Anasayfa ARŞİV Olmaya devlet cihanda...

Olmaya devlet cihanda…

Bu yazıyı cumartesi günü yazıyorum.  Siz salı günü okuyacaksınız. Ben de bu arada bir tıbbi operasyon geçirmiş olacağım. Yıllar ilerledikçe, geçmişin sıkıntıları ortaya dökülmeye başlıyor. Bu yaştan sonra nezle olacak halimiz yok.
Önce insan, sonra hekim bir dostun ellerine teslim edeceğim kendimi…
Dr. Faruk benim bulgularıma bakacak, ben onun gözlerine…
O kalbine çok haksızlık etmişsin diyecek muhtemelen, ben insan doğasının henüz tam çözülemeyen diyalektiğine sığınacağım.
Bütün bunları gayet sağlıklı ve modern bir ortamda yapacağız kısmetse.
“Ne mutlu sana”  denecek bütün şartlar var velhasıl. Gelin görün ki içimi sızlatan bir mektup aldım.
Mektup  Gaziantep’den, Taylan Çintay isimli bir mahkumdan geliyor.  Kendisini tanımam. Muhtemelen  PKK davasından yargılanmış ya da hüküm giymiş. Bir dostun aracılığıyla bana ulaşıp, televizyon ve gazete aracılığıyla yaşadığı sıkıntıları duyurmamı istiyor.  Hak ihlalleri meselesini ve insan onurunun çiğnenmesini dert ettiğimizi bilen insanlardan yığınla böyle mektuplar geliyor.
Her insanın, hastalandığında tedavi görebilmesi, en temel insan haklarındandır.
Çintay mektubunda kanser olmasını ve tedavi olamamasını şöyle anlatıyor:
“…Bu hastalığın belirtileriyle ilk kez 2008’in yaz aylarında karşılaştım. İdrarımda az miktarda da olsa kan gelmeye başlamıştı, özellikle idrar sonuna doğru. Cezaevi revirine gittim ve pek önemli bir şey olmadığını (artık nasıl anladıysalar?) belirtip geri gönderdiler. Kan gelmeye devam edince yine gittim. Bana bu sefer oturdukları yerden
“senin böbreklerinde kum var, bol su iç” deyip geri gönderdiler. Ama kan gelmeler devam ediyordu ve giderek sıklaşıyordu. Birkaç defa daha revire gitsem de “psikolojik sorun yapıyorsun bir şeyin yok” denilerek geri gönderildim. Ancak benim ısrarım sonucu Antep Devlet Hastanesine gönderildim. Sözde tahliller yapıldı ve ultrason çekildi. “bir şeyin yok” deyip geri gönderdiler. Yanımda ki arkadaşların da baskısıyla birçok kez yine dayatarak Devlet Hastanesine gittim, ama her seferinde biraz daha asabileşerek “bir şeyin yok işte” deyip geri gönderiyorlardı. Olsa olsa kum vardır denilerek verilen kutu kutu ilaçları içmekten başka elimden bir şey gelmiyordu. Bu böyle aylarca sürdü. Ama kanamalar artık sıklaşıyor ve miktarı artıyordu, sonunda bir ara iki gün kesintisiz kan işedim. Ayrıca kanla birlikte yoğun miktarda pıhtı geliyordu. İplik gibi uzun ve bazen topak şeklinde pıhtılardı bunlar. Yine revire gittim, durumu anlattım. Bana bu sefer “sende protein erimesi var” deyip yine kutu kutu ilaçlar verdiler. Israr edince Devlet Hastanesine tekrar götürüldüm. Burada sözüm ona yine ultrason ve idrar tahlili yapıldı. Bir şeyin yok denilmesine rağmen yine kutu kutu antibiyotik ilaçlar verildi. Bu şekilde ben Hastane yollarında ve kutu kutu ilaçlar içerek aylar geçirdim. Ama durum bir türlü düzelmiyordu. Bu şekilde; yani ilk kanamalar üzerinden 1 yıl geçti. Artık dayanamayıp Hastaneye gittiğim bir gün “beni Fakülteye götürün ne varsa orda çıkar” dedim. İsteksizde olsalar sonuçta sevk edildim. Oraya gidip tomografi çekilince 2,5 cm genişliğinde bir kütlenin mesanede olduğu anlaşıldı…”
Mektubun bundan sonrası, bu ülkede bir mahkumun göz göre göre ölüme gönderilmesi ve içinde Gaziantep ve Adana illerindeki sağlık görevlilerinin de bulunduğu bir dizi aleni saldırıyı anlatıyor.
Başta, yirmiye yakın ameliyat geçiren ve cezaevi koşullarında tedavisi imkansız olan Erol Zavar olmak üzere bir çok tutuklu ve hükümlü gözümüzün önünde erimekte.
www.erolzavar.com adresindeki internet sitesine girdiğinizde daha ayrıntılı bilgi ve belgeyi bulabilirsiniz.
Yarın bir operasyon geçireceğim.
Dost ellerde, güvenli ve çağdaş koşullara sahip bir sağlık kuruluşunda…
Kendim için hiçbir endişe duymuyorum ama dehşetli utanıyorum.
Bugün iktidarda olanlar,  vaktiyle “Diclenin kenarında bir kurt, aşırsa bir koyunu. Gelir de adli ilahi Ömer’den sorar onu”  diyen bir gelenekten geliyorlar.
Belki onlar da bir parça utanırlar yitirdikleri celadetlerine diye sizinle paylaşıyorum.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,025AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

AKP’nin ‘yargı reformu’ açıklamasına CHP’den tepki: ‘Hukuk yok’ önce onu anlayın

MHP’nin af önerisi Meclis gündeminde beklerken, AKP 23 Haziran seçimleri öncesinde ‘örtülü...

Yer: Ankara, Bahane: Gezi, Harcama: 34 milyon

Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı faaliyet gösteren Elektrik Gaz Otobüs Genel Müdürlüğü’nün (EGO)...

Askerlik Kanunu’ndan ‘kadrolaşma’ çıktı

Kamunun her alanında liyakatı bitiren ve eş dost atamalarıyla kadrolaşma yoluna giden...

Rektör atamaları yine şaşırtmadı

Kamuoyunun, “Suça Ortak Olmayacağız” bildirgesinde imzası olan bir akademisyenin memuriyetten men edilmesini...

Çin’den ABD’ye bir ‘Huawei’ tepkisi daha: Kanıt gösterin

Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Huawei konusunda “söylentiler uydurduğunu” savunarak bu ülkenin “devlet...

Feminist grev dalgası: İp atlayalım mı?

Sena ÖzcanlıKadınların, Polonya’dan Arjantin’e, İspanya’dan Amerika’ya...

Feministin çantasında, “Çok konuşan erkek siyasetçilere” cevap var!

Feministin çantası bu hafta kilometrelerce ötede açıldı, içerisinden iki yumak çıktı, biri...

Bir umut hikâyesi

Gülay Mübarek'in internette tanışıp iki ay görüştüğü E.K. peşini bırakmadı. İki yıldır...

Her 10 kadından 7’si kendini güvende hissetmiyor: Erkekler dijital dünyada da kadına şiddet uyguluyor

İnternet ve mobil cihaz kullanımının günden güne yaygınlaşmasıyla son on yılda sıkça...

Uzmanlardan ailelere uyarı: Şizofreniyi ergenlik belirtisiyle karıştırmayın

Beynin karar verme bölgesinin bozulmasıyla ortaya çıkan şizofreni, dünyadaki tüm ırk ve...

Sonraki haber