Olmak ya da Turkeyman olmak!
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

Düşük bütçeli, bol kanlı Amerikan korku ve istismar filmleriyle dalga geçmek amacıyla yapılan bir parodi film serisi var: Grindsploitation. Adını ‘eziyet’ (grinds) ve ‘istismar’ (exploitation) sözcüklerinin birleşmesinden -tıpkı cinsel arzuların sömürüsüne dayalı filmlere ‘sexploitation’ veya siyahilerin toplumdaki yerinin abartılı siyah kahraman-kötü beyaz öyküleriyle belirlenmeye çalışıldığı filmlere ‘blaxploitation’ denmesinde olduğu gibi- alan bu serideki filmlerin bir tekini bile baştan sona sinematografik bir keyifle izlemeniz mümkün değil, çünkü bu parodiler özellikle berbat efektler, berbat kostümler, berbat çekimler, epey ilkel bir mizah anlayışı ve abartılı oyunculuk üzerine kuruluyor.

Serinin 2018’de piyasaya sürülen dördüncü filmindeki epizodlardan birinde, Tromaville kasabasında hindilerin Şükran Günü yemeği için kesilmesine karşı çıkıp insanları öldürmeye başlayan bir hindinin hikâyesi anlatılıyor.

Turkeyman adlı bu hindi, insanlara berbat bir google çevirisi ve feci bir metin seslendirme programı ile Turkey dilinde -bu ne yazık ki Türkçe oluyor- şunları söylüyor: “Amerika’da bir numaralı hindi tüketicileri Şükran Günü denilen bu utanç verici tatilde. Canın cehenneme. Benim akrabası yıllık bugün holokost sona eriyor. Ben zehirli sos ile tüm insanları doldurmak zorundadır. Sefalet başlasın.”

Bu sırada ekranda İngilizce olarak “Biraz sonra duyacağınız mesaj Türkçedir.” yazıyor. Altında da, çevirisine Google bulaşmamış haliyle şu metnin İngilizcesini görüyoruz: “Tromaville vatandaşları! Reuters’ın yaptığı son ankete göre Şükran Günü denen bu utanç verici bayramda Amerika’nın bir numaralı hindi tüketicileri sizsiniz. Canınız cehenneme! Türüme uyguladığınız soykırım bugün sona eriyor. Hepinizi zehirli sosla dolduracağım! Izdırap başlasın!” Sonra Turkeyman’in cinayetleri geliyor.

olmak-ya-da-turkeyman-olmak-478441-1.

Türkçeyle bir parodide bile olsa bu şekilde karşılaşmak üzücü tabii, ama yurtdışı gezilerinde son 4-5 yıldır “Neredensiniz?” sorusuna ısrarla ‘Turkey’ değil ‘İstanbul’ yanıtını veren biri olarak, bu Turkeyman hikâyesine çok şaşırdığımı ya da bozulduğumu söyleyemeyeceğim; dilin imajını ülkenin imajı belirliyor, ülkenin imajını ise ben ya da siz değil, iktidar…

Ülkede yaşananlara dair tek bir şikâyet cümlesine dahi tahammülü olmayan, sıradan vatandaşın sıradan yakınmalarını kendisine karşı kurulmuş bir komplonun parçası gibi algılayan, ülkede fırın ve buzdolabının tarihini 15 yıl sanan -ve sürekli dile getirdiğine bakılırsa buna cidden inanan-, prompter cihazı bozulduğunda Turkeyman kadar bile konuşamayan bir yöneticiniz varsa işiniz zor… Tam tersi bir durumdaysa, mesela ülkenizin böyle kişilerce yönetilmediğini varsayarsak, Turkey-hindi ilişkisinin parodilere konu olmayacağını garanti edemem ama, sıradan bir yurttaş olarak en azından ülkenizin bir daha bu kadar utanç verici durumlara düşmeyeceği garantisini verebilirim.

İşin güzel yanı şu ki, siz de bana ve diğer herkese verebilirsiniz bu garantiyi!