ÖDP’den nükleere karşı ‘mücadeleyi büyütelim’ çağrısı
11.07.2016 15:34 SİYASET

Özgürlük ve Dayanışma Partisi yayımladığı bildiri ile Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santrale karşı ‘mücadeleyi büyütelim’ çağrısında bulundu.

“Özgürlük ve Dayanışma Partisi olarak bütün gerekçeleri çürütülen nükleer santrallere karşı hayatı savunmaya devam edeceğimizi, Mersin’de, Sinop’ta ve İğneada’da nükleere karşı yürütülen mücadeleyi büyüteceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz” denilen açıklamanın tamamı şöyle:

"11Temmuz Pazartesi günü, jest amacıyla Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Türkiye’ye geleceği gün onaylan Akkuyu Nükleer Santral Projesi’ne ait ÇED raporuna yapılan itirazları değerlendirme üzere 15 kişilik bilirkişi heyeti Akkuyu ’ya gidiyor.

Bilirkişi heyetinin keşif öncesi Akkuyu NGS’nin talebiyle inşa edilen otelde konaklayacağı, otelin sahibi firma, Akkuyu NGS’nin inşaat işleri için başka bir ihale daha aldığı basına yansımış, nükleer santral projesi için hazırlanan iki farklı Nihai Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu’nda yer alan nükleer enerji mühendislerinin imzalarının taklit edildiği gerekçesiyle TMMOB’nin yaptığı suç duyurusu neticelenmiş, kriminologlar tarafından hazırlanmış “İmza örneklerinin uyuşmadığı ve aynı kişiler tarafından atılmadığı” raporuna karşın takipsizlik kararı verilmiştir.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, mevcut enerjinin yetmediğini öne sürerek yatırımların gerçekleşmediği takdirde elektrik kesintileri olacağını söyleyerek aba altından sopa göstererek nükleer ve termik projeleri için elektrik kesintileriyle halkı tehdit etmektedir.

Öncelikle Rusya Federasyonu Hükümeti arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde Akkuyu Sahası’nda Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma incelendiği zaman bu santralin çokça bahsedildiği üzere ekonomik yarardan çok zararı olacağı açıktır. Bu anlaşmaya göre Rus tarafı anlaşmadan sonra NGS'nin sahibi ve işleticisi olarak Proje Şirketi (Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş.)'ni kurmakla yükümlü olacak ve şirketlerin doğrudan veya dolaylı olarak başlangıçta %100 hisse payına sahip olacak. İlerleyen yıllarda Rus Yetkili Kuruluşlarının Proje Şirketindeki toplam payları, hiçbir zaman %51’den az olmayacaktır.

TETAŞ, Proje Şirketi'nden, ESA'da belirtildiği şekilde, NGS'de üretilmesi planlanan elektriğin Ünite 1 ve Ünite 2 için %70'ine ve Ünite 3 ve Ünite 4 için %30'una (tekabül eden sabit miktarlarını her bir güç ünitesinin ticari işletmeye alınma tarihinden itibaren 15 yıl boyunca 12.35 (ABD senti/kWh ağırlıklı ortalama fiyattan (KDV dahil değildir) satın almayı garanti edecek. Proje Şirketi, Ünite 1 ve Ünite 2'de üretilmesi planlanan elektriğin %30'unu ve Ünite 3 ve Ünite 4'de üretilmesi planlanan elektriğin %70'ini kendisi veya enerji perakende tedarikçileri vasıtasıyla serbest elektrik piyasasında satabilecek. TETAŞ ve Proje Şirketi arasında mutabakata varılan tarife kademelerinde, elektrik fiyatındaki yıllık değişim, Projenin geri ödemesinin sağlanması açısından, fiyat limiti üst tavanı 15.33 senti/kWh olmak üzere Proje Şirketi tarafından hesaplanacak.

