OHAL, anayasa sürecini tümüyle sakatlıyor…
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Başbakan, “Referandum OHAL’de olmaz” dedi. Doğru, ama eksik: OHAL, sadece referandumu değil, anayasa sürecini bütünüyle sakatlayıcı. Nedeni basit: OHAL, anayasa kamuoyu oluşumuna engel. Aslında AK Parti, içerik ve hedef dışında, yöntem ve zaman olarak hayli esnek. Bu nedenle, anayasa gündemi OHAL sonrasına ertelenmeli.

1) İçerikte ödünsüz
AK Parti, başkanlık rejimi için tutarlı bir politika izliyor: ne pahasına, hangi yol ve yöntemle olursa olsun, ortam ve koşullar ne olursa olsun, hangi ad altında olursa olsun ‘rejim değişikliği’ için kararlı. AK Parti’nin ödünsüz yaklaşımı, ‘kırmızı çizgi’ için bile geçerli: Anayasa değişikliğinin yönü için değil sadece, tartışma açısından geçerli; başkanlık ekseni ile sınırlı bir tartışma.

2) Yollar ise muhtelif
‘Sivil anayasa’ metni (2007) nerede? Prof. Özbudun ve heyetine hazırlatılan taslak, AK Parti tarafından TBMM önüne getirilmedi bile. Neden?

Buna karşılık, 32 maddelik ‘AK Parti başkanlık sistemi önerisi’ (20 Kasım 2012) ulaşılabilir bir metin. Bu metinde eksik olan, ‘başkan olacak kişinin’ adı.

Geçen haftalarda MHP’ye sunulan metnin çerçevesi de aynı. Başkan yerine Cumhurbaşkanı, Başkanlık yerine Cumhurbaşkanlığı gibi ad değişiklikleri dışında, özünde bir değişiklik yok.
MHP ile ‘kapalı kapılar’ arkasında yürütülen görüşmelerden sızdırılanlar, bir tür ‘alıştırma ve ısındırma’ çalışmaları; teknik ve ikincil konular…

Ama ana eksen değişmiyor: Cumhurbaşkanlığı (ve Hükümet) ile Parti başkanlığı aynı kişide birleşecek; CB başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca kullanılan OHAL yetkileri de büyük ölçüde bir kişi uhdesinde ‘olağanlaşacak’.

Parlamenter rejim tercihini yansıtan ‘sivil anayasa’ metni, neden hemen yok edildi? Şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Yöntemde de fark var: o zaman Parti yönetiminde kotarılıyordu; şimdi ise iki parti arasında. Benzerlik hayli sınırlı: Sızdırma yoluyla, tartışılıyor görüntüsü vermek.

Usulde asıl farklılaşma, 2013 ile 2016 arasında: Dört parti ile anayasa uzlaşma komisyonu içinde ve kısmen saydam bir ortamda başkanlık eksenli anayasa çalışmasına evet diyen AKP için, şimdi MHP yeterli.
Kısacası, usulde de AK Parti oldukça esnek; hatta bütün yollar mubah, yeter ki, başkanlığa çıksın…

3) Sadece referandum değil...
“OHAL’de referandum olmaz” sözleriyle Başbakan, demokratik muhalefetin görüşüne kısmen yaklaşmış oluyor; ama eksik. Çünkü OHAL’de anayasa değişikliği yapılmaz. Oysa referandum, anayasa değişikliğinin sadece son halkası:

-Ön hazırlıklar; şu anda yapılan.

-Anayasa girişimi ve Anayasa Komisyonu,

-TBMM görüşmeleri ve kabul,

-Referandum.

Hepsine birlikte ‘anayasa gündemi’ diyelim. Halkoylaması ile sonuçlanacak bütün aşamalar, serbest tartışma ortamını ve basın yayın organlarına ‘eşit giriş hakkı’nı, kısaca ‘medya çoğulculuğu’nu gerekli kılmakta. Bu koşullarda ‘anayasa kamuoyu’ oluşmaz.

Haliyle, OHAL ile sadece son halka değil, ‘anayasa gündemi’ bağdaşmaz. Bu nedenle, önce OHAL’in kaldırılması, ön koşul.

Buna rağmen, OHAL döneminde anayasa değişikliği kotarılır ve sadece referandum öncesinde OHAL kaldırılırsa, bu, anayasa değişikliği sürecini meşru kılmaya yetmez.

4) Zaman sorunu
Kaldı ki, hedef 2019 olduğuna göre; en az üç yıl daha süre var. Şu halde, neden 3 aya sıkıştırılıyor? Yoksa 12 Eylül 1980 ve 6 Aralık 1983’te olduğu gibi bir ‘geçiş dönemi’ mi öngörülüyor. Fiili durum, Anayasa değişikliği için kalkış eşiği oluşturduğuna göre, amaç bu olmayıp, fiili durumu genişletip kalıcı hale mi getirmek?

5) Hedef de belli...
AK Parti’nin başkanlık için on yıldır izlediği politika, her şeyin, adı konmamış tek kişi için yapıldığının teyidi. Burada bir hedef maskelemesi var. Oysa AK Parti bunu yapmasa, tutarlı tutumunu ‘dürüstlük’ ile tamamlamış olur: “Bunu liderimiz istediği için veya biz onun tek başına ülkeyi yönetmesini istediğimiz için yapıyoruz” diyebilmek, saydamlık gereği de. “Tartışma tek kişi üzerinden yürümesin” diyenler, her şeyi tek kişi için yapıyorlar…
Hele hele bu işi OHAL’de kotarma yolunda ısrar ederlerse, “Önemli olan bir kişinin beklentilerine uygun 2019 sonrası için anayasal çerçeve; üç yıllık fiili durum için bütün bunlar” demiş olacaklar.

6) Yeniden kuruluş için mi?
Eğer anayasa ve rejim kişi için değiştiriliyorsa, kişinin hedefleri açısından, tarihler sadece bir rastlantı olabilir mi? 1916-1919-1923/2016-2019-2023?
Sonuç; ‘insan haklarına dayanan demokratik ve laik sosyal bir hukuk devleti’ olarak tanımlanan Cumhuriyet’i korumak için OHAL’de ‘anayasa gündemi’ reddedilmeli…