Olağanüstü Siyaset/Karizmatik Hareket (6)
TARIK ŞENGÜL TARIK ŞENGÜL

Avrupa’da bir popülizm hayaleti dolaşıyor. Yunanistan’da Syriza düzeni altüst ederek iktidara geldi. İspanya’da Podemos iktidara yürüyor. Türkiye’de Birleşik Haziran Hareketi’nin sol bir çıkışın umudu haline geldiği şu günlerde, bu iki sol popülist hareketin “nasıl başardığını” iyi anlamak zorundayız.

Açıkçası, popülizm üzerine bir tartışmaya ihtiyacımız var. Ancak solda bu konuda stratejik bir suskunluk var. Bu suskunluk geçtiğimiz günlerde bir miktar bozuldu. Korkut Boratav, Michel Löwy’nin Avrupa solu açısından popülist stratejileri eleştiren çalışmasını ve Türkiye’ye yansımalarını değerlendirdiği bir yazısında, popülizmi solun kaçınması gereken bir “kavram bozuntusu” olarak niteledi. Komünist Parti’nin öne çıkan isimleri Kemal Okuyan ve Aydemir Güler de popülizmle sol bir strateji arasına keskin bir çizgi çeken değerlendirmeler yaptılar (“linkler” yazının sonunda verilmiştir.)

Korkut Boratav, Löwy’e katılarak aktardığı yaklaşım popülizmin sadece sola ait olmaktan çok sağ ve faşist partilere ait bir söylem ve ideoloji olarak değerlendiriyor. Daha da kötüsü seçkinlere karşı halkı tutan popülist söylemin aşırı partileri meşrulaştırdığının altını çiziyor. Bu tür bir strateji yerineyse hem güncel koşulları (neo-liberalizm ve yarattığı yıkım) hem de geçmişin anti-faşist geleneklerinden ilham alan, bunu Cumhuriyetçilik hayalleri ile birleştiren bir strateji öneriyor. Korkut Hoca’nın Löwy’den aktardığı biçimiyle söz konusu mücadele, “neoliberal hegemonyanın dışında kalan güçler tarafından yürütülmeli; tek ülke ile sınırlı kalmamalı; tüm Avrupa’da örgütlenmelidir.”

Korkut Hoca bu tür bir mücadelenin filizlerini sol partilerde ama özellikle de Syriza ve Podemos gibi yeni muhalif hareketlerde görüyor. Bu yeni yapıların kavram bozuntusu popülizm aracılığıyla düzene hizmet eden diğer sağ ve faşist partilerle olan farkının gölgelenmemesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor “Bir kere, sözünü ettiğim ‘sol muhalefet’, yıllardır neoliberalizme tam destek veren sosyal demokrasi değildir. Bunlar, ya doğrudan doğruya geleneksel komünist partilerdir veya bunlardan türemiş, dönüşmüş radikal/sol hareketlerdir. Podemos lideri Iglesias’ın, SyrIza lideri Çipras’ın ülkelerindeki komünist gençlik örgütleri içinde siyasete girmiş olmaları anlamlıdır. Bu muhalefet, neoliberalizme, ‘yanlış politikalar’ nedeniyle değil, sermayenin artan tahakkümünü temsil ettiği için karşı çıkıyor.”

Korkut Hoca’nın popülizmi eleştirirken alternatif için SyrIza ve Podemos’u göstermesi anlaşılabilir; çünkü her iki harekette “neoliberal hegemonyanın dışında kalan kesimleri” bir araya getirdiler. Ne var ki her ikisi de, liderlik kadrolarının da beyan ettiği gibi, popülist siyaset mantığına yaslanıyor. Nitekim popülizmden haz etmediğini açıkça söyleyen Kemal Okuyan SyrIza’ya konusunda Korkut Hoca’dan çok farklı düşünüyor. Okuyan’a göre; “Yunanistan’da şu anda sol bir hükümet algısı var ama öte yandan da tarihte birçok kez olduğu gibi belki de kapitalizm, kendisini yeniden ayağa kaldırabilmek için; yani bütün bu başa gelen felaketlerin sorumlusu olan düzen, sol görünümlü bir hükümeti kurmaya kalkıyor.”

Popülizm değilse ne sorusuna bu cepheden yanıtı Aydemir Güler veriyor. Güler’e göre, “halk sadece işçi sınıfı veya emekçilerden ibaret olsaydı, ne gerek kalırdı ki kendisine? Hayır, halk sınırları konjonktüre göre esnek, ama her zaman olumlu anlamlarla yüklenmiş, tereddütsüz ‘bizim insanımız’ diyeceğimiz güçleri içerir.”

Bu tanımlamanın popülizmden nasıl farklılaştığını, sözü edilen halkın Syriza’nın halkından nerede ayrıştığını söyleyebilmek kolay değil. Çünkü popülist siyaset mantığı belli bir düşman karşısında, bir ortak talep etrafında “bizim insanımızı inşa” etmeye yönelik müdahalenin ta kendisi! Sol popülist stratejiyi sağ ve faşist hareketlerinden ayrıştıran popülist mantık değil; bu mantığın sonucu tanımladığı biz, düşmanımız ve temel taleptir. Eğer siyasal alanı bir ana talep etrafında düşmanımız ve “bizim insanımız” diyerek kuracaksak, bu müdahalenin ismine popülizm ya da halkçılık demenin farkını göremiyorum; ama bu tür bir bakıştan çıkarak SyrIza’yı karşı tarafa koyacaksak; işte ona itiraz ediyorum!

http://www.sendika.org/2015/01/avrupanin-fasizmleri-ve-turkiye-korkut-boratav/

http://haber.sol.org.tr/medya/kemal-okuyanin-syriza-yorumlari-twitterda-gundem-oldu-106309

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/aydemir-guler/kavramlar-hangi-dilden-86081