‘Öfkeli çocuklar’ kaçarken Tikrit
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Bundan yaklaşık bir yıl önce, 10 Haziran 2014’te Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) Musul’u işgal ederken, İhvan’ın akıl hocası Katar Müftüsü Dünya Müslüman Alimler Birliği başkanı Yusuf el-Karadavi ve Ankara’nın adamı eski Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi Irak kentlerinin düşmesini “Sünni devrimi” olarak selamlamıştı. Her iki isme göre Musul’un düşmesi, halk devrimi sonucu gerçekleşen bir olaydan başka bir şeyle açıklanamazdı. Ankara’daki stratejik akıl da IŞİD taarruzunu “dışlanmış öfkeli Sünni gençlerin reaksiyonu” olarak niteliyordu ve yaşananlardan Irak Başbakanı Maliki’yi sorumlu tutuyordu.

Bir yıl geçti üzerinden. AKP’nin “öfkeli gençleri” birer birer mevzilerini terk etmeye başladı. Tikrit, Musul, Dera, Halep cephelerinde darbe üstüne darbe yiyorlar. Tam da bu aşamada Ankara’daki mezhepsel dış politika okuması bir kez daha devreye girdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu IŞİD’e karşı Sünni bölgelerde yürütülen harekâtta Şii milislerin kullanılmaması gerektiğini söyledi. Musul harekâtını Sünni muhafızların yönetmesini isteyen Davutoğlu, “Eğer IŞİD Irak’taki tehditlerden birisiyse, Şii milisler de bir başka tehdittir. IŞİD Tikrit ya da Musul’u terk eder ve yerine Şii milisler gelirse mezhep savaşı çıkabilir” sözleriyle bilinçaltındakileri dışavurdu.

•  •  •

Suudi monarşisi hiç geri kalır mı? Tahran’a karşı yeni bir Sünni Cephe arayışına giren Suudi Arabistan’ın çiçeği burnundaki yeni kralı Selman, “İran Irak’ı ele geçiriyor” diye bağırırken Katar ve BAE safları sıklaştırmış durumda. Ankara ile Sünni müttefiklerinin kaygısı IŞİD işgalinin sona ermesi değil, İran’ın etkinlik kazanması. IŞİD’in elindeki kentlerin Bağdat tarafından yeniden kontrol altına alınması bu nedenle sadece Ankara’da değil Riyad’da da kaygı nedeni.

AKP hükümeti, Nuceyfi kardeşler üzerinden Sünni aşiretleri silahlandırma arayışında. Hesapta General Kasım Süleymani komutasındaki Kudüs Gücü ile hem Irak’ta hem de Suriye’de etkinlik kazanan Tahran’ı Sünni Nuceyfi aşiretiyle dengelemek var. Musul’u terk etmek zorunda kalan Vali Esil Nuceyfi, Türkiye’nin Sünni güçlere çeşitli kamplarda askeri eğitim vermeye başladığını açıkladı. Bütün hesaplar olası bir Musul savaşına yönelik. Tüm hazırlıklar IŞİD sonrası denklemde kime ne pay düşeceğiyle alakalı.

•  •  •

İran’ın alandaki etkinliğinin arttığı, Tahran’ın krizi fırsata çevirdiği yadsınamaz bir gerçeklik. IŞİD’e karşı savaşta öne çıkan, Batı dünyasıyla nükleer programında anlaşmanın eşiğine gelen İran hiç olmadığı kadar nüfuz alanını genişletmiş durumda. Irak’ta IŞİD’in geriletilmesinin, Suriye’de rejimin ayakta durmasının, Yemen’de Husilerin iktidarı almasının, Lübnan’da Hizbullah’ın gücünü artırmasının arkasındaki temel aktör Ruhani liderliğindeki İran.

Suudilerin yeni Kralı Selman’ın İran’a karşı “Sünni Cephe” oluşturmak üzere kolları sıvaması bundan dolayı. Selman, Erdoğan ve Sisi ile aynı anda görüşen Selman, İhvan yüzünden Sünni âlemde ortaya çıkan derin çatladığı kapatma telaşında. Sisi ile arayı düzelten Kral Selman, Ankara ile Kahire arasında da arabuluculuğa soyunmuş vaziyette. Suud’un strateji değişikliğinin en önemli nedeni IŞİD ve Kaide nedeniyle bölgede irtifa kaybetmesi.

•  •  •

Riyad ve Tahran arasındaki bilek güreşinde koşullar şimdilik İran’dan yana. Tahran hem Kudüs Gücü komutanı Süleymani sayesinde sahada, hem de Dışişleri Bakanı Zarif liderliğinde masada kazanım üstüne kazanım elde ediyor. Suriye, Irak, Yemen gibi çatışma bölgelerinde Suudi Arabistan liderliğindeki “Sünni Cephe” zemin kaybederken, bu cepheyi daha da köşeye sıkıştıracak olan Tikrit operasyonu tam da bu nedenlerle son anda durduruldu.

Musul öncesi son durak olan Tikrit, Saddam’ın doğduğu, Sünniler için sembolik önemi olan bir kent. Kasım Süleymani’nin Şii milislerle kente girmesi Sünni Cephe saflarında onarılmaz bir yaraya yol açacaktı. Şimdi tüm hesaplar Tikrit ve Musul’a Süleymani yerine Sünni birliklerin girmesini sağlamak. Tüm hazırlıklar bu yönde. Mezhepçi reflekslerin şekillendirdiği bu siyasetin hiçbir sonuç getirmeyeceği aşikâr. Tikrit’e kimin ilk girdiğinden ziyade, IŞİD’in buradan kovulmasının daha önemli olduğunun idrak edilmesi şart. Fakat görünürde böyle bir irade yok.