı-şahıs yararına satmak istemesinin kısa adı olan acele kamulaştırma kararını cebine koyan Kolin, hukuki süreç dinlemeden önümüze gelene bin tekme diyerek daldığı zeytinlikte, şimdi ayağına dolanan çalının derdinde. Bu bizim değil, devletin projesi, diyerek topu iktidara atsa da; biz bu davanın tarafı değiliz, diyerek sıyrılmaya çalışan iktidar tarafından topu tekrar kucağında buldu.

•  •  •

İklimsel uygunluk nedeniyle Türkiye’nin ancak çok kısıtlı bir yerinde yetiştirilebilen zeytini betonla karıştıran Bülent Arınç, dağ taş zeytin dolu, enerjiye ihtiyacımız var, diyerek bilinen niyetlerini tekrar dillendirse de, partisinin büyük bir şevkle el sıkıştığı şirketi tanımıyor havalarında. Zeytinlikleri koruma altına alan mevcut yasayı ortadan kaldırmak için tam beş kez kapıyı zorlayan, acele kamulaştırma kararlarını torbalara dolduran kendileri değilmiş gibi eller cepte ıslık çalıyorlar. Bu tasarı 25 dönümden küçük zeytinlikleri imara, madencilik ve enerji faaliyetlerine açmayı hedefliyor.

•  •  •

Başbakanı apartman dairesinde yaşadığı için AKP tarafından itibarsız sayılan Almanya, nükleer santrallarını tek tek kapatıp, verimli ve sağlıklı bir gelecek için yüzünü yenilenebilir enerjiye dönüyor. Onlar, pencereden giren iki gıdım güneşin peşine düşmüşken, Türkiye’de karanlıkta kalacağız diye bağıranlar, halka aylık 700 bin lira elektrik parası ödetecek 1000 odalı sarayları alkışlamakla meşgul. “6 bin ağaç kesilse ne olur?” diyen AKP’li vekil zalimliği ile, “o zeytin boğazınıza durmayacak mı?” diye gözyaşı döken Yırca köyü muhtarının merhameti arasında paramparça bu ülke! Daha çok var, diye ağaç kesilsin, daha çok var, diye işçi ölsün... AKP gözlüğünden bakınca hep rakam çünkü bunlar.

•  •  •

Neymiş, vicdanen rahat değillermiş. Sebep? Keşke Danıştay kararı ellerinde olsaymış... Madem öyle mahkeme kararını niye beklemediniz? Mevcut yasaya aykırı davranıp suç işleyerek, dönüşü olmayacağını bile bile 6 bin zeytin ağacını niye kestiniz? Acele kamulaştırmadan dolayı acelemiz var çünkü! Verilen sözler, iktidarın faiziyle istediği milyonlar var. Para mı? Ha o bizim için ikinci planda tabii. Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça, ama böyle. Tarım topraklarını işgal eden, çiftçiliği, hayvancılığı bitiren, insanları iki lokma için ölüm kuyularına girmeye mecbur bırakan, enerji politikalarını uzun vadede insandan yana değil, kısa vadede cüzdandan yana planlayan iktidarın, taşeron şirketleriyle giriştiği bu yağmanın ülkeyi düşürdüğü durum bu. Ama biz 1000’e 250 oda katarak daha da itibarlanıyoruz tabii, hamdolsun.