alpertasbeyoglu

ÖDP, seçimler ve sola bir soru

ÖDP, YSK kararıyla seçimlere katılamıyor. YSK, “siyaset sahnemizde size izin yok” diyor. Üyesi olmadığım, ancak “bizim arkadaşlar”dan oluşan ÖDP, bu kararı haklı yere protesto ediyor. Kendi içerisinde de seçimlere katılamamanın nedenleri üzerine tartışıyor. Birileri, belgeler zamanında tamamlanmadığı ve seçim yasasının öngördüğü kriterleri yerine getiren adaylar gösterilmediği gerekçesiyle ÖDP yönetimini eleştiriyor.
Halbuki bu karar daha başka, daha köklü gerçekleri hatırlatmalı:
12 Eylül’ün devam ettiği gerçeğini…
Antidemokratik bir seçim yasasının sürüyor olması gerçeğini…
Yüzde 10 barajının antidemokratik özünü…
12 Eylül’ün tüm kurum ve kuruluşlarıyla devam ettiği gerçeğini…
Emekçilere, ezilenlere topyekun saldırının devam ettiği gerçeğini…
Kürtlere, azınlıklara yönelik baskı ve savaş politikalarının sürekliliğini…
Geniş halk kesimlerini giderek yoksullaştıran, çalışan yoksulların sayısını hızla artıran Şikago okulu kapitalizminin engelsiz uygulanışını…
Sosyalistlere, devrimcilere yönelik fiziki ve psikolojik şiddetin artırılışını…
İslamcı otoritarizmin mahalleden iktidarın tepesine kadar, köyden şehirlerin merkezlerine kadar bir örümcek ağı gibi toplumu kuşatmasını…
Kadınların giderek daha fazla sayıda kuşatılmışlığını…
Faşist zihniyetin her alanda meşrulatırılmasını, kültürel sahanın gerici-muhafazakar-islamcı “değerler” doğrultusunda abluka altına alınmasını vs vs.
Bu koşullarda solun YSK’nın tutumundan öte sorması gereken soru daha köklü bir soru bence.
1990’larla birlikte hemen hemen tüm sosyalist sol hareketlerde gözlenen bir büyük taktik dönüşüm yaşandı. Neredeyse tamamı ya ortak ya da kendi yasal partilerini oluşturarak seçimlere katılmaya başladılar.  Bırakın yoksul kitleleri ve işçileri, sol kitleler gözünde bile rejimin değişmeyen baskıcı özü gözlerden kayboldu: Ne de olsa “bizimkilerinde” partisi, dergisi, gazetesi, televizyonu vardı ve hatta seçimlere katılıp milletvekili bile çıkarabiliyorlardı!
Tüm kurum ve kuruluşlarıyla yaşamaya devam eden 12 Eylül’ün “demokrasisini” meşrulatırma sürecinde solun bu “taktik” yöneliminin payı yok mudur?
Bu yönelim, solu düzen içine çekerek kısmen ehlileştirirken, kısmen de 12 Eylül demokrasisini meşrulaştırmış olmadı mı?
12 Eylül demokrasisinin meşrulaşmasında solun payı nedir?
Sakın kentlerin yoksul kitleleri, biraz da bu nedenle islamcı, faşist, devletçi, serbest piyasacı tercihlere yönelmiş olmasınlar…
Sokaklar, mahalleler, köyler, şehirler boş bırakıldığı, düzenden kaynaklanan sorunların çözümüne yönelik ümitler somut solcuların birleşik eylemliliğinde ifade bulamadığı için…
Soruyu sormamalı mıydı acaba?

BİZİ TAKİP EDİN

359,938BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,886TakipçiTakip Et
7,854AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL