Omuzda hafif, yüklerde ağır
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Yazımın başlığı, sabık editörüm ve daima arkadaşım Leyla İsmier Özcengiz’e ait. Konusu ise geçmiş yılların en başarılı çevirmenlerinden, nefis bir Türkçesi olan Nüveyre Gültekin. Onu çok eskilerden tanıyan usta çevirmen Leyla, geçmişte kalemlerinin karıştığını söylüyor. Vefatını da şöyle duyurmuştu: “Güzeller güzeli Nüveyre Gültekin. Cumhuriyet Kadını. Babıali Gazetecisi. Çevirmenlerin Ustası.”
Gerçekten de, Nüveyre hanım iki yerden ustamızdır, gazeteci ve çevirmen olarak. Kızı Deniz (Yegül) Gök’ün deyişiyle (gene sabık editörüm, gene daimi arkadaşım) 138 civarı çevirisi varmış... Ama Nüveyre Gültekin’in dünyayı terk etmesi, sadece yakınlarını, akrabalarını üzmedi. Bir okuru olarak ben çok üzüldüm. O Anjelikler, Cartland, Steele bile onun kalemiyle değer kazanırdı. O Türkçe’yi zevkle okurdun.
Yaşıtlarımın hepsi onun için “gençliğimizin usta çevirmeni” gibisinden övgülerde bulunmuş. Bir tanesi kadın çevirmenler arasında rakipsiz olduğunu söylemiş ve eklemiş. “Romanda o, tiyatroda ise Asude Zeybekoğlu”. Hemen onun adını da yazayım da, Asude hanım usta çevirmen övgüsünden mahrum kalmasın. Ender rastlanır çünkü bizim meslekte.
Bir okuru, ondan “Dil ustası”, diye söz ederken, biri de “Genç kızlığımda ve sonra, okuduğum kitaplarda hep vardı,” demiş. “Özellikle onun çevirilerini seçerdik.” Benim için de aynı şey söz konusuydu. Hele birkaç Agatha Christie’si vardı ki, yazarına pek yakışırdı: “Bir Kadeh Şampanya”, “Bağdat’ta Buluşalım”, “Meşum İlan”, “Poirot Bilir”, “Firavun Ağacı”.
Çevirmenlik zor iştir. Kendini yayınevlerine ve okura kabul ettireceksin. En önemlisi de, genç meslektaşlarına örnek olacaksın. Benim Nüveyre Hanım’la böyle bir ilişkim olmadı ama, mesela arkadaşım rahmetli Adnan Semih Yazıcıoğlu’nu kıskanırdım. Gazetecilikte de, çevirmenlikte de onun titizliği elden bırakmaksızın süratle çalışması yüzünden.
Bir de, Seniha Yazıcıoğlu. LCC’de Komple Sekreterlik kursunun Tercümanlık dersi hocam. Bir yıl süren, günde yanılmıyorsam beş derslik bir kurstu. Diğerleri pek aklımda kalmamış ama bu “tercümanlık” dersi hiç aklımdan çıkmaz. Yıllarla birlikte değerini daha iyi anladığım bir anahtar deyimi vardı Seniha Hanım’ın: “Cümleyi kuyruğundan yakalamak”. İnanın ki, çevirinin de anahtarıdır. Cümleyi kuyruğundan yakalamayı bilen iyi çeviri yapar, sentaks facialarından uzak durur.
Gazeteci/çevirmen, “Cumhuriyet kadını” Nüveyre Gültekin İstanbul’da vefat etti ve toprağa verildi. Leyla’nın deyişiyle, “Limanlardan sonsuza kalkan gemiler gibi, omuzda hafif, yüreklerde ağır.” Başta kızı Denizciğim, yakınlarını üzerek.
Ama bizi de üzdü, geçmişteki okurlarını. O dönemden aklımızda bir avuç çevirmenin adı kalmış. Hepsini anmak istiyorum da unutursam diye çekiniyorum.
Yazılarından da Deniz Banoğlu, Broy Yayınları’ndan çıkan kitabı “Geleceğe Mektuplar”da söz etmiş. “
“Gültekin’in yazıları, hep kısa ve özlüydü. Hepsinde yaşadıkları ve gördüklerinin, deneyimlerinin ve birikimlerinin her kesimden insana uzanan bir gönderisi vardı.... Yazdıkları, tümüyle onun “hayata bakış”ını yansıtıyor, geleceğe yazılmış mektuplar olma özelliği taşıyordu.”
Güle güle Nüveyre Hanım. Belli ki birçok insanın hayatına eliniz değmiş. Ne mutlu!