Öfke nereye kayboldu?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Lizbon’da 500 bin kişinin Karanfil Devrimi’nin marşı Grândola Vila Morena eşliğinde sokağa dökülmesi “Indignados (Öfkeliler) hareketine ne oldu?” sorusunu akıllara getirdi. İspanya’da başlayıp Avrupa’yı sarsan sonrasında da İsrail ve ABD’ye dahi sıçrayan Indignados hareketi akıllara getiren bir diğer gelişme ise “öfke”ye ilham veren Stephan Hessel’in geçtiğimiz günlerde yaşamını yitirmesi oldu.

Sahi ne oldu Öfkeliler’e, nereye kayboldular? Geçen yıl bu vakitler Madrid’ten Atina’ya, Roma’dan Londra’ya, Tel Aviv’den Montreal’e kadar dünyanın birçok büyük kentinde neo liberal ekonomi politikalarına ve krizin etkilerine karşı meydanları dolduran “öfke”den eser yok şimdi!

Öfkenin saman alevi gibi kısa sürede sönmesi uzun bir süredir tartışılıyordu. Politik ama örgütlü olmama halinin en bariz örneklerindendi Öfkeliler Hareketi. Siyasi bir öncüye tabi olmadan öfkelenme, sokağa çıkma durumu son yılların yükselen trendlerindendi. Bir hayli taraftar bulduğu da söylenebilir bu politik ama örgütsüz olma durumunun.

• • •

Bir parti ya da örgüte tabi olmadan, belli bir program dahilinde hareket etmeden sokağa çıkma anlayışının cisimleşen hali olan Öfkeliler Hareketi’nin öfkesi baki kalsa da ömrü kısa sürdü. Oysa bir yıl öncesiyle karşılaştırıldığında kitleleri sokağa çıkaran koşullarda bir değişiklik olduğu söylenemez. Muktedirlerin kriz de açlık ve geleceksizlik de üreten politikaları tün hızıyla hayata geçiriliyor.

Fark şuradaki belli bir program ve siyasi hedef dahilinde örgütlenemeyen kitlelerin öfkesi doğal sınırına ulaştı. Bir yıllık pratiğin ortaya çıkardığı eksiklikler süreç içerisinde ortaya çıktı: Örgütsüzlük, programsızlık ve siyasi bir öncünün olmaması.

Sokağa çıkan kalabalıkların öfkesinin doğru mecralara kanalize edecek kanalların olmaması, programsızlık öfkenin kısa sürede sönmesine yol açtı. Hem Occupy hem de Indignados hareketi bunun faturasını ödüyor.

Bu kitle hareketinin daha da öteye geçmesi için siyasi bir objeye/öncüye ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaç karşılanamadığından kendiliğindenciliğin makus talihi yaşanmaya başlandı.

Tüm eksik ve yetersizliklerine rağmen bu öfke hareketini “bu zaten bir orta sınıf hareketiydi, sonucun böyle olacağı başından belliydi” argümanlarıyla kestirmeden mahkum etmek hakkaniyetli olmaz. Öfkeliler Hareketi’nden öğrenilecek ve çıkarılacak çok ders var.

• • •

Neredeler, nereye kayboldular soruları havada uçuşurken, “Öfkeliler” ve “Occupy” gibi toplumsal hareketlere ilham veren yazar, filozof ve diplomat Stéphane Hessel 95 yaşında öldü. 93 yaşında yazdığı, Türkçe'ye ''Öfkelenin'' olarak çevrilen "Indignez-vous" isimli 12 sayfalık kitapçığı milyonlarca kişiye ulaşan Hessel, gerçek bir devrimciydi. İlerleyen yaşına rağmen öfkelenin diyebilecek kadar vicdana sahipti. Küresel adaletsizliğe ve neoliberalizmin yarattığı tahribatlara karşı sol vicdanın sesi oldu. Hessel yok artık. Ancak onun çağrısına kulak veren yüz binler Roma’da, Atina’da, Sofya’da, Ljubljana'da sokakları dolduruyor. Slovenya ve Bulgaristan'da öfke muktedirleri koltuğundan etti. Sıra Portekiz'de. Lizbon’da beş yüz bin kişi Salazar diktatörlüğünün sonunu getiren Grândola Vila Morena marşı eşliğinde yürüyor.

Hessel’in de vurguladığı gibi adaletsizlik ve eşitsizlik varsa öfke de hep olacak. Ve kazanan öfke olacak!