OHAL’de su içmek yasak mı?
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

Emek ve insan hakları davalarının 14 avukatı tutuklandı.

301 işçinin öldüğü Soma’da ve 18 işçinin öldüğü Ermenek’teki davalarda işçileri, kentsel dönüşüm adı altındaki rant paylaşımıyla kentin dışına sürülmesi planlananları, uyuşturucu çetesinin öldürdüğü Hasan Ferit Gedik’i, Gezi Direnişi’nde polisin öldürdüğü Berkin Elvan’ı savunuyorlardı.

Ve tabii açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatıydılar. Zaten Gülmen ve Özakça’nın yargılandıkları davanın ilk duruşmasına iki gün kala tutuklandılar.

Devlet şiddetine hapishanede de maruz kalan müvekkillerine yaptıkları ziyaretler aleyhlerine delil olarak karşılarına çıktı. Şimdi kendileri hapishanede ve aynı hak ihlallerine kendileri maruz kalıyor. Bazı döngüler hiç değişmiyor.

Tutuklanan avukatlardan Özgür Yılmaz’a örneğin, içme suyu verilmiyor.

Avukat Güçlü Sevimli ile tutuklanan avukatlarla ilgili görüştüm, şunları anlattı:

“Özellikle Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan avukat Özgür Yılmaz’ın cezaevindeki şartları çok ağır. Dün kendisini Çağdaş Hukukçular Derneği’nden avukatlar olarak ziyaret ettik. Tek kişilik hücrede tek başına tutuluyor. Tek kişi tutulmasının da ötesinde, hücresinin bulunduğu koridorda kendisinden başka hiç kimse yok. Tam bir izolasyon söz konusu. Hapishaneye getirildiği Cuma gününden bu yana en temel ihtiyaçları dahi karşılanmamış. Yemek yiyebileceği tabak, kaşık ve çatalı yok. İçme suyu dahi verilmemiş. Cuma gününden beri musluktan su içiyor. Cezaevinin kantininden almak istediği su ve diğer ihtiyaçları da karşılanmamış. Özellikle iki gündür kendisine içme suyu dahi verilmemesi durumun vahametini ortaya koyuyor.”

Avukatlar 21 Eylül’de tutuklanıp Silivri 9 No’lu Hapishanesine götürüldüler, 22 Eylül Cuma günü yedi ayrı hapishaneye sürgün edildiler.

İstanbul’da tutuklandılar, soruşturma İstanbul’daydı, dava İstanbul’da görülecek ama memleketin yedi ayrı kentine dağıtıldılar.
Avukat Sevimli, tutuklandıkları dosyanın İstanbul’da olmasına rağmen İstanbul dışındaki cezaevlerine sevk edilmelerinin hem hukuka ve hem yasaya aykırı olduğunu, bunun tam bir keyfiyet olduğunu açıkladı.

Avukatlar Behiç Aşçı ve Aytaç Ünsal Burhaniye T Tipi, Şükriye Erden ve Didem Ünsal Karabük T Tipi, Naciye Demir, Barkın Timtik ve Zehra Özdemir Bolu T Tipi, Ebru Timtik ve Yağmur Evin Balıkesir T Tipi, Aycan Çiçek ve Ayşegül Çağatay Düzce T Tipi, Süleyman Gökten Tekirdağ 1 Nolu T Tipi, Engin Gökoğlu Tekirdağ 2 Nolu T Tipi ve Özgür Yılmaz da Edirne F Tipi hapishanelerinde.

Sürgün öncesi harita açılıp rastgele yer bulunmuş gibi.

Rastgele demişken, savcılığın dosyaya koyduğu suçlamalardan biri de “OHAL yasalarından dolayı gözaltına alınan şahısların ifadesi alındıktan sonra adliyeye sevk edilinceye kadar geçen süre içerisinde gözaltında geçen sürenin keyfi bir uygulama olup kanunsuz olduğunu belirtmeleri…”

Yani, OHAL’e karşı çıkmak.

Savcılık bu suçlamaya bir de gizli tanık ifadesi eklemiş ama avukatların kendisine de sorsalar OHAL uygulamalarındaki hukuksuzluklara karşı çıktıklarını söylerlerdi zaten. Memlekette OHAL’e karşı olduğunu söyleyen milyonlarca insan gibi.

Üstelik artık birçok hapishaneden duyduğumuz, şimdi avukat Yılmaz’ın yaşadığı gibi, hapishanelerde içme suyu bile lüks haline gelmişken…