Olağanüstü siyaset/Karizmatik hareket (4)
TARIK ŞENGÜL TARIK ŞENGÜL

İzleyen günlerde her kesimde olduğu gibi, sosyalist çevrelerde de SYRIZA’nın son seçim başarısı birçok açıdan tartışılacak. Ben bu tartışmaya gözden kaçan bir noktadan katılmak istiyorum.

Cumhuriyet gazetesinde “SYRIZA lideri Alexis Tsipras kimdir” başlıklı bir bilgilendirme yer aldı. Tsipras, hayranlık duyduğu liderler olarak Gramsci, Rosa Luxemburg, Che, Mao ve Gandi’yi gösteriyor. Sosyalist dünya görüşünü benimsemiş Tsipras’ın bu isimleri vermesi “bir haber değeri” taşımıyor. Haber değeri taşıyan, değerlendirmesinin sonunda, liberal düşüncenin en önemli ismi “Adam Smith’in görüşlerinde de bazı önemli noktalar buluyorum” demesi!

Adam Smith ismi birçok sosyaliste “şimdi bu da nereden çıktı, Tsipras” dedirtebilir. Ben öyle demedim. Çünkü galiba Tsipras’ın Adam Smith’te “önemli bulduğu bazı noktaların” ne olduğunu biliyorum; Türkiye günceli için önemli olduğu için paylaşayım.

Smith’in düşücelerinin Türkiye’de bilinen biçimi söz konusu görüşlerin “görünmez el” ile özdeşleşen bir karikatürüdür. Ancak bir sosyalist için bu düşünce çizgisinin en doğru okumasının bile ikna edici olduğu kanısında değilim. Tsipras’ın da Smith’in bazı düşüncelerinden muradının liberalizm yaklaşımı değil, Türkiye’de çok bilinmeyen Ahlaki Değerler Kuramı’nda dile getirdiği bazı düşünceler olduğu kanısındayım.

Söz konusu çalışmada Smith, ahlaki duyguların eşitsizlikler tarafından yozlaştırılabileceğini söyledikten sonra ekliyor; “zengin ve güçlü olana hayranlık  ve neredeyse tapınmaya dönüşüp, yoksul ve zorlu koşullarda yaşayanların ihmal ve aşağılanması ile sonuçlanan yatkınlık ahlaki duygularımızın bozulmasının en büyük ve evrensel nedenidir.”

Güçlüden yana olan tavır, Smith’e göre, ahlaki yozlaşma anlamına gelir. Çünkü, bu yönde davrananlar kendilerine avantaj ve prestij sağlamak kaygısından hareket ederler. Oysa ahlaki davranış ahlakı araçsal olarak görmez; kaybetmek pahasına da olsa ahlaki davranılır, çünkü ahlaki olan budur.

SYRIZA ve liderini PASOK ve benzeri siyasal partilerden ayıran en temel özellik bu noktada yatmaktadır; Tsipras’ın Adam Smith’te bulduğu tam da budur. Yunanistan’da düzen partilerinin, milyonların içine düşürüldüğü sefaleti görmezden gelme pahasına, Avrupa Birliği, Dünya Bankası, IMF ve güçlü iş çevrelerine kendilerini sevdirme gayreti karşısında, SYRIZA tersini yapıp bu güçlü çevrelerin tümüne halkın penceresinden meydan okudu. Bunu kaybetme hesabı ve korkusuna düşmeden yaptı. Hiçbir şey vadetmeyen düzen partileri karşısında halk, Syriza’yı tam da bu ahlaki/siyasi duruşu nedeniyle bağrına bastı.

Bu tür bir siyasetin bu köşede bir süredir dilendirmeye çalıştığım üç özelliği var. Birincisi olağanüstü siyaset anlayışını benimseyip taşların bütünüyle yerinden oynadığı bir dönemde “toplumsalın yeniden inşasını” hedefleyen kurucu bir siyaset anlayışını savunuyor.

İkincisi, krizle özdeşleşmiş tüm yapıları sorgulayan, “karşı çıkılmaza” meydan okuyan ve yeniyi temsil eden “karizmatik bir harekete” dönüşmüş bulunuyor.

Üçüncüsü, düzen ve düzenin savunucuları karşısında heterojen halk kesimlerini ortak bir talep etrafında bir araya getiren popülist siyaset mantığını öne çıkarıyor. Daha önce gördüğümüz örneklerden farklı olarak bu yeni popülizmin lider-hareket önceliği, yerini hareket-lider dizgisine bırakıyor.

Tsipras’ın Adam Smith vurgusu dördüncü bir özelliğe, bütün bu boyutların kesişim noktasına yerleştirilen ahlaki bir duruşa işaret ediyor.
Türkiye’deki mevcut durumu tam da bu noktadan bakarak değerlendirmek gerekiyor; mevcut kriz aşılacaksa, Birleşik Haziran Hareketi yanında, iktidarı karşısına alan tüm muhalif güçlerin bu ahlaki duruşu sahiplenmesi gerekiyor.

Bu nedenle “neo-liberalizm ve muhafazakârlığa cepheden tavır almazsak kazanırız” diye siyaset yapanların, yaşadıkları kronik yenilgilere de bakarak, artık bir tercih yapması gerekiyor; ya yeni siyaseti içselleştirip, geniş bir muhalefetin parçası haline gelecekler, ya da yeni siyaset büyük bir dalgaya dönüşüp iktidarla birlikte onları da yutacak!

Üstelik bunu başarmak için Marksist falan da olmanız gerekmiyor; Adam Smith gibi bir liberalin ahlakına sarılın yeter!