Obama’nın İngiltere’sinde sevinç gözyaşları
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
Sağcısıyla solcusuyla İngilizler, Obama’ya ‘genç, yakışıklı ve bronzlaşmış’ diyen Berlusconi’nin ırkçılığına düşmeden, yeni başkana sevindi. Seçim gecesi Londra’da ve diğer...

Sağcısıyla solcusuyla İngilizler, Obama’ya ‘genç, yakışıklı ve bronzlaşmış’ diyen Berlusconi’nin ırkçılığına düşmeden, yeni başkana sevindi. Seçim gecesi Londra’da ve diğer şehirlerde on binlerce İngiliz, ABD vatandaşı göçmenlerle birlikte sabahladı. Bir tahmine göre 250 binden fazla kişi katıldı bu seçim partilerine!

Uluslararası politikadaki yakın duruşları, tarihsel ve kültürel ortaklıklar, ABD başkanlık seçimlerinin İngiltere’de çok ilgi görmesinin bir nedeni. Yüzyıllar boyunca kurulmuş göç ilişkisi de başka bir neden. 200 binden fazla ABD doğumlu İngiltere’deki en kalabalık sekizinci göçmen grubunu oluşturuyor. Aynı zamanda, ABD şirketlerinin en çok yatırım yaptığı üç ülkeden biri İngiltere ve buna karşılık İngiliz şirketleri de ABD’de en çok yatırım yapan ülkeler sıralamasında ilk üçte. Bunlar başkanlık seçiminin buradaki önemini biraz daha gerçek kılıyor.

Her ne kadar Amerikalılar İngiltere’yi çok tanımasa da İngilizler için ABD, ‘havuzun öte yakası’ denebilecek kadar yakın. Seçimlerde çok sayıda İngiliz vatandaşı Amerika’ya gidip seçimlerde gönüllü olarak çalıştı. İşçi Partisi resmi olarak tarafsız kalmaya çalışsa da tabanda Obama desteği çok açıktı. Zaten geleneksel olarak da İşçi Partililer, Demokrat adaylardan yana bir tavır içinde. Dolayısıyla gönüllüler arasında çok sayıda İşçi Partili vardı. Aynı şekilde Muhafazakârlar da McCain’i desteklemek üzere Atlantik’i aştı. Tahmin edebileceğiniz gibi bunlar çoğunlukla iki partinin gençlik kolları üyeleri.

ABD seçimlerinin buradaki yansımaları biraz da özeleştiri biçiminde. Örneğin başkanlık seçimleri neredeyse iki yıl sürerken, İngiltere’de seçimlerin sadece 5 hafta içinde sonuçlanması bir eleştiri konusu. Bir başka eleştiri de İngiltere’nin aksine, siyasetin ABD’de bu kadar popüler olması. İngiltere’de de bir siyah başbakan adayının çıkıp çıkmayacağı da yüz puanlık bir karşılaştırmalı siyaset sorusu. Amerikan başkan adaylarının seçmenleriyle kurdukları ilişki, yakınlık, samimiyet ve bunun karşısında İngiltere’de başbakan adaylarının daha çok banka müdürü gibi duruşları İngilizlerin kıyasladığı ve hayıflandığı noktalardan biri.

Bu seçim hem kampanya süreci hem de sonuç itibariyle tarihi bir dönüm noktası oldu. Ama aynı zamanda heyecanlı ve keyifli bir film, tv dizisi, spor karşılaşması gibi de izlendi. Obama ve ekibi bir şeyleri değişik ve de belli ki doğru yaptı. Londra’nın partileri de bu eğlenceye sos kattı, gecesi müthiş ilgi topladı. Londra’nın her tarafında seçim partileri vardı. ABD büyükelçiliğindeki partide, 2000 davetli için basketbol maçlarındaki gibi ponpon kızlar bile getirildi. Siyah ‘Sam Amca’ da Obama şerefine hazır bulunduruldu.

Londra’nın Leicester Meydanı gibi ünlü meydanları, pazar yerleri, pubları, barları her taraf Obama taraftarlarıyla doldu. Kensington’da ve Old Street’de düzenlenen bazı partilerde 125 sterlin ve üzeri giriş ücretleri alındı. İngilizler bu işi biliyor ya da bu toprakta bir şey var, olduruyor. İki başkan adayı yüz milyonlarca dolar harcarken birkaç akıllı İngiliz bu işten para kazanmayı da başardı. Bu partilerin bazılarında katılanlara siyasi tercihlerine göre esprili hediyeler de verildi: Cumhuriyetçiyseniz, bir İncil ve replika tüfek; Demokratsanız, gıda karnesi ve vergi tahsil faturası!

Ertesi gün okulda konuştuğum neredeyse tüm arkadaşlar ve öğrenciler en azından sabahın üçüne kadar seçimi izlemiş. Tek tük de olsa birkaç Amerikalı öğrencim bu sonuçtan o kadar memnun kalmamış. Deve yüküyle okul ücreti ödeyip dünyanın en pahalı şehirlerinden birinin merkezinde özel bir üniversitede işletme okuyan öğrenciler için tabii ki cumhuriyetçi olmak çok normal. Bazıları ‘ah evet-maalesef- bir sosyalist başkanımız oldu’ diyerek bu hoşnutsuzluğu ifade ediyordu.

Tabii Londra’nın siyahları için Obama çok daha önemli ve ilham verici bir lider. Dolayısıyla partilerde belki de en çok onlar sevinç gözyaşı döktü. Bu seçim zaferi aynı zamanda İngiltere’de de yeni Obama’lar beklentisini ateşleyecek gibi görünüyor. İnsanlar şimdiden umutlu konuşmaya ve Afrika ve Karayipler kökenli genç politikacıları takip etmeye başladı. Umalım ki Obama vaatlerinden çok çabuk çark etmesin ve hayal kırıklığı erken gelmesin. Umuda ihtiyacımız var.