Yani Rus şirketi kuracağı santralde üretilecek enerjinin belirli miktarını 12,35 cent/kWh bedelle TETAŞ tarafından satın alınacağını, geri kanal miktarını piyasa fiyatları ile istediği şekilde satabileceğini garanti altına almaktadır. Böylelikle Rus Şirketi santralin yapımından sonraki 15 yılda yatırım bedelini geri aldıktan sonra ayrıca yaklaşık 20 milyar Doları kâr olarak götürecektir. Dolayısı ile bu anlaşma Rus tarafı açısından çok karlı bir yatırım niteliğindedir. Ayrıca Türkiye burada sözü geçen tüm bedelleri Dolar olarak ödeyecek olması nedeniyle bu santral dış ticaret açığını da arttıracaktır.

Kullanılmış nükleer yakıtlar yüksek radyoaktiviteye sahiptir ve reaktörden çıkarıldıktan sonra da radyoaktif bozunma süreci uzun süre devam eder. Bu nedenle kullanılmış yakıt 10 sene boyunca kullanılmış yakıt havuzunda bekletilerek sürekli olarak suyla soğutulur. Bu radyoaktif maddeler havayı ve yeraltı su kaynaklarını binlerce yıl kirletecek potansiyele sahiptir. Atık Havuzlarında ve toprakta oluşabilecek değişimler ise felaketle sonuçlanabilir.

ÇED raporunda “Kullanılmış yakıtın yeniden işlenmek üzere Rusya’ya sevkiyatı ancak Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri arasındaki özel anlaşmaya dayanarak mümkün olabilir” denilerek bu atıkların akıbeti, nereye nasıl taşınacağına dair herhangi bir ifade yer almamakla birlikte belirsizlik hakimdir. Atıkların etkisinin sıfırlanması ise yüzlerce yıl alacaktır.

Ayrıca temiz yakıt olarak tanımlanan çıkarılan 1 ton uranyumun 998 kilogramı atık çamur olarak çukurlarda ve yapay göllerde toplanır ve bu atık çamurlar %85 oranında radyoaktivite ve toksit madde içerir. Bu atıkların uzun yıllar canlı yaşamını tehdit etmesi hiçbir önlem alınamaması yaşam için kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Nükleer santrallerde kaza riski asla sıfırlanamamaktadır. ABD, Sovyetler Birliği ve Japonya gibi endüstri ve teknoloji devlerinde üç büyük nükleer kaza olmuştur. Dünyada pek çok ülke, Çernobil ve Fukuşima gibi felaketlerden sonra nükleer enerjiden vazgeçme kararı alırken Türkiye 3 tane nükleer santral inşa etmek için girişimlerini sürdürmektedir.

Nükleer enerjinin geliştirilmesinde elektrik üretiminde Rusya ve İran'dan gelen doğalgaza olan bağımlılığın azaltılması için kilit öneme sahiptir denilmektedir. Ancak dışa bağımlılığı azaltmak için yapılan Akkuyu Nükleer santrali ile doğalgazın çok büyük bölümünü Rusya’dan alan Türkiye’yi, yüksek maliyetli nükleer enerjide de aynı ülkeye bağımlı hale getirecektir. Anlaşmaya göre projenin yapımında Rus menşeili malların tercih edilmesi, bütün malzeme, ekipman tedariği, yakıt tedariğinin Rus şirketler tarafından yapılacak olmasıyla Rusya'ya bağımlılık azalmayacak aksine artacaktır.

Türkiye’deki enerji arz/talep senaryoları 2-3 kat abartılı bir şekilde açıklanmakta, enerji krizi bahane edilerek sermayeye yeni pazarlar açılması hedeflenmektedir. İhtiyaç bahanesiyle, elektrik kesintileri ile tehdit edilerek kabul ettirilmeye çalışılan nükleer santraller siyasi bir karar olarak halka dayatılmaktadır.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi olarak bütün gerekçeleri çürütülen nükleer santrallere karşı hayatı savunmaya devam edeceğimizi, Mersin’de, Sinop’ta ve İğneada’da nükleere karşı yürütülen mücadeleyi büyüteceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.

ÖDP DOĞA, KENT VE YAŞAM ÇALIŞMA GRUBU"