Anasayfa KÜLTÜR SANAT Ölüleri seviyorlar

Ölüleri seviyorlar

Puşkin’in bir sözü vardır; sanatçıların ancak öldükten sonra değerlendirildiklerini, bir bakıma bağışlandıklarını anlatmak isterken şöyle der; “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar.” Özellikle bizim toplumumuzda böyle bu. Orhan Veli Kanık ölümünün hemen ilk haftası içinde herkesçe benimsenmiştir. Yıllarca onun girişimine dudak bükenlerin, onunla eğlenenlerin, o girişimi değerlendirmeleri, içlerine sindirmeleri için bir hafta çok kısa bir süre değil midir acaba? Kemal Tahir’de öldükten sonra karşıtlarınca hemeninden bağışlandı. Oysa neler yazılmamıştı onun için. Orhan Kemal’in büyüklüğü çoğunlukla biliniyordu, ama öldüğü gün oybirliğiyle kanıtlandı bu. Ataç için de öyle olmamış mıdır? Öz Türkçe, Ataç’ın öldüğü gün büyük bir hız kazanmıştır.


Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun da asıl ününü öldüğü gün kazandığını söyleyebiliriz. Ece Ayhan’ı düşünün. Ece Ayhan ölümün eşiğine gittiği günlerde önemsenmişti. Kimse onun kurtulacağını sanmıyordu. Ece Ayhan’ın çok iyi bir şair olduğunu daha çok kimseden duymaya başlamıştık. Ölümden kurtuldu Ece Ayhan. Herşey yine eski durumuna geldi. Söylenen sözler geri alındı.

Gerçekten, acımasız bir toplum bizimki.

Başka ülkelerde de görülmüyor değil bu durum. Nedir ki, başka ülkelerde ölümle bağışlanan, daha çok sanatçının, yazarın siyasal tavrı oluyor. Sözgelimi Pasternak son günlerini ülkesinde büyük bir yalnızlık içinde geçirmiştir. Son yıllarında adını bile anmak kolay değildi şairin. Öldükten sonra kitapları üst üste baskılar yapmaya, dizeleri birinci elden sorumlu kişilerin bile dillerinden düşmemeye başladı. Siyasal bir bağışlamadır bu.

Bizde ise sanki sanatçının hayatı, dünyadaki varlığı bağışlanıyor ayrıca. Özellikle 1940’lardan bu yana böyle bu. Daha önceleri sanatçının yaşarken toplumca (devletçe verilen önemden dolayı) ilgi gördüğü gözlemlenmekte. O dönemlerde bir eleştiri olmadığı halde, sanatçı yaşadığı yıllarda değerlendiriliyordu da. Hiç değilse değerlendirilmek isteniyordu. Oysa bir Bedri Rahmi’nin şiirine son on yıl içinde eğilmiş bir eleştirmen gösterebilir misiniz? Öldüğünde ise binbir çelenk örüldü ona.

Ülkemizde sanatçının yazgısı gerçekten ilginç. Yaşadığı sürece ilgilenilmiyor, ölür ölmez göklere çıkarılıyor. Ama kısa bir süre içindir bu, sanki bir törenin gerekleri yerine getiriliyordur, ölümü izleyen birkaç gün, bilemediniz birkaç hafta sonra herşey eski durumunu, ilk durumunu alıyor. Yalnız öldüğünüz gün seviliyorsunuz. Ertesi gün bundan da bıkılıyor. Yine de öldükten sonraki durum daha iyi galiba.

Dikkati çeken bir nokta da, yazılarda, yapılan konuşmalarda, sanatçı için çok abartılmış sözler edilmesi. Yıllar süren bir ilgisizliğin bir çeşit kefareti mi oluyor bu sözler? Cenaze başındaki “Onu nasıl bilirdiniz?” sorusuna karşı koro halinde ve devamlı bir ses yükseliyor; “Büyük biliriz’” Ondan sonra? Ondan sonrası, ondan önceki durumun tıpkısı: sessizlik, umursamazlık, toptan bir unutuş.

En iyisi, diyorum, sanatçıyı öldürmeli, tabutunu yıllarca musalla taşından kaldırmamalı. Büyük şenlik olur. Bedri Rahmi en büyük gürlüğünü öldüğü gün yaşamadı mı?

Puşkin, “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar” demiş ya, Türk Edebiyatı için deseydi bu sözünü biraz değiştirirdi: “Yalnız ölüleri ve öldükleri gün seviyorlar.”

Bir de ölüm tarihini iyi seçeceksin. Olanağın varsa genç öleceksin (en yetenekli sensin). Kuşağının ilk öleni olacaksın (asıl önemli olan sensin). Yetmiş yaşını, seksen yaşını bulduktan sonra ölürsen kimse yüzüne bakmıyor. Yakup Kadri’nin ölümü sessizlikle geçiştirildi. Muzaffer Tayyip ve Rüştü Onur bugün de çok şeylerini erken ölümlerine boçludurlar.


Ha sahi, Ali Canip yaşıyor mu?

Cemal Süreya’nın ‘Ölüleri Seviyorlar’ yazısı 6 Temmuz 1976’da yazılmış. Yani kırk bir, kırk iki yıl önce. Ben YKY’nda ‘Seçme Denemeler’den okudum. Emre Saltık, Halit Akçatepe, vefatları üzerinden bir yıl geçmedi, başlarda zor hayatlar yaşamışlardı, ama Süreya’nın yazdığı sanatçılara göre şanslılardı. Çünkü yaşarken sevilenlerdendi. 2016’da Tahsin Yücel ve geçen yıl yitirdiğimiz Muzaffer İzgü… Edebiyatları üzerine ne kadar inceleme/eleştiri yazısı var?

…Ve Münir Özkul…

…hepsi ve hiç kimse için sessizlik, umursamazlık ve toptan bir unutuş olmasın…

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,694AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

AKP’li eski yönetimden yeme içmeye 13 milyon

Daha önce devraldığı belediyenin mevcut borcunu, sonrasında da personel sayısını afiş yoluyla...

Klavyelere Microsoft tuşu geliyor

Bilgisayar klavyelerinin tamamında, boşluk tuşunun hemen yanında aslında ne işe yaradığı pek...

Yurttaş gıdadan kısıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ilişkin perakende satış hacmi endekslerini açıkladı....

Bölünen üniversitede sistemde not hatası

İsmail ArıGazi Üniversitesi’ ne bağlı dokuz fakülte,...

Eğitimde bir ‘reform’ paketi daha: Okula başlama yaşı yapboza çevrildi

Eğitim sistemini 17 yıllık iktidarı boyunca 15 kez değiştiren AKP’nin, bu alanda...

Moody’s 18 Türk bankasının notunu düşürdü

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Investors Service 18 Türk bankasının kredi notunu...

Tekirdağ’da 42 asker gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı

Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinde 42 asker, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. 

AKP’nin İhvan sevgisi

Dış Haberler ServisiSiyasal İslamcı iktidarın İhvan sevgisi...

2050’de dünya nüfusu 9,7 milyar olacak

Birleşmiş Milletler tarafından dünya nüfusuna dair hazırlanan rapora göre 2050 yılında dünyada...

ABD, Ortadoğu’ya yığınak yapıyor

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında yaşanan gerilim giderek tırmanıyor. ABD Savunma...

Sonraki haber