Ölen yurttaşa bile oy kullandırılmış!
25.04.2017 13:32 GÜNCEL
16 Nisan referandumuna ilişkin hazırladığı raporu basın toplantısıyla duyuran Hayır ve Ötesi, 31 Mart 2017 günü hayatını kaybeden bir yurttaş adına, Urfa’nın Eyyübiye ilçesinde oy kullanıldığını ortaya çıkardı

YALÇIN ŞİMŞEK

Hayır ve Ötesi tarafından açıklanan 16 Nisan referandumuna ilişkin rapor, bir skandalı ortaya çıkardı. Raporda, Urfa’da 31 Mart 2017 günü hayatını kaybeden E.E. isimli bir yurttaşa, Eyyübiye ilçesinde bulunan 2179 no’lu sandıkta oy kullandırıldığı tespitine yer verildi. Hayır ve Ötesi’nin raporunda, “Dar bir örneklem üzerinden, çok kısa bir süre zarfında ve nüfus bilgilerini edinmemizin mümkün olmadığı koşullarda ulaştığımız bu bilgi, ortada araştırılması gereken çok sayıda vaka olduğunu düşündürmektedir” uyarısı yapıldı.

Seçim Kanunu’na aykırı bir şekilde kullandırılan ‘mühürsüz’ oylarla tarihe geçen 16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu’nun yankıları sürerken, sandıkta Hayır oylarını korumak üzere oluşturulan bir yurttaş inisiyatifi olan Hayır ve Ötesi organizasyonu, seçime ilişkin çarpıcı bir raporu kamuoyuyla paylaştı.

961 sandıkta blok Evet oyu kullanıldı

İstanbul Taksim’de bulunan Makine Mühendisleri Odası’nın lokalinde düzenlenen, Melis Akyürek, Damla Atalay, Güler Ümüt ve Doğan Ergün tarafından basın toplantısıyla duyurulan raporda; Hayır ve Ötesi’nin seçim günü 15 bin gönüllüyle faaliyet yürüttüğü ve şu ana dek toplam kullanılan oyların yüzde 25’ini oluşturan tutanakların, Hayır ve Ötesi’nin veri sistemine kaydedildiği bilgisine yer verildi. Ardından referanduma ilişkin tespitler sıralandı.

Blok Evet çıkan sandıklarda, 7 Haziran ve 1 Kasım’daki muhalefet oyları yok.

Hayır ve Ötesi’nin raporunda, başta Urfa’nın Akçakale, Viranşehir, Hilvan, Muş’un Hasköy, Yozgat’ın Çekerek ve Sakarya’nın Akyazı ilçeleri başta olmak üzere 961 sandıkta blok olarak Evet oyu kullanıldığı kaydedildi. Ancak 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde bu sandıklarda ihmal edilemeyecek derecede muhalefet oyu olduğu vurgulanarak (AKP ve MHP dışındaki Hayır eğilimindeki partilerin oyları kastediliyor), yaşanan durumun ‘hayatın olağan akışına ters’ olduğunun altı çizildi. 961 sandığa ilişkin ayrıca tespitler yapıldı:

“Yapılan incelemelerde, yukarıda söz konusu edilen ve oyların tamamı EVET çıkan 961 sandığın yüzde 30'unda, seçmenlerin tamamının yani yüzde 100’ünün firesiz sandığa gittiği anlaşılmaktadır. Tüm seçmenin firesiz oy kullanmış gibi görüldüğü sandıklarda bulunan seçmenlere ulaşılarak oy kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesine yönelik çalışma devam etmektedir.”

Seçmen sayısından fazla oy çıktı

Sandıkta şaibe, yargıda tehdit! Sandıkta şaibe, yargıda tehdit!

Raporda 7 bin 48 seçmen sandığında, sandığında, kullanılan oy sayısının ilgili sandıktaki seçmen sayısına eşit olduğu veya sandık görevlileri de dikkate alındığında, seçmen sayısı ve sandık görevlileri toplam sayısından da fazla olduğu ve bu sandıklardan 2 bin 397’sinde seçmen sayısından fazla oy kullanıldığı bilgisine yer verildi. Toplam 1 milyon 672 bin 249 kişiden hiçbirinin seçmen listelerinin kesinleştiği 10 Mart 2017 gününden bu yana hayatını kaybetmemiş ya da asker olarak silah altına alınmamış olmamasının mümkün olamayacağını ifade eden Hayır ve Ötesi, yapılan araştırmalar sonucunda ise bir skandalın ortaya çıkardığını şu sözlerle duyurdu:

“Nitekim, Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde 2179 no’lu sandıkta kayıtlı E.E. isimli, 01.01.1942 doğum tarihli yurttaşımızın 31 Mart 2017 tarihinde hayatını kaybettiği tespit edilmiştir.

