Okumak
TURAN ESER TURAN ESER
Seçim sonuçlarını herkes kendine göre okuyor.

Seçim sonuçlarını herkes kendine göre okuyor.
Ben de şunları gördüm; sandıklardan çıkan oylar hem çalınıyor hem sayılıyordu. O sırada sandık hırsı demokrasi katliamında 18 insan ölüyordu. Onların cansız bedenleri tahta sandıklara konuldu tek tek. Bazı insanlar cenaze tabutları başında, diğerleri oy sandıklarının üzerinde ağlıyordu. 104 insan sandık hırsından aldığı ağır ve hafif derecede “demokrasi” yaralarını sarıyordu. Televizyonda ise seçimin ne kadar rahat ortamda geçtiği övgüyle anlatılıyordu.

Burası Türkiye! Bayramlarımız, düğünlerimiz, barışımız, siyasetimiz ve seçimlerimiz ölüsüz, yarasız ve kansız olamaz!
Seçme ve seçilme hakkı öldürerek, yaralayarak, oy çalarak ve hilelerle yaşanmalıydı; Türkiye demokrasisinin geleneği bunu gerektirirdi!
AKP ise bunu “ileri demokrasi” diye pazarlamalıydı!


Güçlünün Yanı
Güce tapan, menfaate teslim olanlar seçim analizlerini iktidarın lehine argüman katalogu üreterek zenginleşiyordu. Siyasal itaat üretenlerin sırıtan çaresizlikleri ve zavallılıkları yerlerde sürünüyordu.
Muktedirin suçunu örten suçlarıyla yakalanmaktan korkmadılar. Yandaş ekranları ve köşelerinde Sünni rejiminin toplumsal aptallaştırmasının siyasal sonuçlarını “demokrasi” olarak pazarladılar. Akademinin namusunu belleyerek, banka hesaplarına düşen meblağlar oranında suçları ve hakikatleri örten akademik ve entelektüel analizler yaparak, toplumsal aptallaştırmaya hizmette hiç mi hiç kusur etmediler!

Modern Şeyhülislamlar gibi davranıp, Osmanlı Şeyhülislamlarını rehber edinerek, muktedirlerin dünyevi ve uhrevi hırsızlıklarını örten, akademik fetvalar verdiler. Halk hakikatleri görmesin diye, satılmış kalemleriyle, kiralanmış akıllarıyla, kirlenmiş dilleriyle, hangi delil varsa, onunla halkın aklına ve kalp gözüne karanlık perde çekmeye çalışıyorlar!
Gezi’de, Roboski’de ve Suriye’de öldürme özgürlüğünü yaşayanların, yaşattıkları acı hakikatleri görmemizi istemediler! Başbakan’ın suflörlüğünde konuştular!


Görmemeyi öğütlediler!
Yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık ağı içindekiler açığa çıkınca, Twitter, Youtube, medyanın yayın hakkını yasaklayanların “sansür yok” ya da ”Atatürk’e yönelik çirkin saldırıları önlemek için kapattık” yalanları yüzlerine sıvanmış çirkinlik sırıtıp durdu!
Duvarlara, yüreklerimize “özgürlük”, “hayatıma dokunma”, “diktatör istemiyoruz” ve “kahrolsun bazı şeyler” yazan çocuklarımızı öldüren polisleri “destan yazdılar” diyerek, ekmek almaya giden Berkin Elvan’ı öldüren, Roboski’ye bombalar yağdırıp 34 çocuğu öldüren iktidar aklı mı halkın can güvenliğini sağlayacakmış!


Pamir’in Ardından
3,5 yaşındaki Pamir’in, bir çocuğun ölümü üzerinden Alevi kimliğine, Gezi’ye karşı nefreti örgütleyen dil, yüreğinde çocuk sevgisi değmemişlerin vicdansızlığı değil de nedir? Alevilere merak ve sevgi ile bakmak yerine, nefret ve ayrımcı bakan gözler mi toplumsal barışa mimar olacak?

Nefret toplumu yaratmak için, sevgisizliği örgütleyerek mi toplumsal barışı sağlanacak?
Bir bebeğin ölümünün ardından inançsal ve siyasal nefreti üreten bir kindar nesil yarattığı için AKP hükümeti gurur duyabilir. Her çocuk ölümünün ardından Gezi Direnişine, Alevilere ve mağdurları hedef alan vicdansızlığı, sevgisizliği ve insansızlaşmayı örgütleyenler, efendileri için yaşarken kefen giyen canlı ölülerdir.
Başa dönecek olursak, herkes kendine göre okuyor seçim sonuçlarını.

Yaşayan ölüler, nasıl Berkin’in annesini yuhalıyorsa; Pamir’in ailesine de benzerini yapmaya çalışıyor. Tek dertleri onurlu birer oğul yetiştirmek olan bu insanların yanında, onlara karşı bizim çocuklar var. Biz rıza şehrine onlarla yürüyoruz, Pamir’in gülen yüzü yüzümüzde.
Ben seçimden bunu okudum işte.