Onurlu ve omurlu bir mercekten kriz
HAYRİ KOZANOĞLU HAYRİ KOZANOĞLU
“Liberal Faşizm” başlıklı bir kitap Amerika'da bestseller listelerine yükseldi. Hemen burada liberalin solcululuk anlamında kullanıldığını

“Liberal Faşizm” başlıklı bir kitap Amerika'da bestseller listelerine yükseldi. Hemen burada liberalin solcululuk anlamında kullanıldığını, yani “sol faşizm” mesajlı bir “eserle” karşı karşıya bulunduğumuzu hatırlatmak gerekiyor. Los Angeles Times köşe yazarı Jonah Goldberg'in kaleme aldığı kitapta yer yer hınzırca ve keyifli anekdotlar bulunmakla birlikte, özünde şu mesaj veriliyor: Anti-demokratik, baskıcı, ayrımcı, ırkçı tüm melanetlerin sorumlusu solculardır, ilericilik iddiası taşıyanlardır. Goldberg sadece solcuları eleştirmekle kalmıyor, yeri geldiğinde George W. Bush'tan Ronald Reagan'a, Newt Gingrich'e kadar tüm sağcılara da kol kanat germeyi ihmal etmiyor.
Türkiye'de henüz bu mealde dört başı mamur bir eser ortaya konulamadı. Muhtemelen liberal yönelimli yerli Goldbergler, “o kanal senin, bu panel benim, şu gazete köşesini de boş bırakmayalım” derken yazılı ve görsel medya ortamlarında solun yeni kabahatlerini keşfetmekle o denli meşguller ki, fikirlerini kitaba dökmeye zaman bulamıyorlar. Türkiye'nin yakın tarihini adeta her gün yeniden yazıyorlar, biz de çoğu zaman hayretle izliyoruz. Meğerse cumhuriyet tarihinde hayırlı, demokratik, uzlaşmacı, yenilikçi, yaratıcı tüm sevaplar bir dönem “sağcı, faşist, şeriatçı” diye yaftalananların hanesine yazılmalıymış da, darbecilik başta olmak üzere musibetlerin tüm kaynağı “solcu, sosyalist, devrimci” kisvesiyle ortalıkta dolaşanlarmış.
Michelle Foucault, “tarih insanların nasıl düşünmeden hareket ettiklerinin, düşünce tarihi ise insanların nasıl hareket etmeden düşündüklerinin hikâyesidir” der. İnsan zaman zaman acaba Türkiye tarihi de, “okumadan, bilmeden, tabii ki düşünmeye gerek duymadan; temenni edenlerinmiş gibi varsayanların, hiçbiri olmadı işkembesine müracaat edenlerin hikayesi mi, diye düşünmeden edemiyor.

H.E’YE CEVAP GEREKİYOR!
Bunları neden vurgulamak ihtiyacını hissettim? Çünkü Taraf gazetesinde iki gün süreyle yayımlanan, Liberal Faşizm'in yerli adaptasyon türü bir söyleşiye rastladım. Her satırı piyasa toplumunun faziletleri, (aslında kendince varlığı tarihsel olarak bile su götüren) emperyalizmin nimetleri, küreselleşmenin hikmetleri ile bezeli bu söyleşide H.E. AKP'ye (tahmin edilebileceği gibi kendisi AK Parti demekte) çiçek atmayı da ihmal etmiyor. Emperyalizmin Türkiye'ye neden daha kalıcı bir biçimde yerleşemediğine hayıflanmaktan da kendini alamıyor. Sağa alabildiğince hayırhah, sola ise inanılmaz hoyrat. İşin ilginç yanı, kuruldu kurulalı bir tek genel seçime katılamamış da olsa, bir sol partinin genel başkanı sıfatını taşıması. Kapitalizm derin bir krizle sallanırken, AB en ciddi kimlik bunalımını yaşarken, piyasa toplumunun en sıkı savunucusu eski Amerikan Merkez Bankası başkanı Alan Greenspan bile güvendiği dağlara kar yağdığını saklamazken böyle mutlu mesut bir küreselleşme tablosu çizen bu şahsa bir cevap gerekmez mi? Diye düşünürken üzücü bir haberle karşılaştım.

AMA DAHA ANLAMLI BİR ŞEY VAR…
Marksist, Troçkist, uluslararası ilişkiler alanında değerli bir biliminsanı İngiliz Peter Gowan yaşamını yitirmişti. Gowan çaresiz bir hastalıkla boğuşurken bile son bir gayretle New Left Review dergisinin Ocak/Şubat sayısında yer alan “Wall Street'te Kriz” makalesini tamamlamayı başarmıştı. İngiliz emperyalizmini öve öve bitiremeyen, Fransız emperyalizminin Türkiye serüvenini de sitayişle anmayı ihmal etmeyen H. E.'yi kendisi gibi YDH'ye “reenkarnasyon” yaptırmaya soyunmuş yandaşlarına emanet edip, yaşamını Amerikan, İngiliz topyekun emperyalistlerin teşhirine adayan Peter Gowan'a kulak vermek daha anlamlı göründü. O güne değin yazılarından tanıdığım Gowan'ı 2004 Londra Avrupa Sosyal Forumu'nda izlemek, etkili hitabetine de tanık olmak fırsatını bulmuştum.
Gowan son makalesinde, öncelikle reel ekonominin finansal üstyapıyı belirlediği şeklindeki varsayımı aşmak gerektiğini vurguluyor. Bu çözümleme krize tek nedenli bir açıklama getirmez. Yeni Wall Street Sistemi'nin altyapısı Finansal Küreselleşme diye parlatılan kaydi dolar sistemi, döviz kuru riskinin özelleşmesi, döviz kontrollerinin kaldırılmasıdır. Dahası, bu sistem Amerikan kapitalizminin derin sorunlarına çözüm getirmese bu denli serpilip gelişemezdi.
Gowan Wall Street bankacılık sisteminin temel özelliklerini şöyle sıralıyor:
(i) kredi verme işlemi ve gayri menkul alım satımının aynı çatı altında toplanması;
(ii) spekülatif işlemlerin yaygınlaşması ve finansal varlık fiyatlarının şişirilmesinin önemli bir                  kar kapısı haline gelmesi;
(iii) aşırı borçlanmalarla ve bilançoyu genişleterek kar yolunun açılması;
(iv) gölge bankacılık sisteminin Londra ayağını da kullanarak yükselmesi;
(v) para piyasalarının da spekülatif bir kazanç aracına dönüşmesi;
(vi) kredi türev ürünlerinin yaygınlaşması.
Böylelikle öncelikle şu nokta vurgulanmalıdır: Sistemin içine yuvarlandığı kriz, Greenspan'in başında bulunduğu dönemde Amerikan Merkez Bankası'nın yanlış politikaları; bankaların, düzenleyici otoritelerin, rating kuruluşlarının hatalarından doğan bir kazayla açıklanamaz. Kendi içinde tutarlı bütün bir Yeni Wall Street Sistemi krizin müsebbibidir. Bu nedenle özellikle sosyal-demokrat çevrelerde yaygın taraftar bulan bir yaklaşımla, Wall Street ve Washington'un “neoliberal” veya “serbest piyasa” ideolojisinin çekim alanına girmesi, gerekli düzenlemelerinin yapılmamasıyla bir kriz analizi yapılamaz. Çünkü Greenspan ve çevresi gidişatın bir kriz doğuracağının ve sonunda kamu otoritelerinin er ve geç onları kurtaracağının farkındaydı. Ne var ki, sınıfsal tercihleri o dönem bu gidişata göz yummayı gerektiriyordu.

NASIL BİR SİSTEM’ TARTIŞMASI
Öyleyse tartışılması gereken sisteme nasıl düzenlemeler getirileceği değil, iki farklı düzeyde  nasıl bir sistem benimseneceğidir. Birinci düzey, kredi ve bankacılığı üretici sektörün sermaye birikimine göre düzenlenmiş bir kamusal hizmet sistemine dönüştürmek, karşısında bütün ekonomik etkinlikleri kendi kar arayışına tabi kılan bir kredi ve bankacılık sistemi. İkinci düzey, ulusal-çok taraflı işbirliğine dayalı uluslararası bir finans ve para sistemine karşı, emperyal nitelikte Atlantik bankaları ve devletleri egemenliğinde bir sistem. Haliyle Gowan her iki düzeyde de birinci seçeneği öneriyor.

‘AB VE AVRO PROJESİ DE ÇOK RİSKLİ’
Peki bu krizin sonu nereye varacak? Gowan AB ve Avro projesinin Amerikan tarzı finansal sistem kadar riskli olduğu kanısında. Çünkü sistem bankaların büyümesini özendiriyor, her ne kadar Tek Pazar ve Rekabet kuralları devlet yardımını engellese de, 1930'lar benzeri bir depresyona izin verilemeyeceği için (makalenin yayımlanmasından sonra doğrulandığı gibi) kaçınılmaz bir biçimde hükümet müdahaleleri gündeme gelecek.
Atlantik modelinin krizi, ideolojik anlamda iki sonuç verecek. Çin'in devlet mülkiyetindeki banka merkezli modelinin prestij kazanması ve Batı'da 1991'den beri unutulmaya yüz tutan kamusal modelin gündeme gelmesi.
Dünya ekonomisinin uzun vadeli borç ilişkilerinde de iki yapısal eğilimin güçlenmesini bekleyebiliriz. Birincisi, Güney ülkeleri, Latin Amerika, Afrika'nın IMF polisliğinde gelişen borçluluk ilişkilerinin yeniden pompalanması. Diğer bir deyişle Güney'in tekrar borçlandırılması. İkincisi, ABD'nin başta Çin olmak üzere, Doğu Asya'ya elinin mahkum olması nedeniyle uyguladığı makro ekonomi politikalarının bu merkezlerce eleştiri konusu edilmesi.

H.E’NİN DİKKATİNE SUNULUR...
Doğu Asya'nın Anglo-Amerikan cephesine meydan okuyarak, dünya ekonomisinde alternatif kurumsal düzenlemeler oluşturma yoluna gidip gitmeyeceği de iki nedenle açık değil. Birincisi, Doğu Asya'daki iç çekişmeler; ikincisi ise bu tercihin Çin'in stratejik önceliği olduğu konusundaki soru işaretleri. Doğu Asya kendi emtia ve petrol piyasalarını açıp Londra ve Chicago'nun egemenliğine son verme rasyonellerine sahip. Ama bu arayışın Hong Kong, Japonya ve Singapur gibi üç ayrı merkeze dağılması güçleri böldü. Çin'in önceliği ise, iç talebe bağlı büyümeyi sağlamak ve sermaye birikimini kıyı bölgelerden iç bölgelere yaymak. Bu nedenle, şimdilik dünya ekonomisinin yeni kurumsal yapılanması için Amerika'ya meydan okumaya niyetli görünmüyor. Ama Wall Street'in gücü ve yeni bir sanayi hamlesini zorlayacak toplumsal dinamiklerin zayıflığı şimdilik Amerikan kapitalist sınıfının bu şansı tepeceği izlenimini veriyor. Böyle giderse Amerika belki Çin destekli yeni bir borç güdümlü büyüme fazına geçebilir. Yine de dünya ekonomisindeki ağırlığını kaybetmekten kurtulamaz.
Peter Gowan 60'lı yıllardaki Yeni Sol Hareketin önde gelen isimlerinden biriydi. Dolar-Wall Street kompleksi üzerine tezleri,  küresel krize ilişkin okumaları, Amerika'nın askeri stratejisine odaklanan analizleri önümüzdeki dönemde de Marksist tartışmalar için zemin oluşturacak. Velhasıl iyi başlayıp iyi bitirenlerden biri olduğu tartışma götürmez. H.E. ve benzerlerinin dikkatine sunulur...