Dar bir örneklem üzerinden, çok kısa bir süre zarfında ve nüfus bilgilerini edinmemizin mümkün olmadığı koşullarda ulaştığımız bu bilgi, ortada araştırılması gereken çok sayıda vaka olduğunu düşündürmektedir.”

Hazırlanan rapor ve ortaya konulan tespitlerin ardından “Referandum meşruiyetini yitirmiştir” diyen Hayır ve Ötesi şu görüşleri sıraladı:

Kanunlara aykırı davranıldı

Yüksek Seçim Kurulu seçim esnasında yayınladığı bir karar ile “dışarıdan getirildiği ispatlanamayan mühürsüz pusulaların” geçerli sayılacağını ilan etmiştir. Bu şekilde seçim kanununda kesin bir dille bildirilen “mühürsüz pusula ve zarflarla kullanılan oylar iptal edilir” hükmü açıkça ihlal edilmiştir.

YSK Başkanı bu durumun daha önceki seçimlerde de uygulandığını savunarak AKP tarafından yapılan itirazı kabul ettiklerini bildirmiştir. Ancak aynı referandumda yurtdışı 472 no’lu sandıkta AKP’nin itirazı üzerine mühürsüz pusulalarla kullanılan oyların yine YSK tarafından iptal edildiği ortaya çıkmıştır.

Sayısız sandıkta TERCİH yerine EVET şeklinde hazırlanmış mühürlerle oylar kullandırılmış, itirazlar sonucu kimi sandıklarda değişiklik yapılmış olsa bile bu mühürle kullanılan oyların tamamı geçerli sayılmıştır. Referandumdan aylar önce TERCİH mührünün kullanılacağı kararı YSK tarafından ilan edilmiş ve tüm seçim merkezlerine bildirilmiş olmasına rağmen EVET tercihine açıkça yönlendirme yapan ve yanıltan bu mühürleri kullanıma sokan görevliler hakkında herhangi bir işlem yapılmamıştır.

Özellikle doğu ve güneydoğu illerinde 'Gizli Oy Açık Sayım' esası 'Açık Oy Gizli Sayım' şekline dönüştürülmüş, silahlı güvenlik güçleri vatandaşların oy kullanımına açıkça müdahale etmiştir. Örneğin Muş İli Hasköy ilçesi Dağdibi köyünde, Rıdvan Işık isimli kişi 1031 numaralı sandıkta sandık görevlisi olduğu halde seçime uzun namlulu silahla katılmış, oy kullanma esnasında vatandaşların fotoğrafını çekmiş ve sosyal medyadan sandık tutanağı görüntüsü ile birlikte yayınlamıştır. Söz konusu sandıkta geçerli 292 oyun 290'ı EVET olarak tutanağa geçmiştir. Bu sandıkta 1 Kasım seçimlerindeki oy dağılımı AKP 108, CHP 3, HDP ise 109 oy şeklinde gerçekleşmiştir.

Seçim merkezlerinin dışında oy kullanma, ellerde dolaşan mühür ve pusulalar, kullanılan oyun ifşa edildiği veya ettirildiği binlerce vaka mevcuttur.

Muğla’nın Datça ilçesinde çalışan 200’ün üzerindeki inşaat işçisi, 1200 km uzakta olduğu için memleketleri Urfa’ya oy kullanmaya gidemediklerini ancak kayıtlı oldukları sandıkta tüm oyların kullanılmış olduğunu bildirmiştir.

Kaynağının ne olduğu belli olmayan pusulalar mühürler ve zarflar sandık bölgelerinin dışında neredeyse her şehirde görüntülenmiş, binlerce kişinin usulsüzlüğe karıştığı açıkça tespit edilmiştir.

Usulsüzlüğün anahtarı: Yedek pusulalar

Seçimlerde kanunla belirli seçim alanlarının dışında YSK tarafından bastırılmış sayısız pusulanın kontrolsüz biçimde elden ele dolaşmış olmasının nasıl mümkün olduğu açıklanmalıdır.

Sandık başında linç girişimi Sandık başında linç girişimi

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura tek adayla gidilebilme ihtimaline karşı hazırlanmış olan birebir aynı pusulaların bu referandumda kullanıldığı iddiaları açıklığa kavuşturulmalıdır.

