On iki yıllık bir bölüşüm bilançosu
KORKUT BORATAV KORKUT BORATAV
1998-2010 dönemini kapsayan ve Türkiye’nin emekçi sınıflarını ilgilendiren bölüşüm göstergelerinin seyrini kuşbakışı gözden geçirecek durumdayız.
1998-2010 dönemini kapsayan ve Türkiye’nin emekçi sınıflarını ilgilendiren bölüşüm göstergelerinin seyrini kuşbakışı gözden geçirecek durumdayız. Farklı emekçi sınıfların (örneğin işçi ve köylü sınıflarının) bölüşüm göstergeleri paralel seyretmekteyse, en geniş anlamda (kapitalist çiftçiler dahil) burjuvazinin göreli durumunun da zıt doğrultuda değişmekte olduğu söylenebilir.

Niçin 1998’den başlıyoruz? Çünkü, neoliberal modelin kapsamlı son aşamasının uygulanması 1998’de başladı. Bu aşama IMF ve Dünya Bankası gözetimi altında bir dizi anlaşmayla Mayıs 2008’e kadar kesintisiz sürdü. Sonraki iki yılda da makroekonomik ve dışa dönük politikalarda aynı model izlendi. Böylece, 1998-2010 yıllarının göstergeleri, neoliberal modelin sınıflar-arası gelir dağılımı üzerindeki etkilerinin bir bilançosunu oluşturmaktadır.

Bir ikinci bölüşüm bilançosu da AKP’li yıllarla (2003-2010’la) ilgilidir. AKP, 2001 krizi sonrasında sosyal göstergelerin dibe vurduğu bir tarihte (2002 sonunda) iktidara geldi. İktidarın ilk beş yılında Türkiye hızlı (ortalama %7.1’lik) bir büyümeyi yaşadı; 2008-2009’da ise küçüldü. Bölüşüm göstergelerinin bu ortamlardaki seyri, AKP iktidarının sınıfsal konumu üzerinde şüphe duyanlara ışık tutacaktır.

TÜİK ve DPT verilerine dayanan yukarıdaki tablo bu amaçla hazırlandı. Kullanılan göstergeleri kısaca açıklayalım. İlk üç sütun sanayi sektörü verilerinden (ve meslektaşlarım Ebru Voyvoda ve Erinç Yeldan’ın katkılarından yararlanılarak) türetilmiştir. Reel ücretler, enflasyondan (TÜFE’den) arındırılmış ücretlerin işçi başına ortalama seyrini gösteriyor. Emek verimi(1), sanayi sektörü verilerinden hesaplanan işçi başına sabit fiyatlı üretim değerini ifade ediyor. Emek verimi(2) ise, sabit fiyatlı milli gelir serilerinde yer alan sanayi sektörü katma değerinin, TÜİK’in hane halkı işgücü anketlerinde belirlenen sanayi sektörü istihdamına (REV1’e) bölünmesiyle hesaplanıyor. TÜİK’in “iş arayanlar” bilgisine göre hesapladığı dar anlamda işsizlik oranına, iş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar eklenerek geniş anlamda işsizlik oranı elde ediliyor.

Tablonun son iki sütunu tarım ve sanayi sektörleri arasındaki fiyat makaslarının seyrini veriyor; dolayısıyla köylülüğün (piyasa ilişkileri içinde oluşan) göreli durumundaki değişmeleri temsil ediyor. Eski milli gelir serisine dayandığı için bu bulgular 2007’de son buluyor. Tarımın fiyat makası(1), iki sektöre ait fiyat hareketlerini olduğu gibi karşılaştırıyor. Sektörlerin fiyat makaslarının açılması veya kapanması bazen iç ticaret hadleri diye de anılır; ancak tek başına bölüşü%sBm değişimlerini yansıtmayabilir. İncelenen sektörlerin farklılaşmış verim hareketlerini dikkate alan bir düzeltme yapılırsa, daha saf bir bölüşüm göstergesi elde edilir. Tarımın fiyat makası(2) bu düzeltmeyi içeriyor.

***

Neoliberal dönemin bilançosuyla başlayalım.

2010’da sanayide reel ücretler on iki yıl öncesinin yüzde 12.5 altındadır. Türkiye ekonomisinin yüzde 30 oranında büyüdüğü bu dönemde sanayi işçilerinin ücret geliri gerilemiştir.

Bu gerileme kesintisiz olmamıştır. 2001 krizinin hemen öncesi ve sonrasında ücretlerde enflasyonun üzerinde artışlar gerçekleşmiştir. Ancak, bölüşüm ilişkileri gelir düzeylerindeki hareketlerle tanımlanamaz; karşıt konumda bulunan sınıfların, grupların göreli durumlarındaki değişmelerle ilgilidir. Bunun için de ücretleri aynı sektörün emek verimi hareketleriyle karşılaştırmalıyız. Tabloda reel ücretlerin yüzde 12.5 (2009’a kadar ise yüzde 14.1) oranında düştüğü bir zaman diliminde, sanayide emek veriminin yüzde 69.8 (diğer tanıma göre ve 2009’a kadar yüzde 21.5) oranında arttığı anlaşılıyor. Bu bulgunun tek sonucu vardır: Sanayi sektörünün katma değeri içinde kârların payı (ve işçilerin buna göre belirlenen sömürü oranı) çarpıcı boyutlarda artmıştır.

Yedek emek ordusu (işsizlik) hızla artmasaydı böylesine bir bölüşüm bozulması, kolay kolay gerçekleşemezdi. 12 yıllık neoliberal dönemin başıyla sonu arasında dar ve geniş anlamlardaki işsizlik oranlarının 5-10 puan civarında artarak yüzde 11.9 ve 18.5’e ulaşmış olmasına bu açıdan da bakabiliriz.

Köylülüğün göreli ekonomik durumunu yansıtan tarım/sanayi fiyat makası (basit ve düzeltilmiş tanımlara göre), 1998-2007 arasında yaklaşık üçte bir veya beşte bir oranda bozulmuştur.

Kıssadan hisse: Sanayi sektörü işçilerine ait göstergelerin tüm işçi sınıfını temsil ettiğini kabul edersek, neoliberal model 1998 sonrasında sermaye lehine dramatik bir dönüştürmeyi hayata geçirmiştir.

***

Gelelim AKP dönemine… Kriz içinde emek aleyhine değişen gelir dağılımı, genellikle birkaç yıl sonra kriz öncesindeki duruma döner ve sermayenin kazanımları kalıcı olmaz. 2001 krizini izleyen AKP’li yıllar bu geçmiş gözlemlere istisna oluşturmuştur. 2003-2007 yıllarında reel ücretler ve tarım/sanayi fiyat makası, çok ılımlı tempolarda (yüzde 2-5 oranlarında) yükselmiş; ancak, kriz öncesindeki (1999’daki) düzeylere ulaşmaktan çok uzak kalmışlardır. Aynı yıllarda emek verimi (iki göstergeye de göre) üçte bir oranında arttığı için, katma değerden kârlara giden payın tırmanışı süregelmiştir. İşsizlik oranları AKP’li yıllarda kesintisiz yükselmiş; kriz sonrasında herhangi bir düzelme gerçekleşmemiştir.

2009 krizinde de istisnasız tüm göstergeler emek aleyhine bozulmuş; beklenen sonuç ortaya çıkmıştır.

On iki yılın tümü için yaptığımız gözlem, AKP’nin sekiz yılı için de geçerlidir: Bölüşüm ilişkilerinin sermaye lehine dönüşmesi pekişmekte; güçlenmektedir.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız