'Önlem alınmazsa Edremit Körfezi elden gidecek'
30.08.2018 10:06 ÇEVRE

Edremit Çevre Platformu, "Körfez'de deniz kirliliği, sebepleri, sonuçları ve alınması gereken önlemler" başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Önlem alınmazsa çok daha kirli bir Körfez ile karşı karşıya kalınacağı belirtilen açıklamada, " O nedenle, sürekli veya sezonluk olarak burada yaşayanlar, hepimiz sorunlarımızı sezon sonunda unutup, gelecek sezon tekrar hatırlama lüksüne artık sahip değiliz. Zira, önlem alınmazsa Edremit Körfezi artık resmen elden gidiyor" denildi.

Sorunların kaynağının hızlı kentleşme ve plansız gelişme olduğu belirtilen açıklamada, karasal kirleticiler ve çok sayıdaki özel arıtma tesislerinin yetersiz kapasitesi vurgulandı. Açıklamada çözüm olarak ise, arıtma tesislerinin kapasiteleri yaz nüfusu dikkate alınarak artırılması ve sadece biyolojik arıtma yapabilen bu tesislerin en kısa zamanda ileri arıtma yapar hale getirilmesinin zorunlu olduğu ifade edildi.

Açıkmada yetkililere çağrıda bulunularak, "Vergileri veren biziz, hizmet istemek de bizim hakkımız. Bizler, artık bu kirli denize girmek ve hasta olmak istemiyoruz. Körfez elden gitmeden, bu kirlilik sorununa bir çözüm bulunmasını istiyoruz" denildi.

Edremit Çevre Platformu'nun yaptığı basın açıklamasının tamamı şöyle:

"Kıyılarımızda, bir yaz sezonu daha sona ermek üzere. Deniz, güneş, doğa ve dinlenme için bu coğrafyaya gelenlerin büyük çoğunluğu, 5-6 hafta sonra evlerine dönmüş, kıyılarımız ise yine tenhalaşmış olacak. Gördüğünüz ve yaşadığınız üzere bu yaz döneminde, geçen senekinden daha kirliydi denizimiz. Eğer hiçbir önlem alınmazsa, maalesef seneye çok daha kirli bir Körfez karşılayacak hepimizi. O nedenle, sürekli veya sezonluk olarak burada yaşayanlar, hepimiz sorunlarımızı sezon sonunda unutup, gelecek sezon tekrar hatırlama lüksüne artık sahip değiliz. Zira, önlem alınmazsa Edremit Körfezi artık resmen elden gidiyor.

"SORUNLARIMIZIN KAYNAĞI HIZLI KENTLEŞME VE PLANSIZ GELİŞME"

Sorunlarımızın kaynağı hızlı kentleşme ve plansız gelişmedir. Talep var diye, son sürat zeytin kesip yazlık konut yapılıyor. Ancak yollar, su ve kanalizasyon hatları ve en önemlisi de arıtma tesisi yatırımları, çok ama çok geriden geliyor. İlçemizdeki arıtma tesislerinin hem kapasiteleri ve hem de kabiliyetleri çok yetersiz. Sürekli oturan nüfus dikkate alınarak inşa edilen arıtma tesisleri, yaz dönemi yoğunlaşan nüfus hareketi sonucunda çok yetersiz kalıyorlar. Arıtılmak için tesislere gelen atık sular, pek de arıtılamadan denize deşarj ediliyor. Altınkum Dalyan’da veya Şahindere’de oturanlar, arıtma tesislerinden kaynaklanan ve gece yarılarında ortalığı kaplayan kesif kanalizasyon kokularıyla uykularından uyanmak durumunda kalıyorlar bu nedenle. Sabahları ise denizin üzeri, kıyılarımız gözle izlenebilen kirliliklerle dolu oluyor. Hele uzun bayram tatillerinde bu durum iyice çekilmez hale geliyor. Bu nedenle, arıtma tesislerinin kapasiteleri yaz nüfusu dikkate alınarak arttırılmak ve sadece biyolojik arıtma yapabilen bu tesisler en kısa zamanda ileri arıtma yapar hale getirilmek zorundadır. Tek çözüm budur. Oysa BASKİ bunları yapmak yerine, mevcut tesislerin sözümona arıtılmış çıktılarını denizin 1-2 kilometre açığına borularla boşaltmak için, Derin Deniz Deşarjı Projeleri tasarlamaya kalkıyor. Ve çok büyük hata ediyor. Zira biyolojik arıtmadan çıkan atıksuları götürüp denizin derinine boşatmak, sadece denizdeki canlı yaşamı sona erdirmekle sonuçlanır. Atıksulardaki kimyasallar orada canlı bırakmaz. Bu anlamsız ve çözüm bile olmayan projelerle hepimizin parasını boşa harcamak yerine, yetkililere düşen gerçek ve kalıcı 'ileri arıtma tesisleri' kurmak olmalıdır. İstanbul senelerce bu eski projeleri uyguladı ve Marmara Denizi can çekişiyor. Şimdi sıra Edremit Körfezi’ne mi geldi?

"ÖZEL ARITMA TESİSLERİ YETERSİZ KAPASİTEDE"

Sorunlarımızın bir diğer kaynağı ise karasal kirleticiler ve çok sayıdaki özel arıtma tesislerinin yetersiz kapasiteleridir. Karasal kirleticiler çok önemli ve burada dereler karşımıza çıkıyor. Örneğin, Edremit Çayı bilindiği üzere önce Edremit çöplüğünün içinden geçiyor. Buradan sızan tüm kirleticileri bünyesine alıyor ve sonra da içine karışan kanalizasyon akıntıları, zirai ilaçlar, gübreler, besi çiftliği atıkları ve her türlü kirleticiyle birlikte akarak Dalyan’da deniz dökülüyor. Döküldüğü yerden 500 metre ilerde ise, insanlar denize giriyorlar ve haliyle de hastalanıyorlar. Bu yaz, özellikle çocuklarda ishal ve ateşli hastalılar çok arttı farkında olduğunuz üzere. Hastanelere giden çocukların ailelerine doktorlar, öncelikle nereden denize girdiklerini sormaya başladılar. Bu hastalıkların kaynağının koliform ve streptekok olduğunu artık herkes biliyor. Sadece Edremit Çayı da değil üstelik, tüm derelerimiz böyle. Havran Çayı, Kanlıçay, Zeytinli Çayı, Akçay, Pina Deresi, Manastır Çayı, Şahindere ve Mıhlı Çayı, denizimize sürekli kirlilik taşıyorlar ne yazık ki. Ayrıca bir çok özel işletmelerin arıtma tesisleri de yetersiz kalıyor. BASKİ’nin arıtma tesisleri gibi, özel işletmelerin, otel ve tatil sitelerinin arıtma tesisleri de geceyarısından sonra denize arıtılmamış çıktılarını salıyorlar. Çünkü bunların da kapasiteleri yetersiz kalıyor yaz sezonu yoğunluğunda. Bu nedenle, karasal kirleticilerin dereler vasıtasıyla denize inmesi sorununa ve özel arıtma tesislerinin yetersiz kalmasına, kamu kurumları ivedilikle bir çözüm bulunmak zorundalar.

onlem-alinmazsa-edremit-korfezi-elden-gidecek-504341-1.

"ÇÖZÜM, KİRLİLİĞİ HALKIN GÖZÜNDEN KAÇIRMAKLA OLMAZ"

Ayvalık’tan Ayvacık’a kadar, Edremit Körfezi’ndeki denizin temiz ve sahilin güvenli olduğunun işareti olan Mavi Bayrak’lar ise artık neredeyse hemen hiç kalmadı bildiğiniz gibi. Bu kadar pis bir denize sahili olan yerleşimlerde, haklı olarak Mavi Bayrak’ın dalgalanmasına izin vermiyor TÜRÇEV. Kirliliğin bir kanıtı da bu. Diğer bir kanıtı ise Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün Mayıs’tan Eylül sonuna kadar her 15 günde bir Körfez’in muhtelif noktalarından aldığı deniz suyu numunelerine yaptığı analiz sonuçlarıdır. Bu analizler, bazı noktalarda ama özellikle dere ağızlarında 'kötü' çıkmaktadır. Çünkü arıtma tesisi çıktılarının denize aktarılması hususu, bilindiği üzere şimdilik genelde dereler vasıtasıyla olmaktadır. Buradaki sonuçlar tam bir felakettir. Peki bir kamu kuruluşunun 'kötü' dediğine, BASKİ nasıl 'normal' diyebilir? BASKİ’nin arıtma sonuçları normalse, bu dereler kendi kendilerine mi kirleniyorlar acaba? Soruna çözüm amacıyla eğilmek yerine, başından savmak değil midir bu yaklaşım? Nasıl ve ne hakla, bu kirliliği gözlerden kaçırmak için, denize borular döşeyerek sözümona Derin Deniz Deşarjı projeleri yapabilir ki? Çözüm, kirliliği halkın gözünden kaçırmak değil, gerçek ve kalıcı yatırımlarla sorunu gidermek ile olur. Bu nedenle BASKİ’ye karşı bir yürütmeyi durdurma davası açmış bulunuyoruz ve kazanacağımıza da sonuna kadar inanıyoruz. Hepinizi de bu yargı sürecinde yanımızda görmek istiyoruz.

"CAN ÇEKİŞEN SAHİLLERİ KİRALAMAYA ÇALIŞMAK NEDİR?

Sorular belli. Çözümleri de. Önemli olan, yerel yöneticilerin ve merkezi yönetimin ilimizdeki temsilcilerinin, bu sorunları açık yüreklilikle ve olduğu gibi kabullenmesidir. Yok saymak, anlamazlıktan gelmek, hafife almak gibi tavırlar asla bize çözüm getirmez. Doğruyu söyleyen biziz. Bu kirlilikte bu denize girilemez. Bu kirlilikte insanların bu denize girmesini ses çıkartmadan izlemek insanlığa sığmaz. Yöneticiliğe ise hiç yakışmaz. Bu sezon hastalananlar yetmedi mi? Şimdi de Rock Festivali için sahillerimize gelecek binlerce gencin bu kirli denize girmesi, sessizce izlenecek mi şimdi? Peki bu sorunları çözmek yerine, can çekişen bu sahillerin her bir karışını kiralamaya çalışmak nedir sizce? Balıkesir Büyükşehir Belediyesi işte tam olarak bunu yapıyor. Hızla kirlenmekte olan bu sahilleri kiralayıp, işletmecilerle halkı karşı karşıya getiriyor. Bu kirli denize girmek için bir de para mı ödenecek? Bu nasıl bir anlayıştır? EDÇEP’in bu konular çerçevesinde gerçekleştirdiği imza kampanyası ile kısmi düzenlemeler yapmak zorunda kaldılar bu yaz. Ancak dileğimiz, hem denizin temiz olması ve hem de halkın sahillerimizden özgürce ve hiç kimseye para ödemeden yararlanmasıdır. EDÇEP bu amaçla bir dava açma hazırlığı da yapmaktadır. Bu süreçte de desteklerinizi bekliyoruz.

onlem-alinmazsa-edremit-korfezi-elden-gidecek-504345-1.

"ARTIK SONUÇ ALMAKTA KARARLIYIZ"

Sorularımızı dürüstçe kabullenmek ve çözüm için elbirliğiyle uğraşmak, yerel yöneticiler ile merkezi yönetimin ilimizdeki kurumlarının ortak görevi değil midir? Başta Balıkesir Valisi’ni, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ni, Edremit Kaymakamı’nı, Edremit Belediyesi’ni, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü, İl ve ilçe Sağlık Müdürlüklerini acil olarak göreve çağırıyoruz. Vergileri veren biziz, hizmet istemek de bizim hakkımız. Bizler, artık bu kirli denize girmek ve hasta olmak istemiyoruz. Körfez elden gitmeden, bu kirlilik sorununa bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Kirlettikten sonra temizlemeye çalışmanın çok daha pahalı olduğunu da elbette biliyoruz. Onbinlerce insan bu kirli denize razı olmak için konut satın almadı bu kıyılardan. Bunca tesis de, bu kirli deniz nedeniyle boş kalmak için açılmadı. Bunca lokanta, kafe, otel, motel, pansiyon, çay bahçesi müşterisiz kalmaya razı değiller. Varolan şartlar, sürdürülebilir bir turizm ekonomisi yaratamıyor ve yaratamaz. Sürekli oturan da, sadece yazın gelen de, esnaf da, turizmci de, balıkçı da, müteahhit de bu gidişe seyirci kalınmasına razı olamaz. Tüm toplum kesimleri artık 'ÇÖZÜM' diyor. Sesimiz duyulmak ve gerekenler yapılmak zorunda. Aksi takdirde, tüm sorumlular tarih önünde hesap vermekle yüzyüze kalacaklardır. Halkın sesini duyun ve hemen gerekenleri yapın lütfen. Tüm görevlileri, görevlerini yapmaya çağırıyoruz. Bizleri çok daha büyük imza kampanyaları gerçekleştirmek zorunda bırakmayın. İnanın sesimizi duymamakta ısrar edilirse, bu coğrafyada yaşayan her bir yurttaşımızın imzasını alarak, yeniden kapınız çalacağız. Artık sonuç almakta kararlıyız, 'yeter' diyoruz."