YSK başkanının açıklamasına göre bu referandum için yedeklerle birlikte 73 milyon adet bastırılan pusulalar yönetmeliğe uygun olarak her seçim merkezine eşit oranda gönderilmemiştir. Pusulaların paketlendiği ve kargo edildiği Ankara Yarı Açık Ceza İnfaz Kurumu’na hangi merkeze kaç adet yedek pusula gönderileceği, hangilerine hiç gönderilmeyeceği önceden bildirilmiştir.

Söz konusu yedek pusulaların muhalefet partilerinin seçim takibi yapmasının mümkün olamadığı veya engellendiği bölgelere yoğun olarak gönderildiği değerlendirilmiştir. Bu bölgelerde sandık kurulları ve AKP teşkilatları marifetiyle sandıklardan baskın EVET sonuçları çıkarıldığı kanaati ağır basmaktadır.

Yüksek Seçim Kurulu, seçim tutanaklarının formatını referandumdan 2 hafta önce 'sadeleştirme' adı altında değiştirerek yedek oy pusulalarının takibini imkansız hale getirmiştir. Bu durumda şaibenin boyutu 18 milyon oydan daha fazlasına işaret etmektedir. Yüksek Seçim Kurulu yedek oy pusulalarının akıbetini ve sayılarını acilen açıklamak zorundadır.

Hukuk cinayeti işlendi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’nun 16.04.2017 tarihli ysk.gov.tr'de yayımlanan gerekçeli kararı hukuken yok hükmündedir.

YSK’nın gerekçeli kararında, mühürsüz pusula ve zarflar gibi konularda yapılan haklı itirazların kabul edilmemesi; “Bireye tanınan hakkın güvenli şekilde kullanıldığının tespit edildiği hallerde, hakkın kullanılmasının korunmasına yönelik bir araç olan usul hükümlerinden birine aykırılığın, hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması mümkün değildir" sözleriyle açıklanmıştır.

YSK: Sandıkların yüzde 70'i açıklandı YSK: Sandıkların yüzde 70'i açıklandı

YSK’nın bu açıklaması iki açıdan hukuk cinayetidir:

1. 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 98. ve 101. maddeleri kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, mühürlü olmayan oy pusula ve zarflarının geçersiz kabul edilmesi gerektiğini açıklamaktadır. Söz konusu maddeler emredici niteliktedir. YSK'nın, bu konuda kendisinin verdiği onlarca kararın, 298 sayılı kanunun ve emsal AYM kararlarının arkasından dolanarak yorum yoluyla geçerlilik kararı vermesi Türkiye hukuk tarihi açısından skandal niteliğindedir.

2. Mecelle’den beri kullanılan "usul esasa mukaddemdir" yani “usul esastan önce gelir” ilkesi yine Türk hukuk sisteminin temel direklerinden biridir. 16 Nisan 2017 tarihinde Anayasa Değişikliğine ilişkin yapılan Halkoylamasında mühürsüz zarfların kullanılması seçmen iradesinin tecelli edip etmediğine ilişkin açık bir şaibe yaratmaktadır. Mühürsüz zarflar veya pusulalar vasıtasıyla seçmen iradesinin yönünü değiştirecek bir hile yapılıp yapılmadığı bilinmemekte, dahası, YSK bu konunun incelenmesine dahi lüzum görmemektedir. Usul bu nedenle önemlidir ve YSK bunu bilmeyecek bir kurum değildir.

Referandum iptal edilmeli

Mühürsüz pusulalar konusuna bahis 2,5 milyon oya ana muhalefet partisinin itirazı YSK tarafından reddedilmiştir. Başlı başına bu durum bile referandumun iptali noktasında yeterli sayılması gerekirken yukarıda bildirdiğimiz diğer vakalarla birlikte ele alındığında 16 Nisan 2017 tarihli halk oylamasının geçersiz sayılmasıher türlü hukuk zemininde kaçınılmazdır.

16 Nisan 2017 tarihli anayasa referandumu, tüm ülkede iktidar partisi ve Yüksek Seçim Kurulu marifetiyle baştan aşağı tezgahlanmış, tarihin en büyük seçim hilesiyle gerçekleştirilmiştir.

Ülkemizde demokrasinin temel taşlarından biri olarak kabul edilen seçimlerin ve halk oylamalarının her türlü şaibeden ve şüpheden arındırılmış olarak, tam sandık güvenliği ile gerçekleştirilmesi tüm yurttaşların hakkıdır.

Bu hakkın tesis edilemediği açıkça görülmekte olup Referandumun iptal edilmesi ve yenilenmesi haklı bir talep olarak ortaya çıkmaktadır.

Tüm ülkede, binlerce gönüllü ile yaptığımız sandık güvenliği çalışmasının işaret ettiği sonuç budur.